GÜNÜN SÖZÜ Damla Damla.
İnsan kırılan kalbi için küsmeyi bulmuş. Bakmış affedemiyor, susmayı bulmuş. -La Edri.
Etiket Listesi

Like Tree3Beğeniler
  • 1 Post By Türkolog
  • 1 Post By Damla
  • 1 Post By Türkolog
Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30 Nisan 2020   #1
Madem ki erler gibi yürüyor, ayaklarının çevikliğine güveniyorsun. Bunun şükür ifadesi olarak ağır ağır gidenlere katlanman gerekmez mi?
Türkolog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Şubat 2017
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 5.759
Konular: 675
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 708 Mesaj
Etiketlendi: 80 Konu
Ruh Hali: Arastirmaci
Standart Başkurt İsyanları

BAŞKURT İSYANLARI

Giriş

Çarlık Rusyası’nın 1552’de Kazan’ı ve 1556’da Astrahan’ı işgali Türk dünyasında bir dönüm noktası olmuştur. Gittikçe Türkistan’a doğru yayılan Ruslar burada Türkler için siyasi ve kültürel bakımdan bir baskı politikası izledi. Neticede kültürel değerlerine sahip çıkmak ve istiklallerine tekrar kavuşmak için isyan eden Türk toplulukları zamanla baş gösterdi. Bu topluluklardan biri Başkurtlar idi. Özellikle XVII. ve XVIII. yüzyıllarda çıkardıkları sayısız isyanla Başkurtlar Rusya Türkleri arasında direnişin sembolü oldu. Biz de Başkurtların bu önemli rolünü açıklayabilmek, isyanlarının amaçlarını ve neticelerini ortaya koyabilmek için bu eserimizi kaleme aldık. Eserimizde, çıkan isyanları kronolojik sırayla ve genel hatlarıyla aktarmaya gayret ettik.

Başkurtlar

Başkurtlar, Rusya toprakları içerisinde İdil-Ural Bölgesi’nde, Volga Nehri ile Orta ve Güney Urallarda yaşayan bir Türk kavmidir. Başkurtlar, bugün Rusya Federasyon’u devletinin sınırları içerisinde yer alan Başkurdistan Cumhuriyeti sınırları içinde yaşamaktadır. 143.600 km kare toprağa sahip olan Başkurdistan Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu’nun genel yüzölçümünün %0,8’ini oluşturmaktadır. Başkurdistan Cumhuriyeti, batıda Tatar Cumhuriyeti, kuzeybatıda Udmurt Cumhuriyeti ile kuzeyde Perm ve Sverdlovsk eyaletleri, doğuda Çelyabinsk eyaleti, güneyde Orenburg eyaleti ile sınırdaştır. 2014 yılında yapılan nüfus sayımına göre Başkurdistan’ın nüfusu 4.069.698 olarak tespit edilmiştir. Nüfusun yaklaşık üçte biri cumhuriyetin başkenti olan Ufa şehrinde yaşamaktadır.

Başkurt Adı

Başkurt kelimesinin etimolojisi hakkında araştırmacılar arasında bir fikir birliği olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Zeki Velidi Togan, Başkurt kelimesinin ‘’Beş Ogur’’dan geldiğini ifade etmesine rağmen İran efsanelerinde Hazar denizinin güneyinde Kurtbaş isminde bir kavmin yaşadığını ifade etmiştir. Buradan hareket ile Kurt-Baş/Baş-kurt şeklinde eski bir etimolojinin olduğunu belirtmiştir. Ferhad Zeynelov’a göre Başkurt kelimesinin ‘’birinci kabileler’’ anlamına geldiğini iddia etmiştir. O, Başkurt kelimesinde bulunan ‘’Baş’’ kelimesinin ‘’birinci’’ anlamına geldiğini, ‘’kor’’ kelimesinin ise ‘’kabile’’ anlamına geldiğini belirterek sondaki ‘’t’’nin ise çoğul ek olduğunu ifade etmiştir. R.G Kuzeyev ise Başkurt kelimesini ise ‘’baş’’ın ana, temel gibi anlamlara geldiğini, ’’kurt’’ kelimesinin ise ‘’kabile’’ anlamına geldiğini ifade etmiştir. 4 Söz konusu kelimenin etimolojisi konusunda bir diğer görüş ise ‘’baş’’ kelimesini ‘’baş, başta gelen’’ ifadeleri ile açıklarken, kurt kelimesinin karşılığını da ‘’arı’’ olarak açıklamıştır. Araştırmacılar bu görüşün kanıtı olarak Başkurtlar’ın eskiden beri arıcılıkla uğraşmalarını göstermişlerdir.[1]

