GÜNÜN SÖZÜ DamlaDamla.
Biz; Kimseyi yarı yolda bırakmadık. Herkes menfaatinin bittiği durakta indi.
Etiket Listesi

Like Tree1Beğeniler
  • 1 Post By Damla
Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Eylül 2018   #1
Damla
Damla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 14 Aralık 2014
Bulunduğu yer: İstanbul | İzmir.
Mesajlar: 38.091
Konular: 7694
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 7485 Mesaj
Etiketlendi: 217 Konu
Yni Hakikatin Sırrı: Muhyiddin İbn. Arabi

Hakikatin Sırrı: Muhyiddin İbn. Arabi


Aşkın sırrına düşüp özünde yol bulanların, hakikat yolunda ışığı görenlerin, aşkın temelinde güzelliği arayanların, tüm sıfatlardan geçip sessizlik diyarında yol alanların, yaratılanların aynasında yaratanı bulanların ve elif nuruyla şenlenenlerin Şeyhü-l Ekberi, Muhyiddin-i İbni Arabi…

Onun dünyasında Allah, her yaratılanın aynasında akseder. Onun kelamında harfler yan yana geldi mi örtüler kalkar, zarflar açılır. Onun sözlerinde ki hakikat Allah’ın vechinden başkasını konuşmaz, göz O’nun vechinden başkasına bakmaz, kulak O’nun kelamından başkasını işitmez. O’na göre aşk zata eklenen soyut bir nitelik değildir. Aşık ile maşuk arasındaki bir ilişkiden de ötedir. O’na göre aşk; Allah’ın sonsuz suretlerinin, ariflerin kalbinde yansıyan hakikatidir. Arabi’nin kuramında Allah bütün niteliklerin üzerindedir. Bu nitelikler ne “O” dur, ne de “O” ndan gayridir. “O” isimler aracılığıyla tecelli eder. Yani yaratılan, Allah ile özdeş değil yalnızca onun sıfatlarının yansımasıdır. Hakikati bu sözlerde gizleyen ve Vahdet- i Vücud’u işaret eden bu sözlerini tev’il etmek, başka manalar yüklemek mümkün müdür?

Aristotales’in, İbn-i Rüşt’ün, İbn-i Sina’nin, Farabi’nin, Razi’nin, Descartes’in, Bacon’un mantıkta aradığı sırrı İbn-i Arabi hakikatin sırrında aramıştır. Ölümü yok oluş olarak niteleyenlerin aksine, suretin parçalara ayrılıp çözümlenmesi yani hakikate dönüş olarak açıklamıştır. O’na göre hakikat nurdur ve birdir. Allah’ı özünde görenler, hakikati doğrudan doğruya idrak edenlerdir. Aranan hakikat ise o bizzat Hak’tır. Çünkü “O” şahdamarımızdan daha yakındır bize.

Bütün suretleri kabul ederek hale geldi kalbim benim / Ceylanların otlağına döndü, rahiplerin manastırına, putların tapınağına, hacıların kâbesine döndü kalbim / Tevrat’ın kutsal levhalarına, Mukaddes Kur’an sayfalarına döndü kalbim / Hangi yöne yönelirse yönelsin aşk kervanları, ben aşk dinini uyguluyorum / Dinimdir, imanımdır, inanıyorum aşka…

Aşk, ilahi bir hüviyettir Arabi’de. Bütün varlıklara nüfuz eder, onları birbirine bağlar. İbadetlerin en yüksek derecesi ve hakikisidir. Bu hakiki aşk, bütün aşkların sebebidir. Kalpte aşk bulunmazsa eğer hiçbir ibadet yaradana olmaz. Aşk kusursuzdur, ciddiyetsizlik insanın Allah katında mertebesini düşürür. O’nun aşkında, aşık maşukunun hükmü altındadır. Gönlünü ve kalbini ele geçirmiştir Aşk Sultanı . Aşık gördüğü her surette sevgisinin suretini görür.

