GÜNÜN SÖZÜ Damla Damla.
İnsan kırılan kalbi için küsmeyi bulmuş. Bakmış affedemiyor, susmayı bulmuş. -La Edri.
Etiket Listesi

Like Tree1Beğeniler
  • 1 Post By Türkolog
Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09 Mayıs 2020   #1
Madem ki erler gibi yürüyor, ayaklarının çevikliğine güveniyorsun. Bunun şükür ifadesi olarak ağır ağır gidenlere katlanman gerekmez mi?
Türkolog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 21 Şubat 2017
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 26
Mesajlar: 5.759
Konular: 675
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 708 Mesaj
Etiketlendi: 80 Konu
Ruh Hali: Arastirmaci
Standart 1917 Sovyet Devrimi Sonrası Türkistan’da ve Azerbaycan'da Kurulan Millî Hükûmetler

1917 Sovyet Devrimi Sonrası Türkistan’da ve Azerbaycan'da Kurulan Millî Hükûmetler

Giriş

Sovyetlerin gerçekleştirdiği 1917 devrimi Türkistan ve Azerbaycan tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Bu bölgelerdeki Türkler devrim etkisiyle Rus hâkimiyetinden kurtulma ümidine kapılmasıyla cereyan eden hadiseler ve sonunda Stalin’in 1924’teki direktifi ile oluşturulan Sovyetlere bağlı otonom Türk cumhuriyetleri bu bölgelerde 1991’a kadar sürecek vassal devletlerin başlangıcı olmuştur. Yetmiş dört yıl süren Sovyet güdümünde Türkistan ve Azerbaycan Türklerinin hayatında önemli değişiklikler meydana gelmiş ve çeşitli sosyal zorluklar yaşamışlardır. Bizde çalışmamızda bu otonom cumhuriyetler döneminde Türkistan ve Azerbaycan’daki cumhuriyetlerin genel durumları hakkında araştırmacıları bilgilendirmeyi amaçladık. Bunun için her bir cumhuriyeti ayrı başlık hâlinde anlattık.

Azerbaycan

Lenin ve Stalin imzasıyla 1917 ihtilâlinden sonra yayınlanan Rusya Milletlerinin Hakları Beyannamesi’nde ‘‘Rusya toplulukları kendi mukadderatlarına bizzat kendileri hâkim olacak ve istedikleri takdirde Rusya’dan tamamıyla ayrı bağımsız bir devlet kurabilecekler’’ hükmü Azerbaycan ve Türkistan Türklerine umut ışığı yaktı.[1]

Bütün Türk illerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da siyasi faaliyetler hızlandı. Birçok Türk komünisti onlara inanıyordu. Örnek verecek olursak dönemin önde gelen komünist Türkçülerinden olan Sultan Galiyev, Turar Rıskulov, Ekmel İkramov, İbrahim Galimcan, Neriman Nerimanov gibi kişiler İşçi Partisi’ne kaydoldu. Onlar Bolşevizm ile bağımsızlığın geleceğine inanıyorlardı. Mehmet Emin Resulzade ve onu takip edenler, tek kurtuluşun milli istiklâlden geçtiğini savunuyorlardı. Bu sırada Kafkasya Konfederasyonu Tiflis’te toplanmıştı. Lenin bir taraftan her milletin kendi geleceğini bizzat kendisinin belirleyeceğini söylerken, diğer yandan da Stephan Şaumyan adlı bir Ermeni komünistini Kafkasya Fevkalâde Komiserliği’ne getirdi. Amacı, Bakü petrollerinin bir an önce komünist hükûmetin eline geçmesini sağlamaktı. Şaumyan, ardından Bakü’ye geldi ve geldikten kısa bir süre sonra Ermeni Taşnak Partisi ile anlaşarak 31 Mart 1918’de Bakü’de Türklere karşı bir katliam yaptı. Birkaç gün içinde 17.000’i aşkın masum Azerbaycan Türkünü öldürttü. Bu olaylar karşısında Azerbaycan’ın yapacağı tek bir seçenek kalıyordu o da bağımsızlığı ilan etmek.[2]