Başkurt kelimesinin menşei ile ilgili efsaneler de mevcuttur. Bunlar arasında en kabul göreni: Bir göç esnasında bozkırlarda yollarını kaybeden Başkurtlar’ın karşılarına çıkan kurt onlara yol gösterdi ve onlara yeni vatan olarak Ural dağlarını bulmalarında yardımcı oldu, Başkurtlar’ın ataları da bu hayvana kurt dedi. Kurdun yollarını bulmaya yardım eden kavmin dört reisi, onların da üç oğulları vardı. İste bu yedi ayrı şahıs yedi ayrı ile baş oldu. Böylece bu yedi başın himayesindeki halk, kılavuzluk eden kurdun peşinden geldikleri için Başkurt ismini aldılar. Gerdizi’nin Hazarlar arasında 2.000 süvariye sahip Başgird isimli bir kumandanın olduğunu ve onun Bulgarlar’a karşı savaştığını belirtir. Kimi araştırmacılar Başkurt isminin söz konusu kumandanın adına bağlamıştır.[2]

Başkurtlar Hakkında İlk Bilgiler

Haklarında ilk bilgiler Zeki Velidi Togan’a göre Ptolemaios’un eserinde geçmektedir. O, ayrıca eserinde Batı kaynaklarında ve İran destanlarında geçen ‘’Vaşgird’, Tirmiz yanındaki Başkurt dağı ile Pamir bölgesindeki Başkurt gibi coğrafi isimlerden dolayı Başkurtlar’ın en eski çağlarda Türkistan’ın güneybatı taraflarında yaşamış olabileceğini belirtmiştir.[3]

Haklarında ilk derli toplu bilgiler İslam kaynaklarında geçmektedir. Mesudi haricinde tüm İslam kaynakları Başkurtlar’ın yaşadıkları bölge olarak bugünkü yaşadıkları toprakları göstermiştir. Mesudi ise Oğuz, Karluk ve Kimeklere yenilen Başkurtlar’ın Kuzey Kafkasya’daki Hazarlara sığınmış olduğunu belirtip, burada yaşadığını belirtmiştir. Haklarında verilen bilgiler açısından X. Yüzyılda İbn Fadlan tarafından kaleme alınmış olan seyahatname önemlidir. Abbasi Halifesi Muktedir-billah, Bulgar hükümdarı İlteber Almuş’ın kendilerine İslam’ı öğretecek görevliler istemesi üzerine İdil Bulgar Devleti’ne bir heyet göndermiştir. İşte bu heyetin içerisinde yer alan İbn Fadlan yolculuğu sırasında rastlamış olduğu Türk boylarının kültürleri, sosyal yaşamları ve dini inanışları hakkında bilgi vermiştir. Bilgi verdiği Türk boylarından bir tanesi de Başkurtlardır. O, Başkurtlar için Türk boylarının en zararlıları, muharipleri ve adam öldürmeye en meyillileri ifadesini kullanmıştır. İbn Fadlan aynı zamanda onların dini inanışları hakkında da bilgi vermiştir.[4]

Rus Hâkimiyetine Kadar Başkurtlar’ın Tarihleri

X.-XIII. yüzyıllarda Başkurtlar, İdil Bulgar Devleti’nin etkisi hâkimiyeti altında olup, Kuman-Kıpçaklar ile komşuydular. Bulgar egemenliği altında bulunan Başkurtlar, kürk, bal mumu ve bal olarak vergi ödemişlerdir. Vergi at olarak da alınmıştır. İbn Ruste’nin bildirdiğine göre her Bulgar uyruklu evlenmiş kişi Bulgar hanına binek atı vermek zorundadır.[5]