Aşkın sırrına düşüp özünde yol bulanların, hakikat yolunda ışığı görenlerin, aşkın temelinde güzelliği arayanların, tüm sıfatlardan geçip sessizlik diyarında yol alanların, yaratılanların aynasında yaratanı bulanların ve elif nuruyla şenlenenlerin Şeyhü-l Ekberi, Muhyiddin-i İbni Arabi…

Onun dünyasında Allah, her yaratılanın aynasında akseder. Onun kelamında harfler yan yana geldi mi örtüler kalkar, zarflar açılır. Onun sözlerinde ki hakikat Allah’ın vechinden başkasını konuşmaz, göz O’nun vechinden başkasına bakmaz, kulak O’nun kelamından başkasını işitmez. O’na göre aşk zata eklenen soyut bir nitelik değildir. Aşık ile maşuk arasındaki bir ilişkiden de ötedir. O’na göre aşk; Allah’ın sonsuz suretlerinin, ariflerin kalbinde yansıyan hakikatidir. Arabi’nin kuramında Allah bütün niteliklerin üzerindedir. Bu nitelikler ne “O” dur, ne de “O” ndan gayridir. “O” isimler aracılığıyla tecelli eder. Yani yaratılan, Allah ile özdeş değil yalnızca onun sıfatlarının yansımasıdır. Hakikati bu sözlerde gizleyen ve Vahdet- i Vücud’u işaret eden bu sözlerini tev’il etmek, başka manalar yüklemek mümkün müdür?

Aristotales’in, İbn-i Rüşt’ün, İbn-i Sina’nin, Farabi’nin, Razi’nin, Descartes’in, Bacon’un mantıkta aradığı sırrı İbn-i Arabi hakikatin sırrında aramıştır. Ölümü yok oluş olarak niteleyenlerin aksine, suretin parçalara ayrılıp çözümlenmesi yani hakikate dönüş olarak açıklamıştır. O’na göre hakikat nurdur ve birdir. Allah’ı özünde görenler, hakikati doğrudan doğruya idrak edenlerdir. Aranan hakikat ise o bizzat Hak’tır. Çünkü “O” şahdamarımızdan daha yakındır bize.

Bütün suretleri kabul ederek hale geldi kalbim benim / Ceylanların otlağına döndü, rahiplerin manastırına, putların tapınağına, hacıların kâbesine döndü kalbim / Tevrat’ın kutsal levhalarına, Mukaddes Kur’an sayfalarına döndü kalbim / Hangi yöne yönelirse yönelsin aşk kervanları, ben aşk dinini uyguluyorum / Dinimdir, imanımdır, inanıyorum aşka…

Aşk, ilahi bir hüviyettir Arabi’de. Bütün varlıklara nüfuz eder, onları birbirine bağlar. İbadetlerin en yüksek derecesi ve hakikisidir. Bu hakiki aşk, bütün aşkların sebebidir. Kalpte aşk bulunmazsa eğer hiçbir ibadet yaradana olmaz. Aşk kusursuzdur, ciddiyetsizlik insanın Allah katında mertebesini düşürür. O’nun aşkında, aşık maşukunun hükmü altındadır. Gönlünü ve kalbini ele geçirmiştir Aşk Sultanı . Aşık gördüğü her surette sevgisinin suretini görür.

Biz aşktan sudur ettik
Aşk üzerine yaratıldık
Aşka doğru yöneldik
Aşka verdik gönlümüzü
(Risalet’ül Fütühat)

Yalnızca bir mutasavvıf değildir, Ibn-i Arabi. Bıraktığı kitaplar Allah yolunda aşka düşenlerin rehberi olmuştur.

Halk haktır,aklın varsa/
Hak halktır,gözün varsa /

Bu sözler için niceleri kâfir dedi ona niceleri zındık. Ama Allah yolunda yürüyen nice âlimler onun veliyy-ul kâmil olduğunu anlamıştır. O’nun ilmini anlamadan aleyhinde konuşmak doğru değildir. Kendisi hakkında:

“Her asrın kendisiyle yüceldiği biri vardır.
Gelecek asırların tümü içinse o benim.’’

Diyecek kadar manevi alemde nazı olan Veliyy’ul Ekber’dir Arabi… Sezai Karakoç’un bir şiirde dediği gibi;

“Yolları bir urgan gibi ayağına sarmış
Muhyiddin.” tam da öyle.

