GÜNÜN SÖZÜ DamlaDamla.
Sen doğru dur, eğri belasını bulur. - Yunus Emre.
Etiket Listesi

Like Tree146Beğeniler
Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25 Ocak 2017   #1
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 25 Ocak 2017
Mesajlar: 300
Konular: 29
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 53 Mesaj
Etiketlendi: 62 Konu
Standart The Surreal Diary of Disquiet

Gücüm nefretimin katili empatimden… Ama o karanlık mesafeler... Ruh içine gömülmüş artık tutmayan derin yamalar... Patikaları hırpalanmış uzun bir yolun kahramanıydım... Yani herkes gibi… Yani bir miktar kendim... Sizin istediğiniz ben ile kendimi takas etmek en büyük ihanet olurdu kendime... Ya da istediğim ben ile kendimi mübadele etmek… Olduğu şeyi reddetmeyen az kişiden biriydim, bahanem bakış açım... Tolerans, umursamazlıktan süzülen en ağır bedel tespitini yapamayacak kadar ürkek bakış açım… Nihayetinde hepimiz tercihlerimizle gömülecektik... Erinçsiz bir devinime tutsak edildiğini dillendiren parçam kimsesiz uzun süredir. Diğer parçam Dali tablolarındaki güneş kadar soluk, ilahi bir iğrençlik içinde. Sırtıma yük kambur düşlerimin anlamıydı bensizliğin acısı... Beni tanıyacak değil, yaratacak bir çift göz lazımdı boşluğunda tutkuların... Ancak ben doğuştan kördüm... Hayır, hayır… Aslında doğuştan korkak... Doğduğu şehirden hiç ayrılmamış bir pul koleksiyoncusunun pullarını ateşe vermesi gibi ateşe verdim anılarımı… Elimde iç acıtan bir tebessüm kaldı yadigâr… Sonra, henüz seslendirilmemiş anlatıların hüküm sürdüğü arka bahçemde kara kızıl umutlar serdim tüm münasebetsiz çelişkiler üstüne... Bir dilden, sığınağım demeye mecbur bırakıldığım bu lanetli kente iltica etti öznem... Sustum...

Sessizliğimi tasnifsiz ve mütemadi bir anlatı olarak dillendirip daimi kılıyorum hikâyemi… İnkârım bu yadsınamaz susuşlarımın arasında izole bir Tanrı gibi tek başınalığımın basit bir yanılsaması sadece... Varoluşuna karşı durduğum bir patikanın yegâne yolcusu olmak bile hafifletmez yükümü... İlahi bir rezaletin pervasız tekerrürlerine göğüs gerecek gücüm yok... Uzamın sınırlılığını yadsıyıp ‘olmak ya da olmamak’ dilemmasına yönelen Tanrımın çıkarımlarını sonsuzluğun içinde süreksizleşebilen zamana hapsolmuş biçimde yargılamak Tanrımın ayağının altındaki sehpaya tekme atmaktı… Bu ulvi bir tesadüfmüş gibi görünen gereksinim, zorunlu bir uzlaşmadan önce şekillenmiş köklü bir yazgının tezahürü sadece... Ve tek tanık ben olacaktım Tanrının katline ve bilinmez şeyler peşinden bilmediğim bir şekilde ilerleyecektim... Nevrotik bir ihtilaldi bu, gassalın gözlerindeki ölüm korkusu kadar masum, yönünü kestiremediğim bu infaz... Sırrım tanık, nokta yok olur... Evlat edinilir zaman bir kum tanesi tarafından... Bütün kötülükler renksizdir… Tevazuya boyun eğen yanım ondan biraz saydam… Kibrin kılavuz olduğu diğer yanım ise rüzgârın insafına kalmış bir yaprak oldu… Düştüm…

İçine düştüğüm adap bilmez boşlukta arif oldum kendi hakikatime. Nokta tanımanın, çizgi bilmenin esasıdır dedi içimdeki meczup… Us sizi, devingen zaman içinde belirli bir varoluş resminin içine yerleştiremiyor. Ben bütün kutsiyetlerden muaf hakikat ile riyanın kesiştiği somutlaşan bir erektim kahramanlar çağının çiğ zaferlerine kazınan... Babamı öldürmüştüm Tanrımdan hemen önce… Kendimi vurabilmenin diyeti miydi bu? Eskilerin icrasından usulsüz bir hicaz peşreve özenle zulalanmış hüzün kaplar içimi… Bir ihanetin gözünün içine bakmak gizler utancı… Ay’ın denize armağanı yakamozda kaldı hamallığı kederin… Gömüyorum kendimi hiç tanımadığım suretler altına… Resmediyorum çirkinliğini maskelerini düşürdüğüm erdemin… Bana toplum dediğim kokuşmuşluktan miras kalan düzmece erdemin… Kimse inanmaz artık kanatlarımı budayan bu mesnetsiz yazgıya… Ruhumun ihtiyatsız tekâmülü olanca gücüyle yolunu keser soysuz antik kalıtların… Saatinden uzak bir kum tanesine miras kalır zaman… Kendi lanetini kendi yaratır insan… Sonrası en derin korkularımızdı… Sonrası biraz parçalanmışlık… Çürüdüm…