Başkurtlar’ın Üsergen adlı boyunun XII-XIII. Yüzyıllarda hazırlanan şeceresinde Başkurt ile Cengiz İmparatorluğu ile ilişkilerin başlangıcı konusunda bilgiler mevcuttur. Bu şecereye göre Muyten Bey adlı bir boy beyinin başkanlığında yedi tane Başkurt beyi Cengiz Han’ın karargâhına gelerek onunla barış anlaşması akdetmişlerdir. Bu olay 1219 veya 1220 yılının yaz aylarında gerçekleşmiştir. Anlaşmaya göre Başkurtlar müttefiki olmuştur ancak Başkurtlar Ural Dağları ile Volga Nehri civarındaki bazı bölgeleri Moğollara terk etmek durumunda kalmışlardır.[6] Buna karşın Rudenko 1228 yılında Başkurt topraklarının güneybatısının işgal edildiğini daha sonra ise 1236 yılında yapılan sefer ile tamamen istila edilerek Altın Orda hâkimiyetine girdiklerini ifade etmiştir.[7]

Cengiz ve oğulları zamanında Moğol ordularının süvari kısmını teşkil etmişlerdir. Daha sonra Altın Orda Devleti idaresinde kalabalık bir topluluk halinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. X. Yüzyılda Bulgar hakimiyeti altında iken İslam dini ile tanışmış olsalar da, söz konusu din ancak XIV. Yüzyılda Başkurtlar arasında hâkim duruma gelmiştir. Altın Orda Devleti’nin yıkılması ile Ak İdil ve Kama nehrinin doğusunda yaşayanlar Şıbanoğulları idaresine girerken, güney ve güneybatıda yaşayanları ise Nogay mirzaları tarafından idare edilmiştir. XV. ve XVI. yüzyıllarda Başkurt bölgesini Şıban-Tura hanları idare etmesine rağmen, Kazan Hanı Hak Nazar, Başkurt ülkesini hâkimiyeti altına almıştır.[8]

Rus Hâkimiyeti Altında Başkurtlar’ın Tarihi ve Başkurtlar’ın İsyanları

Türkistan coğrafyasının Çarlık Rusyası tarafından işgali ve ilhakının başlamasıyla birlikte bölgede izlenen politikalar yerli halklar tarafından hoş karşılanmamıştır. Bu duruma karşı başkaldırılar meydana gelse de bunlar sonuçları itibariyle pek etkili olamamış, isyanların bastırılması neticesinde var olan düzen devam etmiştir. Ancak Don Kosakları`ndan Yemelyan Pugaçev`in önderliğinde gerçekleşen ayaklanma, Çarlık Rusyası içerisindeki milletlerden karşılık bulmuş, özellikle Başkurt lider Salavat Yulayev`in ayaklanmaya dâhil olması ile Çarlık Rusyası ordusunun ayaklanmayı bastırması güçleşmiştir. En nihayetinde ayaklanma kanlı bir şekilde bastırılsa da, halk nezdinde uyandırdığı duygular bir bakıma Çarlık Rusyası`nda sonun başlangıcı olmuş, 1917 Şubat Devrimi`ne giden sürecin ilk kıvılcımları Pugaçev Ayaklanması ile başlamıştır.[9]

1552 yılında Kazan’ın 1556 yılında Astarhan Hanlığının ortadan kaldırılması ile Ruslar, Ural bölgesine ilerlemeye başladılar. Buna karşılık Başkurtlar’ın Ming ve Tabın uruğları Yayık nehri tarafına göç ederken, yerinde kalan uruğların beyleri ve mirzaları Ruslar ile birleşme yoluna gittiler. 1553 yılından itibaren ilk Başkurt elçi heyetleri Moskova’ya giderek Ruslar ile müzakereye başladılar. Özellikle Astarhan’ın Rus hâkimiyetine girdiği yılı takip eden zamanlarda birçok Başkurt uruğu Çar IV. İvan’a elçiler göndererek tabi olmak istediklerini bazı şartlar karşılığında bildirmişlerdi. Bunun karşılığında IV. İvan, onların yaşadıkları arazinin işletme haklarını kendilerinde bıraktı. Ayrıca Başkurtlar, kendi din ve geleneklerine göre yaşama hakkını elde ettiler. Buna karşın Başkurtlar’dan çok az miktarda olmak üzere ‘’yasak’’ adı verilen bir vergi alınacaktı. Rus hâkimiyetinin ilk döneminde Başkurtlar arasında Rus askeri hizmetine girenler oldu. Özellikle 1613 yılında Moskova’yı Lehlilerden kurtaran Minin ve Pojarski ordusunda Başkurt birlikleri de bulundu.[10]