Azerbaycanlılar beraber hareket etmek amacıyla Azerbaycan Milli Şurası’nı kurdu. Bu şura, 28 Mayıs 1918’de yeni bir ulusun doğduğunu söyleyerek Kuzey Azerbaycan’ın bundan sonra bağımsız olduğunu ilan etti. Bundan böyle Azerbaycan bir devlet adı oldu. Bu şuranın çalışmaları sonucuyla Türkiye Gence’ye asker yolladı. Bakü hala Rusların kuşatması altındaydı ve ilk hedef burayı kurtarmaktı. Türkiye ve Azerbaycan ortak ordusu 15 Eylül 1918’de Bakü’yü kurtardı. Ancak Mondros’tan dolayı Türk askerleri buradan ayrılmak zorunda kaldı. Azerbaycan’ın Karabağ’ı Ermenilerden almasının ardından Avrupa 12 Ocak 1920’de bağımsız bir devler olarak tanıdı. Ancak 27 Nisan 1920’de bu topraklar komünist Ruslar tarafından işgal edildi ve zulüm başlamış oldu. Yönetim komünistlerin eline geçti. Mehmet Emin Resulzade tutuklandı.[3]

Azerbaycan Komünist Partisi teşkilatlanmasını tamamladıktan sonra Rusya’nın katkısıyla bir anayasa hazırladı. Bu anayasaya göre Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan Sovyetlere bağlı Kafkas ötesi Sovyet Federal Cumhuriyetini oluşturuyordu. 1936’ya kadar bu şekilde devam etti ve bu tarih itibariyle devletler ayrı birer Sovyet Cumhuriyeti oldu. Bu tarihten sonra en önemli petrol rezervlerinin bulunduğu Bakü neredeyse bütün petrollerini Rusya’ya devretti. Ayrıca bu süreçte Ermenistan’a yeni topraklar Karabağ bölgesinden verildi ve Rusların desteğini alan Ermenilerin ilk işi buradaki Türk nüfusunu eritmek oldu. Türkler her daim Ruslara karşı ayaklanmaya devam etti. Ancak yirmi yıl içerisinde bir milyon civarı Türk acımasızca katledildi. II. Dünya Savaşı yıllarında ise karışıklıklardan faydalanarak birçok Azerbaycan toprağı Ermenilere verildi ve 1947’de Türklerin buradan başka yerlere göçmesine karar verildi. Yine de Türkler ayaklanmalara devam etti ve özellikle 1959, 1963 ve 1990 yılında büyük çaplı ayaklanmalar meydana geldi.[4]

XX. yüzyılın sonlarında Azerbaycan’ı bağımsızlığa kavuşturan şey Halk Cephesi Hareketi ve onun lidere Ebulfezy Elçibey oldu. Elçibey ilk olarak Rusya’nın 5 Ekim 1989 yılında Azerbaycan Halk Cephesi’ni tanımasını sağladı. Ancak Ruslar bu oluşuma karşı sert tedbirler uygulamaya başlayınca Azerbaycan Halk Cephesi faaliyetlerini yeraltından yürütmeye devam etti. Bu Cephenin katkılarıyla 26 Aralık 1991’de Milli Şura meydana geldi. Latin alfabesine geçme referandumu yapıldı ve %95 evet dedi. Böylece milli dilin resmileşmesiyle Azerbaycan bağımsızlığına kavuşmuş oldu. Şubat 1992 yılında Azerbaycan Şuşa ve Hocalı gibi ağır katliamlara maruz kaldı. Bütün bunlara karşı çıkan Elçibey 7 Haziran 1992 yılında yapılan seçimi kazanarak cumhurbaşkanı oldu. Komünizmin etkileri zamanla Azerbaycan’ı terk etmeye başladı. 30 Ağustos 1991 Azerbaycan’ın resmi bağımsızlık tarihi kabul edilmiş ve ilk tanıyan devlet ise Türkiye olmuştur.[5]

Kazakistan

1917 yılında Rusya’da Şubat İhtilali patlak verdi. Çar IL Nikola tahtından indirildi. Kazak Türkleri aydınları demokratik sistem içinde bağımsız devlet kurabilecekleri ümidine kapıldılar. Bu amaçla Alihan Bökeyhanov, Ahmet Baytursunov ve Mir Yakub Duvlat gibi aydınlar Orenburg şehrinde 8- 13 Aralık 1917'de kurultay düzenleyerek Alaş Partisi ve Alaş Orda Hükûmeti’ni kurdular. Bundan birkaç gün önce de Mustafa Çokay önderliğindeki Kazakların bir kısmı da Özbeklerle birlikte Hokand şehrinde 27 Kasım 1917'de Türkistan (Hokand) Muhtariyeti'ni ilan etti. Mustafa Çokay hem Türkistan Muhtariyeti'nin Başbakanı ve hem de Alaş Orda Hükûmeti üyeliğini birlikte yürüttü. Ancak, 1917 Ekim İhtilali ile Rusya'da iktidarı ele geçiren Bolşeviklerin üstün kuvvetleri karşısında her iki hükûmet de tutunamayarak 1918 yılında dağıldı. Kazakistan' da Sosyalist cumhuriyetin kurulması, kolay olmadı. Kargaşa ve otoritesizlik baş gösterdi. Bu felaketin sonucunda yüzbinlerce insan öldü. Kimi kaynaklara göre, bu yıllarda bir milyon Kazak Türk'ü hayatını kaybetti. Kazakistan topraklarında, 20 Ağustos 1920'de Kazak Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. 1921 yılında Kazakları yeni rejime ısındırmak için 1916 isyanını müteakip, Kazakların elinden alınarak, Ruslara verilmiş olan araziler eski sahiplerine geri verildi.[6]