Oluştan kaynaklı hiçbir cinnet bizi onurlandıramıyor artık… Sancılı bir düşüşten ibaret içimizin toplamı… Belirlenmiş her nesne aslında bir özneydi… Uzam, zaman ve nedenselliğe bağlıydık göbekten… Yalın bir şimdi, yalıtılmış bir bitiş noktası yoktu… Tek kaynağımız, hayal gücümüzün giziydi, öncesiz nokta… Şüphe, hakikatin öz çocuğuydu… Yaşam diye adlandırabileceğimiz, mümkün olan hakikatin bir parçasını teşkil eden yanılgılarla sınırlıydı yürüdüğümüz yol… Kendimizi yitirirdik hakikat çölünde... Ve hakikat yaşam kadar kısa, sanrı kadar değişkendi… Zaman, kum tanesinden yavaşça… Önümde yürünmesi elzem olmayan bir yol vardı… Durdum

Kimsesizliğin adı asalet olur tevazuyu mübah kılan... Malumat ve kanaatler mütemadiyen yıpratır içimizdeki devinimi... Evirilmenin tek anahtarı sahip olduğumuz bütün kanaat anahtarlarını kaybetmekti… Bütün bir yaşamı yoksunluklar üzerine inşa edenlerin yerildiği bir cehennemden başkası değildir yaşam… Yoksunluk evlat edinilir bizim tarafımızdan… Septik duruşumuzun altında ezilir muhakeme… Kaybolur perspektif… Doğmak huzursuzluğun ilk adımı… Yaşam kaosa gebe… Değişim süreğen bir şey olduğu sürece şüphe kabullenişlerin en inciticisidir… Noktalar birleşir, ahenk yekvücut olur… Değişir bizi aciz bırakan, kavranması zor sınırlarımız… Kum yenik düşer çöken zamana… Bütünün tahammül edemeyeceği kadar keskin, bu gerekçeleri sabıkalı yaşam… Kanadım...

Olguların arkasında, görünenin, algılanabilenin dışında başka şeylerin varlığına inanç, içgörü kazanımlarının başkalaşımıyla boyut değiştiriyor… Katiyeti içselleştirmemizin, kanaati kurban vermemizin yegâne sebebi bu… Sonra, sonra tavaf eder kendini gölgemiz… Tanrıyı çarmıha gerer bize ait olmayan vadide ki bu iz sürüş… Sonu yokmuşçasına, bu kayıtsızlık… Bir eksiklik var, tamamlanması için şizofrenik bir yıkımı gerekli kılan… Enkazın altında kalır hayat harmonisi … Çünkü güçlü olmanın amansız mağdurluğu geçici haklılıktan geçer... Aidiyetten arınmış zayıflığa övgümüz… Zaman, kum tanesine denk oldu… Ermişlere özgü bir naiflikte demlendi yaşam… Duruldum…

Oluşun gölgeleri uzanırken zamana, hudutlarını anlamlandırmaya çalıştığım her şeyin yoklukta yankısını duyuyorum… Kaybedilen anıların mezarlığından çıkardığım acılarımı kronolojik olarak dizip yerleştiriyorum bavuluma... Hiçlikle sonsuzluk arasında duran soluk bir varlık sancısında demleniyor hayat... Kum tanesi zamanın katili… Adımlarım nihai noktama varamayacak kadar küçük… Yürüyorum…


Damla, SıcakKahve, Penia ve 1 kişi daha, bunu beğendiler.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
imza
Arieh Ahiezer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Ocak 2017   #2
Akıllandım Artık
Şimdi Daha Deliyim
Penia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 25 Nisan 2015
Bulunduğu yer: Adana
Mesajlar: 27.754
Konular: 9724
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 2379 Mesaj
Etiketlendi: 315 Konu
Ruh Hali: Neseli
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Beğendim günlüğünüzü hayırlı olsun
Arieh Ahiezer bunu beğendi.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
imza
Penia isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Ocak 2017   #3
I'm not the master of my senses. So I can't be guilty…
Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Eylül 2016
Bulunduğu yer: Aorist
Mesajlar: 7.713
Konular: 55
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 912 Mesaj
Etiketlendi: 131 Konu
Ruh Hali: Uykulu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Yaşam kaosa gebe…