XVII. yüzyılın ilk yarısında Başkurt topraklarının da içerisinde bulunduğu sahada Kalmuk tehlikesi göstermeye başladı. 1630-1632 yıllarında Kalmuklar yaptıkları akınlar ile İdil nehrine kadar ilerlediler. Ancak aynı yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kalmuklar’ın İdil nehrini geçip batı istikametinde ilerlemesi ile bölgedeki Kalmuk tehlikesi azaldı. Tehlikenin ortadan kalkması ile Ruslar Başkurtlar üzerinde baskı uygulamaya başladılar. Bu dönemde Başkurtlar’dan alınan verginin miktarının attırılması, müstahkem şehirlerde Rus askerinin attırılması gibi uygulamalar neticesinde Başkurtlar arasında ayaklanmalar baş gösterdi.[11]

Aslında isyanlara sebep olan uygulamanın başında daha 1579 yılında Ruslar’ın Başkurt topraklarında Ufa şehrini kurmalarıydı. İlk isyanlar 1645 yılında başlamasına rağmen, ilk teşkilatlı ve geniş çapta meydana gelen isyan 1661 yılında Seyyid Batır idaresinde gerçekleşti. Seyyid Batır idaresinde gerçekleşen bu ilk isyan çok iyi planlanmıştı. Bir yandan Kazak Hanları’nın desteği alınırken diğer yandan Küçüm Han’ın oğullarının desteği alındı. Seyyid Batır daha isyanın ilk yılında Akdil ve Kama nehrinin doğusunda yer alan Rus kalelerini tamamen yok etti. 1662 yılında Moskova tarafından yollanan ilk orduyu yenilgiye uğratan Seyyid Batır, 1663 yılında Don, Ural ve Ukrayna Kazakları ile desteklenen büyük bir ordu karşısında yenilse de harekete devam edildi. Üç yıl süren ayaklanma Rus hükümetini çok uğraştırdı. İsyan sonrası dönemde Başkurt topraklarına Ruslar yerleştirildi ve Rus köyleri kuruldu. Bu arada Başkurtlar önceden elde ettikleri hakları da kaybettiler.[12]

Ruslar Başkurt topraklarına kaleler ve istihkâmlar kurup bir taraftan da misyonerlerin yardımıyla buradaki Müslümanların Ortodoksluğu kabul etmesi için büyük çabalar harcadılar. XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Başkurt Topraklarının Rusların eline geçmesi ve ülkede yapılan misyonerlik faaliyetlerinin sürekli artması Başkurtlar için dayanılmaz bir hal aldı ve halk arasında ayaklanmalar başladı. Bu yüzyıllarda Başkurtların yaşadığı toprakların tedricen Rus istilası altına girmesi gittikçe artan isyan ve ayaklanmaları beraberinde getirdi. Rusların istilasına karşı uzun müddet ve amansızca mücadele eden Başkurtlar hakkında Rus tarihçi Dubrovin “Doğuda Rus hâkimiyetinin en azılı düşmanları” tabirini kullanmıştır.[13] 1664’te bütün Başkurt ilinde Ruslara karşı büyük bir ayaklanma çıktı. Ayaklanmanın başındaki kişi Sadıroğlu Seyyid adlı bir Başkurt “aksakal” idi. Bundan ötürü bu ayaklanmaya “Seyyid Ayaklanması” dendi. Bu ayaklanmanın amacı Ruslar'ı Başkurt ilinden kovmaktı. Başkurtlar bu dönemde Ruslara karşı yardım amacıyla Türkistan Hanlıklarına ve hatta İstanbul’a, Osmanlı padişahına müracaat ettiler.[14]