1920’de Kazak Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin kurulmasını 1936 yılında Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve aynı yıl Sovyetler Birliği’ninkini model alan bir anayasanın kabulü izledi. İlk resmî komünist parti teşkilatı, Bolşevikler tarafından Rus Komünist Partisi Kırgız Bölge Komitesi adı altında 1920’de teşkil edildi ve 1937 yılında Kazak Komünist Partisi adını aldı. Ancak partinin Moskova’ya bağımlılığı sürdü. Ayrıca Moskova’nın kararıyla 1920’lerde başlalan kolhozlaştırma[7], ekonomik politikalar ve merkezi beş yıllık planlar neticesinde 1938'lerde taşra halkının % 98'i kolektif çiftliklere getirilmişti. Bu politikalar felakete varan sonuçlar doğurmuştur. Olumsuz çalışma şartları, açlık ve hastalık sebebiyle yaklaşık 1.5 milyon Kazak hayatını yitirmiştir.[8]

Rusya, Türkleri bu şekilde açlık ve sefaletle yok ederken, Kazak aydınlarından Alihan Bökey, Ahmed Baytursun, Muhammedcan Tınışbay, Miryakub Dulat gibi isimleri çeşitli yollarla ortadan kaldırıyordu. Ruslar bu dönemde de tıpkı ilk dönemdeki gibi yaptıkları gibi Türklerin dinini ve dilini engelleyecek, kültürel olarak zayıflatacak faaliyetlerde bulundu. 1930-1950 yılları arasında 120 bin Kazak çalışma kamplarında eziyet çekti ve 27 binden fazlası idam edildi. Diğer taraftan 1930- 1962 yıllarında Kazakistan'a dışarıdan 4 milyon kadar göçmen getirilerek yerleştirildi. Böylece Kazaklar kendi ülkesinde azınlığa düştü. [9]

5 Aralık 1936' da kabul edilen Sovyetler Birliği 'nin yeni anayasasında Kazak Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin statüsü yükseltilerek, birlik cumhuriyeti oldu. Buna bağlı olarak, 1937 Mart'ında Kazakistan Parlamentosu, Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin anayasasını kabul etti. 1937 Aralığında SSCB parlamentosu için seçimler yapılarak, Kazakistan' da 44 milletvekili seçildi. 1938 Haziranında Kazakistan SSC için yapılan seçimlerde 300 milletvekili seçildi. Bunların 152'si Kazak ve 60 kadın milletvekilinden de 27'si Kazak Türklerindendi.[10]

IL Dünya Savaşı'na Kazakistan üniter devletin bir parçası olarak katıldı. Savaş esnasında yüz binlerce Kazak ve diğer Orta Asya Türklerinden Sovyet askeri Nazi ordusuna esir düştü. Bu askerlerden yüz binlercesi başlangıçta Nazi esir kamplarındaki ağır şartlar ve kötü muameleden öldü. Savaştan sonra, Kazakistan' da ilim ve kültür sahasında yeni nesil aydınlar ortaya çıktı. 1946 yılında Kazakistan İlimler Akademisi kuruldu. Ancak, Kazakların ilim ve kültür sahasındaki bu milli uyanışı Komünist Partisi yetkililerini rahatsız etti. Aydınlara ağır cezalar verildi. Mart 1953'te ölen Stalin'in yerine Khruşçev geldi. Ardından bakir toprakları tarıma açma kararı alındı. Bu kararla Kazakların hayvancılıkta kullandığı uçsuz bucaksız geniş bozkırların tarıma elverişli hale getirilmesi hedeflendi. Tarımda çalıştırılmak üzere 2 milyona yakın Slav asıllı göçmen, Kazakistan'ın kuzey bölgelerine yerleştirildi. Böylece bu bölgenin etnik yapısı tamamıyla Kazaklar aleyhine döndü. Burada Slavların çoğalmasıyla, Kazak Türkçesindeki okullar, gazete ve dergiler kapanmak zorunda kaldı. [11]