Endülüs’ten Mısır’a, Kudüs’ten, Bağdat’a, Mekke’den, Anadolu topraklarına ve Şam’a kadar uzanan İslam coğrafyasının selamet çağrısının medarıdır.Sufilerin meclislerinde bulunan Arabi, bu toprakların ruhuyla seslenmiştir çağlar ötesine. Maruz kaldığı suçlamalar ve kendisine yapılan işkencelerden söz eder İbn-i Arabi:

“Kabe’de İbrahim makamında uyurken ruhlar âleminden bir ses işittim. Bu ses bana şu mesajı getiriyordu; ‘İbrahim’in makamına sığın. Zira o çokça ahvah eden halim, selim biriydi.’ O vakit işkence göreceğimi anlamıştım.’’

Beş yüze yakın eseri olduğunu rivayet eder Molla Cami. Bunların arasında en önemlileri 37 ciltten oluşan Fususu’l Hikem ve 30 yılda tamamladığı El-Futuhat’ül Mekkiye’dir. Yalnız tasavvuf âlimi değil aynı zamanda tefsir, fıkıh, edebiyat, şiir ve tabiat bilimleri üzerine eserlerde vermiştir. Felsefeyi tasavvufi bakış açısıyla ele almış, bu alanda daha da ileri giderek şunu belirtmiştir: “Her şey tasavvufta vardır, fakat tasavvuf her şeyde yoktur” demiştir. O’nun tasavvuf yolu Kur-an ve Sünnet’ten geçer. Kuran ve Sünnet’ten aldığı görünür anlamları, emirleri, yasakları, öğretileri tam uyumlu bir derinlik anlayışıyla idrak etmiştir. O’nun tasavvuftaki derinlik anlayışı uzun, zorlu bir nefis mücadelesinden geçer. O’nun derinlik anlayışında akıl her şeyi idrak edemez ve acizdir. Fakat kalp, beşeri tüm konuları ve ilahi tüm sırları idrak edecek bir yapıdadır. Arabi der ki:

“Allah’tan başkasını unut, zakir olursun…Zakir olan bir kimse her yerde zakirdir…Kalp ve lisanıyla Allah’ın zikrine devam edenlerin kalbine Allah, zati ahadiyyetine karşi iştiyak nuru ilka eder. Gözü açılana ise haya gelir… Haya makamında fetih başlar. Fetih kalp gözünün tevkif-i rabbani ile açılmasıdır. Bu göz açıldı mıahlak, fazilet, doğruluk o kimse için asla değişmeyen, değiştirilemeyen bir haslet olur, onsuz yaşayamaz…”

Hakkı hak ile bulursun O’nun kelamında. Hakkı sadece kendinle ararsan kendinden başka bir şey bulamazsın. Sen Hak ile varsın, senin Hakkı görmen, Hakkın seni üzerine serdiği perdedir.

Kaynaklar:
-Muhyiddin İbn’ül Arabi’nin Tasavvuf Felsefesi,
A.E.Afifi,
-Muhyiddin İbn’ül Arabi’nin Menkıbeleri,Çev,
Dr.Abdulkadir Şener, Dr.M.Rami Ayas.
Süreyya bunu beğendi.
Something is wrong, my strength has gone.
Thoughts are corrupting my mind.
I can see I perceive this ain’t me.
imza
Damla isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer İmleri

Etiketler
arabi, hakikatin, muhyiddin, sırrı, İbn


Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zamk-ı arâbi Faydaları |Zamk-ı arâbi Zararları Damla Alternatif Tıp - Şifalı Bitkiler 1 05 Ağustos 2018 16:08
Muhyiddin Ibn Arabi ve Tasavvuf Damla Tasavvuf 0 02 Ağustos 2017 11:06
Muhyiddin İbnü'l-Arabî | Allah Kimleri Sever Damla Tasavvuf 3 21 Şubat 2017 13:13
Muhyiddin İbn El Arabiye Göre Tasavvuf Felsefesi Damla Tasavvuf 1 20 Eylül 2016 12:33
Muhyiddin İbn Arabi'nin İtikadı Penia Tasavvuf 1 29 Ocak 2016 19:12