Bu ayaklanma sırasında Başkurtlar çok zor günler geçirdiler. Topraklarına Rus göçmenler yerleştirildi, Rus yerleşim yerleri kuruldu. Başkurtlar daha önce elde ettikleri haklarını da kaybettiler. Rusya, Başkurtların topraklarına Rus göçünü teşvik etmek için, her nevi kürek mahkûmuna ve toprak sahibinden kaçan köylülere eğer Başkurdistan’a giderlerse takip edilmeyeceklerini ve özgür sayılacaklarını garanti ediyordu. İşgal edilen topraklara memurlar, tüccarlar, işçiler gönderiliyordu. Bu şekilde Başkurtların toprakları tamamen Rusların kontrolü altına girdi. Başkurtlar uzunca bir süre Rusya’nın doğu sınırlarını koruyan muhafızlar sıfatıyla silahlandırıldılar. Rusya’nın doğuya doğru genişlemesiyle sınır muhafızlığı görevleri sona erdi.[15]

Başkurtlar XVII. ve XVIII. yüzyılları Ruslara karşı mücadele vererek geçirdiler. Başkurtların yoğun olduğu bölgelerde önce 1645’te başlayan, daha sonra 1662, 1664 (Seyyid Ayaklanması), 1707 (Aldar-Kösüm Ayaklanması), 1709, 1736, 1740 (Karasakal Ayaklanması), 1755 (Abdullah Batırşah Ayaklanması) ve 1774 (Salavat Yülayev Ayaklanması) yıllarında devam eden bu ayaklanmalar XVIII. yüzyılın sonlarına kadar sürmüştür.[16]

En büyük ayaklanma ise 1774 yılında gerçekleşen Salavat Yulayev ayaklanmasıdır. Bu ayaklanmanın bu kadar büyük olmasının sebebi ise aynı döneme denk gelen Pugaçev Ayaklanmasıdır.[17] Salavat, ayaklanma sırasında önemli roller üstlenmiştir. Özellikle Simski ve Katavski fabrikalarını ve Orenburg`taki Çelyabinsk Kalesi`ni kuşatması, Krasnoufimsk Kalesi`ni zapt etmesi ile ayaklanmanın sivrilen ismi olmuştur. 18 Ocak 1774 yılında birliklerine Kanzafar Usayev`in birlikleri de dahil olmuş ve bir araya gelen güçler ayaklanmanın istikrarlı bir biçimde sürmesini sağlamıştır.[18] Ruslar bütün bu ayaklanmaları şiddetle bastırdılar. Sonunda güçsüz düşen Başkurtlar Rus hâkimiyetine boyun eğmek zorunda kaldılar. Ayrıca isyana önderlik eden Pugaçev, Salavat ve diğer isyancıların komutanları da cezalandırıldı. İsyan başarıya ulaşmamış ise de Salavat ve babasının söz konusu isyandaki kahramanlıkları Başkurt destanlarına konu teşkil etmiş ve uzun süre bu destanlar Başkurtlar tarafından söylenegelmiştir.[19] Bu ayaklanmadan sonra büyük sayıda Müslüman toplulukları yönetimi altında tutan Ruslar, Başkurtlar, diğer Müslüman ahali ve Ortodoks olmayan halkın baskılarını azalttı. Verilen emir ile piskopos ve vilayetlerdeki defterdarlıklara Ortodoks olmayan halka uygulanan yasakların kaldırıldığı, cami ve dua evlerinin serbest olduğu bildirilmiştir. Bunun neticesi olarak 1789 yılında Ufa’da “Rusya Müslümanları Müftülüğü” kuruldu.[20]