1985 Yılında SBKP MK Birinci sekreterliğine M. Gorbaçov seçildi. Gorbaçov, Sovyetler Birliğinde perestroyka (yeniden yapılanma) ve glasnost (açıklık) politikalarını başlattı. Bu politikalar Kazakistan'da da uygulandı. 16 Aralık 1986'da emekliye sevk edilen Konayev'in yerine, Kazakistan dışından G. Kolbin'i Kazakistan KP MK Birinci sekreterliğine seçtirmesi, Almatı'da Kazak gençlerin ayaklanmasına yol açtı. Tarihe "Jeltoksan" yani Aralık olayları olarak geçen bu gençlik hareketi Kazakistan'ın bağımsızlıktan sonra "yeniden doğuşunun" zemini hazırladı.[12]

Jeltoksan olaylarında Kazakistan’da meydana gelen Sovyet Komünist Partisi Kazakistan temsilcisi olan Dinmuhammed Konayev’in görevden alınarak yerine Genedy Koblin’in atanması bağımsızlık olaylarının seyri açısından önemli bir yer tutmaktaydı. Bu durumdan rahatsız olan Kazak halkı, yönetimde Konayev’in başa geçmesinden yana bir duruş sergilemiştir. Konayev, kendinden önce Kazakistan idaresine gelen yöneticilerin aksine toplumun manevi değerlerinin korunmasına önem vermiştir. Konayev’in bu tutumu, Kazak toplumu nezdinde sevilen ve saygı duyulan bir şahsiyet olarak kabul edilmesini sağlamıştır. 18 Aralık 1986 yılında Almatı başta olmak üzere Kazakistan’ın 6 şehrinde meydana gelen olaylar komünizm ve devlet politikasının artık işlemediğini göstermekteydi. Sovyet rejimi, Kazakistan’da milleti, devleti ve bağımsızlığı için mücadele veren Kazak aydınlarını katletmiştir. Ancak bu aydınların yürüdüğü yol, öncülük ettikleri bağımsızlık mücadelesi milletin hafızasından hiçbir zaman silinmemiştir. Jeltoksan olayı, Kazakistan’ın yeni dönüşümü ve aydın geleceğinin başlangıcı sayılmıştır. SSCB’nin merkezileştirme siyasetinin yol açtığı sorunlara karşı, Kazakistan halkının başlatmış olduğu direniş Jeltoksan olaylarında kendisini göstermiştir. Bu ayaklanmanın sonucunda 1989 yılında Goblin’in görevden alınarak yerine Kazak kökenli Nur Sultan Nazarbayev’in başa geçmesi, Jeltoksan olaylarının SSCB yönetiminde bir etki uyandırdığının en somut göstergesidir. Nazarbayev, Jeltoksan olaylarında bağımsız Kazakistan çizgisinden yana bir duruş sergilemiş ve 1991 yılında yapılan ilk resmi seçimlerde bağımsız Kazak Devleti’nin ilk cumhurbaşkanı olmuştur.[13]

Kırgızistan

1916 yılında Türkistan’da ve özellikle Kırgızistan bölgesinde şiddetli geçen bir ayaklanma yaşandı. Bu ayaklanmadan 1 yıl sonra Ruslar, 15-22 Kasım 1917’de bir kararla Türkistan Sovyet Komiserliğini kurdular. Bu dönemde birçok milliyetçi Kırgız komiteleri Kırgızistan’ın bağımsızlığı için mücadele ediyordu. Merkezi Hokand olmak üzere bir Kırgızistan devleti kurulmasından çekinen Rusya Taşkent’teki Sovyet Komiserliği vasıtasıyla buradaki Kırgızların üzerine bir ordu yolladı. 11-22 Şubat 1918 arasındaki bu savaşı Hokand’lılar kaybetti ve 10.000 kişi öldürüldü. Bu tarihten sonra Kırgızlar için asıl esaret hayatı başladı ve 1 Mayıs 1918’de Ruslar bütün Türkistan’ı “Türkistan Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti şeklinde birleştirdiler. Türkistan komünist Partisi’ni kurdular. Ardından ise Türkistan’da Türk birliğini yok etmek amacıyla her kabile için ayrı Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuruluşu gerçekleşti.[14]