Ermişlere özgü bir naiflikte demlendi yaşam… Duruldum…

Umarim devami gelir.
Arieh Ahiezer bunu beğendi.
...
imza
Süreyya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Ocak 2017   #4
SıcakKahve - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05 Nisan 2015
Bulunduğu yer: Dünya denilen bir Han'dan.
Mesajlar: 1.765
Konular: 173
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 243 Mesaj
Etiketlendi: 241 Konu
Ruh Hali: Mutlu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Kimsesizliğin adı asalet olur tevazuyu mübah kılan.

Emeğinize sağlık..
Arieh Ahiezer bunu beğendi.
imza
SıcakKahve isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Ocak 2017   #5
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 25 Ocak 2017
Mesajlar: 300
Konular: 29
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 53 Mesaj
Etiketlendi: 62 Konu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Postmodern bir yanılgının içine doğmuş, gölgesiyle kapışan bir tutunamayan olarak vazgeçiyorum öncüllerimden. Önümde dört tane yol var ve hepsi bana eşit mesafede. İlk kez mesafelerin hepsi eş anlamlı benim için. Bu aslında, kaotik insan yığınlarının sistemsizliği içinde durağan temelleri eşitleme zorunluluğundan başka bir şey değil. Mutlakıyetin boşlukta sürüklenen yankıları umutla birleştiği zaman çekilen acı postmodern bünyemde tahribatlara yol açıyor. Sınırsızlıkların içinde yaşanması pekte tuhaf olmayan tüm pişmanlıkların gölgesinde dinlenmekmiş sanırım bizi biraz huzurlu kılacak tek çare. Hayatıma sinen hiçliği ve başkaldıran umursamazlığı ehlileştirmeye çalışmak olası bir iç çatışmadan kaçmanın yegâne yolu gibi görünüyor… Kavramlar arası sınırları kaldıralı çok uzun süre oldu ve sırf bu yüzden bana yaklaşan her insan bazen sekülerlik, bazen evrensellik ve bazen de yerelliğe bulanmış bilgi aktarımı kisvesi altında kendimi onlarla var ettiğim dallarımı budayan bir bahçıvan edasında … iyi yoktu, kötü de yoktu hatta doğru ve yanlış bile yoktu sadece birbirine açılan milyarlarca pencere… Ben aştığım yol kadardım.. Ne daha uzun, ne daha kısa…


Kendimi tanıyamamak kendime dört elle sarılıp kendimi tanıma isteğimi bile canlı tutamıyor artık.. İçimden birinin haklılığından midemin bulandığı gün kendime daha çok sarılacağım.. Çoğul doğum ve çoğul ölüm arasında giden, rüyadan bir yoldur artık yürümeye takatimizin olmadığı… Toplum içerisinde “Bir”e en yakın olan, en dışlananımızdı.. Sonsuz ile bütünleşen kişilikler, kesinlikle toplum denen olgunun artıklarıydı… Artıktık.. Düşüncenin şimdinin artığı olduğu gibi…


Yok oluşu yadsıyarak kendini avutan insanlardan olamadım ben… Çok kolay değildi öğretilmiş dayanaklara gözü kapalı sarılmak… Eğer uyanık kalırsam.. Yani fark edecek kadar uyanık kalırsam… Sonsuz düşüm kati bir gerçeğe mi dönüşür? Ilık bir düş serpintisinden içimize damlayan gerçek kimin gerçeği olur? Gerçeği geçmiş mi yaratır yoksa biz geçmişi gerçeğe göre eğip bükebilir miyiz? Aslında hayatı ıskalayamayacak kadar kaygıdan uzak ‘orada-olma’ mefhumuyla yaşayacağımız şimdi geçmişe ihtiyaç duymayabilirdi… Dolayısıyla gerçeklik bizde refleks haline gelen geçmiş tandanslı bir olgu olmak zorunda değil.. Peki ya ıskaladığımız şimdiler? Evrensel gerçeklik?? Sanırım kafayı kaldırıp farkında olduğumuz güne kadar geçen süre içerisinde debelendiğimiz derin kuyuyu bilmek ve yeterince tanımaktır insanın kendisini tanıması ve bu durum gerçeklikten ziyade bir kurgu üzerinden yürür…


İllüzyon!!


İllüzyon!!