1905 yılında fazla bir rol oynamayan Başkurtlar 1917 Bolşevik İhtilali ile ortaya çıkan fırsatı değerlendirmek istediler. Başkurt Türkleri A. Zeki Velidi Togan önderliğinde o günlerde toplanan Rusya Müslümanları kongresine katıldılar. Önce Kazan Türkleri ile İdil-Ural Tatar Devleti’ni kurmak için uğraştılar ise de anlaşma sağlanamadı. Daha sonra aynı işi Kazaklar ile de yapmak istediler ise de gene anlaşma sağlanamadı.[21]

Anlaşma sağlanamaması üzerine Zeki Velidi Togan, Başkurt Cumhuriyeti kurma faaliyetlerine başladı. Projeyi hayata geçirmek için Çarlık taraftarı ve Bolşevik aleyhtarı General A. V. Kolçak ile iş birliği yapıldı. 1917’de Orenburg ve Ufa’da toplanan iki Başkurt kurultayı ile Başkurt Bölgesel Şurası seçildi. Söz konusu Şura 1917 Kasım ayında Orenburg, Ufa, Samara ile Perm gibi bölgelerin Başkurt Cumhuriyeti’ne bağlandıklarını açıkladı. Zeki Velidi tarafından Aralık 1917’de Başkurdistan’ın muhtariyeti ilan edilmiştir. Ancak bu muhtariyet 1918 yılının ilk aylarında Kızıl Ordu tarafından ilga edildi. Mart 1918 yılında Stalin Tatar-Başkurt Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etti. Zeki Velidi bu arada General Kolçak ile anlaşmaya varamamıştı, bu nedenle Şubat 1919’da Sovyet temsilcileri ile Geçici Başkurt Hükümeti’ni kuran bir anlaşma imzaladı. Bir süre sonra Zeki Velidi görevinden azledildi. Bolşevikler duruma hâkim olduktan sonra 23 Mart 1919’da Başkurt Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni, 1920 yılında ise Tataristan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni kurdu. Böylece Başkurt Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti aynı zamanda SSCB’nin ilk özerk cumhuriyeti oldu. 1919’da yapılan düzenleme ile Tatarlar’ın yoğun olduğu bazı bölgelerin Başkurt Özerk Cumhuriyeti’ne katılması üzerine günümüze kadar devam eden sorunların oluşmasına neden oldu. Başkurt Özerk Sosyalist Cumhuriyeti’nin oluşumu, 1917 yılından başlayarak 1934 yılına geçen zaman içinde sınırları tamamlayarak son şeklini aldı ve bu tarihten 1990 yılına kadar fazla bir değişiklik olmadı.[22]

Sonuç

XVI. yüzyıldan itibaren Başkurtlar üzerinde başlayan Rus hâkimiyeti ciddi zorlukları ve değişimleri beraberinde getirmiştir. Nitekim Ruslaştırma ve Ortodokslaştırma politikası güden Çarlık Rusyası’na karşı Başkurtlar kendi kültürel değerlerini korumak ve aynı zamanda istiklallerini tekrar elde etmek için isyan ettiler. Bu isyanlar neticesinde Başkurtlar zaman zaman başarıya ulaşsa da nihai bir başarı gelmedi. Bunun üzerine Çarlık Rusya bölgede baskıyı arttırdı. 1905 ve 1917’de bağımsızlık ümitleri Türklerin geneli arasında tekrar doğmasına rağmen Başkurtlar bundan yararlanamadı. Sovyet yönetim altında da asimilasyon politikası Başkurtlar için devam etti.

Bibliyografya

Biner, İsmet, ‘’Başkurdistan, Başkurtlar ve Başkurtça’’, Yeni Türkiye Dergisi,Sayı 54, Ankara 2013, s. 2046-2052.

Deliömeroğlu, Yakup, ‘’Başkurt İsyanları’’, Türkler,C. XVIII, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2002, s. 427-434.

Doğan, Orhan, “Çarlık Rusya’nın Uyguladığı İstila ve Asimile Siyasetine Karşı Başkırtların Çıkarttığı İsyanlar (XVII. Yüzyılın İkinci Yarısı ve XVIII. Yüzyıl)”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 26, Konya 2011, s. 117-135.