Türkistan’ın devlet yapısı değiştirilerek oluşturulan Sovyetleri parçalama planı Sultan Galiyev Hareketi adı altında tanındı. Bu ittifaktan sonra ortaya 1920’de Türkistan komünist Partisi Merkez komitesi ve Müslümanlar bürosu toplandı. 1924’de Kırgız Özerk bölgesi oluştu. Karakol, Bişkek, Guliya Ata’nın bir kısmı, Andicon ve Nomangan’ın mühim kısımları Fergona ve Hokand’ın bazı bölgeleri, Oş çevresi ve Pamir’in kuzey kesimleri bağlandı. Yapılan bu taksim Rus komünist partisi tarafından tasdik edilir edilmez, her cumhuriyetin ileri gelenleri, komiteler kurarak kendi idari, ekonomik ve kültürel programlarını yapmaya başladı. Ekim 1924 yılında Türkistan’da Ruslara bağlı kurulan cumhuriyetlerinin kuruluşları tamamlandı. Kırgızlar tarafından kurulan bu özerk cumhuriyet, 1 Şubat 1926’da Kırgız Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine dönüştürüldü, 5 Aralık 1936’da Kırgızistan egemen bir cumhuriyet olarak SSCB’ye katıldı.[15]

II. Dünya Savaşı, insanlığın XX. yüzyıldaki en kanlı savaşlarından biriydi. Bu savaştan Sovyetler bünyesinde bulunan Kırgızistan da kendi payını aldı. Kırgız birlikleri Stalingrad savunmasında da aktif rol üstlenmiştir. Kırgızistan İkinci Dünya Savaşı’na 360 bin Kırgız vatandaşını göndermiş ve 80 binden fazla evladını da kaybetmiştir. İstatistik verileri savaş yıllarında, Kırgızistan nüfusunun %14,2 oranında kayba uğradığını göstermektedir.[16]

Yapılan kolhozlaştırmalar ve asimile hareketlerinden sonra Rusça, Kırgızistan'da ve öteki Türk cumhuriyetlerinde âdeta ikinci ana dili oldu. Çeşitli bilimleri Rusça tahsil etmelerine rağmen Kırgız Türkleri'ne devlet dairelerinde ve bilhassa adalet mekanizmasında görev verilmemeye başlandı. Kırgızistan'da adlî olaylara Sovyet mahkemeleri bakıyordu. Fakat giderek Sovyet rejiminin tam bir çıkmaza girmesi ve Gorbaçov'un 1986 yılında başa geçmesiyle takip edilen Açıklık (Glasnost) ve Yeniden yapılanma (Perestroika) hareketi Kırgızistan için yeni bir başlangıç oldu. Mevcut sistemi kurtarmakta başarılı olamayan açıklık politikası diğer cumhuriyetler gibi Kırgızistan'a da bağımsız bir devlet olma yolunu açtı. 15 Aralık 1990 tarihinde hâkimiyetini ve 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilân eden Kırgızistan Cumhuriyeti'nin başına aynı zamanda bir fizik bilgini olan Askar Akayev geldi.[17]

Türkmenistan

Rus işgali tüm Türkistan’ı sardığında Türkmenistan bölgesinde ayaklanmalar kendini gösterdi. Rus işgaline karşı ilk tepki Hive yakınlarındaki Yamud Türkleri’nden geldi. 1917 işgali başladığında Özbekler ile Yamud’lar arasındaki olaylar tekrar patlak verdi. Türkmenlerin lideri Cüneyd Han 1918 yılında Hive’yi kuşatarak ele geçirdi. Burada yaptığı yanlış politikalar yüzünden Hiveliler ondan soğudu. Cüneyd Han’a karşı Koç Muhammed Han ve Gulam Ali ile anlaştılar. Bu durum ise Rusların, Hive Hanlığı’nın iç işlerine karışabilmesine fırsat verdi. Hive’deki Rus askerleri 1919 yılında Hive’de bir Sovyet hükûmet kurmak istediler. Ardından Rus askerleri Hive’ye gönderildi. Halkın tamamı Cüneyd Han’a karşı kışkırtıldı ve Cüneyd Han Ocak 1920 yılında Karakum Çölü’ne çekildi. Hive’nin işgalinden sonra Genç Hivelilerden oluşan bir geçici ihtilal hükûmeti kuruldu ve başına Sultan Muradoğlu getirildi. 13 Eylül 1920’de Hive ve Rusya arasında bir antlaşma yapıldı ancak ilerleyen dönemde bütün güç Rusların eline geçti. Enver Paşa’nın giriştiği bağımsızlık hareketleri bazı kişiler yüzünden başarısız oldu. Ancak en başından beri mücadeleyi sürdüren Cüneyd Han 1931 yılında kadar Ruslarla mücadelesini sürdürdü.[18]

Cüneyd Han En büyük başarıyı 1924’te Türkmenler ile Özbekler’in birlikte çıkardıkları isyanda gösterdi. Rusların kontrolündeki birçok kasabayı ele geçirip Hive üzerine yürüyen Cüneyd Han, Türkistan’dan gelen Rus takviye birliklerinin yetişmesiyle şehri alamadı. Oraz Serdar ile Cüneyd Han’ýn önderliklerinde yürütülen istiklâl savaşının Kızıl ordu birlikleri tarafından kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra Türkmenler, mücadelelerini parti içinde sürdürmek için Türkmenistan Komünist Partisi’ne girmeye başladılar. Türkmenlere ulusal, kültürel ve ekonomik hiçbir hak vermek istemeyen Rus komünistlerine şiddetle karşı çıktılar. Ayrıca düzenlenen kongrelerde Müslümanları ve Türkleri birliğe çağırarak haklarını korumaya karar verdiler. Türk komünistlerinin giriştiği bu mücadele Sovyetleri son derece tedirgin etti. Özbek, Kazak ve Türkmenlerin dayanışmasını engellemek için Sovyetler bazı tedbirler almaya, eski çekişmeleri körüklemeye ve aralarındaki kabile ihtilâflarından faydalanıp Türkistan Türklerini birbirlerinden ayırmaya başladılar. Çok geçmeden Rus Komünist Partisi Merkez Komitesi, Türkistan komünist partilerinin istekleri doğrultusunda 12 Haziran 1924 yılında ayrı ayrı cumhuriyetler kurulacağını ilân etti. Böylece Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti farklı dil ve kültürüyle kurulmuş oldu.[19]

1924 yılından itibaren buraya Komünist Partisinin hâkim olmasıyla da halk sürekli asimile propagandaları ve sefaletle karşı karşıya kaldı. İslam dini aleyhtarlığı yapılarak halk ateizme sürüklendi. 1917 yılında ülkeden 500 cami vardı ve hepsi Ruslar tarafından yıkılarak kapatıldı. Türkmen aydınlarının ekonomik sömürüye ve kültürel asimilasyona karşı çıktıkları açıklık (glastnost) devrinde Türkmenistan Komünist Partisi’nin başına Saparmurad Atayeviç Niyazov getirildi. Niyazov’un Türkmenistan’da ilk işi halk arasında birliği sağlamak oldu ve bunda başarıya ulaştı. Daha sonra Türkmenistan’ın haklarını savunan aydınların yanında yer aldı. Yaptığı konuşmalarda Sovyetlerin Türkmenistan’a çok az gelir bıraktığını, bu durumun Türkmenistan’ı fakirleştirdiğini söylemiştir. Niyazov’un ikinci çıkışı Türkmen diliyle ilgilidir. Türkmenlerin Rusçanın etkisiyle ana dillerini kullanmada uğradıkları ezikliği gördü, Türkmen dilini cumhuriyetin resmî dili haline getirdi. 1989’da Türkmenistan hükûmetinin aldığı bir kararla Türkmence Rusça ile birlikte cumhuriyetin resmî dili ilân edildi. Bu etkinlikleri Niyazov’u halkın nazarında popüler hale getirmiş, 1990’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini % 99,5 oyla kazanmıştır. Sovyetler Birliği’nde cereyan eden gelişmeleri dikkatle takip eden Cumhurbaşkanı Niyazov dengeli bir siyaset izlemiştir. Nihayet 1991 Ağustosu’nda Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ülkenin istiklâlini ilân etmeden önce konuyu halkoyuna sunmuş ve halkın % 93’ü Türkmenistan’ın istiklâli için oy kullanmıştır. 27 Ekim 1991’de toplanan Türkmenistan Parlamentosu Türkmenistan’ın bağımsızlığını ilân etmiştir. Türkmenistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ve ülkede büyükelçilik açan devlet Türkiye olmuş, buna karşılık Türkmenistan da ilk büyükelçiliğini Türkiye’de açmıştır.[20]

Özbekistan

Kazakistan’ın ardından Rus işgaline ikinci sırada maruz kalan Özbekler, Buhara, Hive ve Taşkent’te büyük mücadeleler göstermişti. Yetersizlikler ve boylar arası anlaşmazlıkların da etkisiyle Ruslara boyun eğmek zorunda kalan Özbeklere 1917 devrimi bir umut olmuştu. Buna binaen 1918’de Osman Hoca önderliğinde Özbeklerin bir kısmı istiklal elde etmeyi amaçladı. Fakat bu hedef amacına ulaşamadı ve Rus kuvvetleri Buhara’da halka karşı işkence hareketine girişti.[21] Buna karşın Özbekler istiklal mücadelesinden vazgeçmedi ve Türkistan’ın tamamına yayılan Basmacı Hareketi’ne Özbekler de katıldı. Ruslar ise bunun üzerine 1920’de Buhara ve Hive’de Sovyet halk cumhuriyetleri ilan etti.[22]