Gelgör, Önder Bilal, “Çarlık Rusyası’nın Türkistan Coğrafyasındaki Faaliyetleri ve Başkurt Lider Salavatyulayev”, Anasay, Sayı 6, Erzurum 2018, s. 95-110.
Gömeç, Sadettin, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi,Akçağ Yayıncılık, Ankara 2015.

İbn Fazlan Seyahatnamesi,çev. Ramazan Şeşen, Bedir Yayınevi, İstanbul 1975.

Kamalov, İlyas, ‘’Başlangıçtan Günümüze Başkurtlar’’, Tarihten Bugüne Başkurtlar. Tarih, Dil ve Kültür Üzerine İncelemeler,Ötüken Neşriyat, İstanbul 2008, s. 25-38.

Kurat, Akdes Nimet, ‘’Rus Hakimiyeti Altında İdil-Ural Ülkesi”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Dergisi, C. XXIII, Sayı 3-4, Ankara 1965, s. 91-126.

___________________, Rusya Tarihi Başlangıçtan 1917’ye Kadar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1993.

Özbay, Fatih, ‘’Geçmişten Günümüze Başkurdistan Cumhuriyeti’’,Yeni Türkiye Dergisi,Sayı 54, Ankara 2013, s. 2031-2045.

Sergey İvanoviç Rudenko, Başkurtlar, çev. Roza-İklil Kurban, Kömen Yayınları, Konya 2001.

Saray, Mehmet, ‘’Başkırt’’, DİA, C. V, İstanbul 1992, s. 130-131.

Togan, Zeki Velidi, Başkurtların Tarihi, Türksoy Yayınları, Ankara 2003.

Yusupov, Rinat, “Altın Orda ve Başkurtlar”, Tarihten Bugüne Başkurtlar. Tarih, Dil ve Kültür Üzerine İncelemeler, İstanbul 2008, s. 92-94.

Yorulmaz, Osman, “1739-1740 Başkurt Milli Bağımsızlık Mücadelesi”, Tarihten Bugüne Başkurtlar: Tarih, Dil ve Kültür Üzerine İncelemeler,Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2008, s. 95-114.

[1] İsmet Biner, “Başkurdistan, Başkurtlar ve Başkurtça’’, Yeni Türkiye, Sayı 54, Ankara 2013, s. 2048.

[2] Sadettin Gömeç, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Ankara 2015, s. 293; İlyas Kamalov, ‘’Başlangıçtan Günümüze Başkurtlar’’, Tarihten Bugüne Başkurtlar: Tarih, Dil ve Kültür Üzerine İncelemeler, İstanbul 2008, s. 27.

[3] Zeki Velidi Togan, Başkurtların Tarihi, Ankara 2003, s. 3.

[4] İbn Fazlan Seyahatnamesi, çev. Ramazan Şeşen, İstanbul 1975, s. 42-43.

[5] Sergey İvanoviç Rudenko, Başkurtlar, çev. Roza-İklil Kurban, Konya 2001, s. 25-26.

[6] Rinat Yusupov, “Altın Orda ve Başkurtlar”, Tarihten Bugüne Başkurtlar. Tarih, Dil ve Kültür Üzerine
İncelemeler, İstanbul 2008, s. 93-94.

[7] Rudenko, a.g.e, s. 26.

[8] Mehmet Saray, ‘’Başkırt’’, DİA, C. V, İstanbul 1992, s. 130-131; Kamalov, a.g.m., s. 29.

[9] Önder Bilal Gelgör, “Çarlık Rusyası’nın Türkistan Coğrafyasındaki Faaliyetleri ve Başkurt Lider Salavatyulayev”, Anasay, Sayı 6, Erzurum 2018, s. 95.

[10] Akdes Nimet Kurat, ‘’Rus Hakimiyeti Altında İdil-Ural Ülkesi’’ Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Dergisi, C. XXIII, Sayı 3-4, Ankara 1965, s. 100-106; Kamalov, a.g.m, s. 29.

[11] Kurat, a.g.m., s. 106.

[12] Yakup Deliömeroğlu, “Başkurt İsyanları”, Türkler, C. XVIII, Ankara 2002, s. 429.