Ruslar bu tarihten sonra Sovyet sistemine bağlılığı arttırmak için bir taraftan gayret ediyordu. Buhara ve Hive ise iki ayrı yönetim ile bölünmüş durumdaydı. Enver Paşa’nın Basmacı Hareketi’ne katılması büyük bir heyecan yaratsa da onun 1922 Ağustosu’nda ölümüyle Basmacılar arasındaki birlik ve dayanışma koptu. Kısa süre sonra Lenin’in ölmesiyle Sovyet sistemini sert bir şekilde uygulayacak olan Stalin Sovyetlerin lideri oldu. Stalin Türklere karşı böl-parçala-yönet politikası ile Türkistan’da toplulukların her birine ayrı otonom cumhuriyet statüsü verdi. Nihayetinde 1924’te Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu.[23]

1924’te otonom cumhuriyetin kurulmasının ardından Özbekistan’da Rus baskısı arttı. Özbekistan’a yoğun Rus göçü yapıldı ve kolhozlaştırma hareketine girişildi. 1936’da Karakalpakistan Özbekistan’a katıldı. II. Dünya Savaşı yıllarında ise Özbekistan bir sürgün yeri oldu. Sovyetler rejime karşı olarak ilan ettiği birden çok topluluğu Özbekistan’a ve Türkistan’ın diğer bölgelerine göç ettirdi. Aynı zamanda Özbekistan’da Avrupalı ve Rus nüfusu da arttı.[24]

Stalin’in 1954’te ölmesinden sonra yumuşama siyasetine giden Sovyet Rusya kendi içinde de bağlı bulunan topluluklara karşı baskıyı azalttı. 1985’te Sovyetlerin lideri olan Gorbaçov ise değişen dünya dengeleri karşısında glastnost ve perestroika (açıklık ve yeniden yapılanma) politikasını uygulamaya koydu. Bu siyasetin ardından Türkistan’da ve Azerbaycan’da tekrar bağımsızlık umutları doğdu. Nitekim Özbekler de bu durumun üzerine İslam Kerimov liderliğinde 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını elde etti.[25]

Sonuç

1924’te Türkistan ve Azerbaycan’da otonom Sovyet cumhuriyetlerinin kurulmasıyla birlikte buradaki Türk toplulukları ciddi sorunlar yaşamıştır. Bunların başında buralara yapılan Rus göçleri gelmektedir. Bu göçler ile bölgedeki Türk varlığı azınlık derecede gösterilmeye çalışılmıştır. Yine zorunlu göçler ile Türk topluluklarının aile ve toplum yapısında bağlar kopartılmaya çalışılmıştır. Rusça’nın zorunlu olarak okutulmasıyla Türkçe unutturulmaya ve Türkler arasında millî kültür yok edilmeye çalışılmıştır. Bütün bu zorluklara karşın 1991’de Türk toplulukları birer birer bağımsızlık kazanarak kültürlerini ve siyasî güçlerini tekrar diriltmişlerdir.

Bibliyografya

Akifoğlu, Vugar, “Azerbaycan'da Milli Direniş (1917-1930)”, DTCF Dergisi, LVII, Sayı 2, Ankara 2017, s. 776-795.

Çelik, Mustafa Edip, - Çelik, Recep, “Soğuk Savaş’ın Bilinmeyen İsyanı: Jeltoksan Ayaklanması”, KSÜSBD, XV, Sayı 2, Kahramanmaraş 2018, s. 735-750.

Devrisheva, Khalida, “Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Tarihinin Bazı Meseleleri”, SUTAD, Sayı 39, Konya 2016, s. 187-198.

Efe, Ahmet, “Milli Azerbaycan Cumhuriyeti Nasıl Bolşevize Edildi?”, Tarih ve Medeniyet, Sayı 2, İstanbul 1994, s. 52-60.

Gömeç, Saadettin, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Akçağ Yayınları, Ankara 2011.

Hitchins, Keith, “Kazaklar”, DİA, V, Ankara 2002, s. 131-132.

Kara, Abdulvahap - Yeşilot, Okan, Avrasyanın Yükselen Yıldızı Kazakistan, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, İstanbul 2011.

_______________, Kazakistan'ın Yeniden Doğuşu, İstanbul 2006.

Muhammedcanov, Abdullah, “Özbekistan (Tarih)”, DİA, XXXIV, İstanbul 2007, s. 111-113.

Saray, Mehmet “Türkmenistan (Tarih)”, DİA, XLI, İstanbul 2012, s. 601-605.

Tekin, Arzu, Sovyetler Birliği Döneminde Kırgızistan, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi SBE, Elazığ 2010.