[13] Fatih Özbay, “Geçmişten Günümüze Başkurdistan Cumhuriyeti”, Yeni Türkiye Dergisi, Sayı 54, Ankara 2013, s. 2033-2034.

[14] Kurat, Rusya Tarihi Başlangıçtan 1917’ye Kadar, Ankara 1993, s. 227.

[15] Togan, a.g.e., s. 101-102.

[16] Osman Yorulmaz, “1739-1740 Başkurt Milli Bağımsızlık Mücadelesi”, Tarihten Bugüne Başkurtlar: Tarih, Dil ve Kültür Üzerine İncelemeler, İstanbul, 2008, s. 95; Orhan Doğan, “Çarlık Rusya’nın Uyguladığı İstila ve Asimile Siyasetine Karşı Başkırtların Çıkarttığı İsyanlar (XVII. Yüzyılın İkinci Yarısı ve XVIII. Yüzyıl)”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 26, Konya 2011, s. 117-135; Özbay,a.g.m., s. 2034.

[17] Dar anlamıyla Pugaçev Ayaklanması, 1713-75 yılları arasında yaşanmış ve bütün Rus tarihinin 1917 Devrimi öncesindeki en büyük halk hareketine işaret etmek için kullanılsa da, aslında 1762’den başlamış ve Pugaçev’in idamına kadar sürmüş, iç savaş benzeri bir huzursuzluğun en yaygınlaştığı an ve doruk noktasıdır.

[18] Gelgör, a.g.m., s. 102-103.

[19] Kurat, a.g.m., s. 113; Kamalov, a.g.m., s. 31.

[20] Fatih Özbay, a.g.m., s. 2034.

[21] Saray, a.g.m., s. 131.

[22] Özbay, a.g.m., s. 2037- 2038.

Yazar: Umut Kırca, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Doktora Öğrencisi, İstanbul, 30 Nisan 2020.
Damla bunu beğendi.
Eğer şimdiye kadar başımıza gelenler bize bir şey öğretmediyse, bundan sonra bildiklerimiz hiçbir işe yaramayacaktır.
imza
Türkolog isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30 Nisan 2020   #2
Damla
Damla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 14 Aralık 2014
Bulunduğu yer: İstanbul | İzmir.
Mesajlar: 44.178
Konular: 8908
Cinsiyet:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 8201 Mesaj
Etiketlendi: 231 Konu
Standart Cevap: Başkurt İsyanları

Başkurtlar milli bilinçlerini hem korumuşlar, hem de kendi vatan topraklarında yok olmamışlar.
Bu güzel bilgi için teşekkür ederim/z sevgili Umut.
Türkolog bunu beğendi.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.



Years and years.
imza
Damla isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30 Nisan 2020   #3
Madem ki erler gibi yürüyor, ayaklarının çevikliğine güveniyorsun. Bunun şükür ifadesi olarak ağır ağır gidenlere katlanman gerekmez mi?
Türkolog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Şubat 2017
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 5.759
Konular: 675
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 708 Mesaj
Etiketlendi: 80 Konu
Ruh Hali: Arastirmaci
Standart Cevap: Başkurt İsyanları

Alıntı:
Damla Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Başkurtlar milli bilinçlerini hem korumuşlar, hem de kendi vatan topraklarında yok olmamışlar.
Bu güzel bilgi için teşekkür ederim/z sevgili Umut.

Evet hocam, Tatar-Başkurt Türkleri bence Rusların istemeden de olsa onlara sunduğu eğitim olanakları ile milli bilinçlerini korumayı başardılar XIX. yüzyıl ve sonrasında. Öncesinde de Osmanlılar ve Kırım bağı bu noktada etkiliydi. Rica ederim. .)
Damla bunu beğendi.
Eğer şimdiye kadar başımıza gelenler bize bir şey öğretmediyse, bundan sonra bildiklerimiz hiçbir işe yaramayacaktır.
imza
Türkolog isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer İmleri

Etiketler
başkurt, başkurt isyanları, İsyanları


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Osmanlı'da Celali İsyanları Damla Osmanlı Tarihi 0 02 Mayıs 2015 18:01