Toraman, Ali, “Geçmişten Günümüze Kırgızistan ve Kırgızlar”, Türk Tarihi Araştırmaları, Ankara 2012, s. 7-23.

[1] Vugar Akifoğlu, “Azerbaycan'da Milli Direniş (1917-1930)”, DTCF Dergisi, LVII, Sayı 2, Ankara 2017, s. 780.

[2] Saadettin Gömeç, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Akçağ Yayınları, Ankara 2011, s. 61-62.

[3] Ahmet Efe, “Milli Azerbaycan Cumhuriyeti Nasıl Bolşevize Edildi?”, Tarih ve Medeniyet, Sayı 2, İstanbul 1994, s. 52-60.

[4] Saadettin Gömeç, a.g.e., s. 69-72.

[5] Saadettin Gömeç, a.g.e., s. 76-80.

[6] Abdulvahap Kara - Okan Yeşilot, Avrasyanın Yükselen Yıldızı Kazakistan, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, İstanbul 2011, s. 34-35.

[7] Eski Sovyet Rusya’daki kollektif tarım çiftlikleri.

[8] Keith Hitchins, “Kazaklar”, DİA, V, Ankara 2002, s. 132.

[9] Saadettin Gömeç, a.g.e., s. 126.

[10] Abdulvahap Kara, Okan Yeşilot, a.g.e., s. 36- 37.

[11] Abdulvahap Kara, Okan Yeşilot, a.g.e., s. 38; Saadettin Gömeç, s. 127.

[12] Abdulvahap Kara, Kazakistan'ın Yeniden Doğuşu, İstanbul 2006, s. 148.

[13] Mustafa Edip Çelik - Recep Çelik, “Soğuk Savaş’ın Bilinmeyen İsyanı: Jeltoksan Ayaklanması”, KSÜSBD, XV, Sayı 2, Kahramanmaraş 2018, s. 742-744.

[14] Saadettin Gömeç, a.g.e., s. 202.

[15] Arzu Tekin, Sovyetler Birliği Döneminde Kırgızistan, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi SBE, Elazığ 2010, s. 59.

[16] Khalida Devrisheva, “Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Tarihinin Bazı Meseleleri”, SUTAD, Sayı 39, Konya 2016, s. 196.

[17] Ali Toraman, “Geçmişten Günümüze Kırgızistan ve Kırgızlar”, Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi, Ankara 2012, s. 7.

[18] Saadettin Gömeç, a.g.e., s. 298-299.

[19] Mehmet Saray, “Türkmenistan (Tarih)”, DİA, XLI, İstanbul 2012, s. 603.

[20] Mehmet Saray, a.g.m., s. 604.

[21] Saadettin Gömeç, a.g.e., s. 252.

[22] Abdullah Muhammedcanov, “Özbekistan (Tarih)”, DİA, XXXIV, İstanbul 2007, s. 112.

[23] Abdullah Muhammedcanov, a.g.m., s. 112.

[24] Saadettin Gömeç, a.g.e., s. 259-260.

[25] Abdullah Muhammedcanov, a.g.m., s. 113.

Yazar: Umut Kırca, MSGSÜ Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi, İstanbul, 9 Mayıs 2020.
Damla bunu beğendi.
Eğer şimdiye kadar başımıza gelenler bize bir şey öğretmediyse, bundan sonra bildiklerimiz hiçbir işe yaramayacaktır.
imza

Konu Türkolog tarafından (09 Mayıs 2020 Saat 23:50 ) değiştirilmiştir.
Türkolog isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer İmleri

Etiketler
1917, 1917 sovyet devrimi sonrası azerbaycan'da kurulan millî hükûmetler, 1917 sovyet devrimi sonrası türkistan’da kurulan millî hükûmetler, azerbaycanda, devrimi, hükûmetler, kurulan, milli, millî hükümetler, sonrası, sovyet, türkistan millî hükûmetleri, türkistan’da


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti / Doğu Türkistan Cumhuriyeti Türkolog Genel Türk Tarihi 0 11 Mart 2017 14:05
Hazar'daki Yangın Sonrası Azerbaycan'da Milli Yas İlan Edildi #Ottoman Dünya'dan Haberler 0 06 Aralık 2015 23:18
Misak-I Milli / Peymân-ı Milli [ Milli Ant] (28 Ocak 1920) Damla Tarih 2 30 Ekim 2015 19:28
Sanayi Devrimi | Endüstri Devrimi Asrevya Çağdaş Dünya Tarihi 0 15 Mart 2015 20:14
1917 - 1922 Rus İç Savaşı Asrevya Çağdaş Dünya Tarihi 0 03 Mart 2015 00:48