Bakışlar arkasına gizlediğimiz Tanrılar ölmeliydi belki de…



İnsanın yazgısıdır salt acı, varoluşla süregelen… Kendimizle aramızdaki bütün köprüler yıkık.. Biçim değiştiren sanrılarımız korkularımızı bir nebze olsun dindiriyor… Usulsüz adımladığımız bir yol bizimkisi… Ben aştığım yol kadardım.. Ne daha uzun, ne daha kısa…


Damla ve Penia bunu beğendiler.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
imza
Arieh Ahiezer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Ocak 2017   #6
I'm not the master of my senses. So I can't be guilty…
Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Eylül 2016
Bulunduğu yer: Aorist
Mesajlar: 7.713
Konular: 55
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 912 Mesaj
Etiketlendi: 131 Konu
Ruh Hali: Uykulu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Ey Rasyonalizim in, Ampirizim in birlestigi Surrealizim ve asla elestiriyi kabul edemeyen.

Senki tam bu cümlede;"Hayatıma sinen hiçliği ve başkaldıran umursamazlığı ehlileştirmeye çalışmak olası bir iç çatışmadan kaçmanın yegâne yolu gibi görünüyor…" elestirilmeyi yeganelestiriyorsun.

Senki sekülerizmi iten ve Ermislerin yolunda ilerleyen.Senki her niyeti icimizde vucudlastiran.
Arieh Ahiezer bunu beğendi.
...
imza
Süreyya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Ocak 2017   #7
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 25 Ocak 2017
Mesajlar: 300
Konular: 29
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 53 Mesaj
Etiketlendi: 62 Konu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Alıntı:
Süreyya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ey Rasyonalizim in, Ampirizim in birlestigi Surrealizim ve asla elestiriyi kabul edemeyen.

Senki tam bu cümlede;"Hayatıma sinen hiçliği ve başkaldıran umursamazlığı ehlileştirmeye çalışmak olası bir iç çatışmadan kaçmanın yegâne yolu gibi görünüyor…" elestirilmeyi yeganelestiriyorsun.

Senki sekülerizmi iten ve Ermislerin yolunda ilerleyen.Senki her niyeti icimizde vucudlastiran.
İnsan içe döndüğü ve yaşamının kalanını bu şekilde tasarladığı zaman eleştirinin yeganeleşmesi durumu ortaya çıkıyor sanırım.. Böylece varlık sancısını bir miktar hafifletebilir insan... Toplumdan istençli olarak kısmı tecrit durumlarında sekülerizmin bir işe yaramadığını da eklemem gerekecek..

Bakış açının bana çok şey katacağı aşikar.. Değerli yorumların için teşekkür edip bu yorumların daim olmasını diliyorum..
Süreyya bunu beğendi.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
imza
Arieh Ahiezer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Ocak 2017   #8
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 25 Ocak 2017
Mesajlar: 300
Konular: 29
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 53 Mesaj
Etiketlendi: 62 Konu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet



Narsistik Absürt Bir Aşk Hikayesi

Olmalıydı aşık
Gecenin gündüze,
Tanın kucağında,
Aşık olduğu gibi...
Bir kokarca
Kaplumbağaya,
Nergisinse
Bir peri kızına,
Olmadı işte
Aksi gibi
İki aksinin
Akislerine aşık oldukları yerde
Oldular aşık birbirlerine
Nergisimsi
Bir ölümdü bu sefer
Bülbülünki ki ;
Hikayesini anlatmak bize düştü

Kokarca: (Skunk Origin Myth) narsizmin sembolü / Kızılderili Mitolojisi /dişil
Nergis: Yunan mitolojisinde narsizmin sembolü / eril
Damla, Penia ve Süreyya bunu beğendiler.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
imza
Arieh Ahiezer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Ocak 2017   #9
I'm not the master of my senses. So I can't be guilty…
Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 04 Eylül 2016
Bulunduğu yer: Aorist
Mesajlar: 7.713
Konular: 55
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 912 Mesaj
Etiketlendi: 131 Konu
Ruh Hali: Uykulu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Alıntı:
Arieh Ahiezer Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


Narsistik Absürt Bir Aşk Hikayesi

Olmalıydı aşık
Gecenin gündüze,
Tanın kucağında,
Aşık olduğu gibi...
Bir kokarca
Kaplumbağaya,
Nergisinse
Bir peri kızına,
Olmadı işte
Aksi gibi
İki aksinin
Akislerine aşık oldukları yerde
Oldular aşık birbirlerine
Nergisimsi
Bir ölümdü bu sefer
Bülbülünki ki ;
Hikayesini anlatmak bize düştü

Kokarca: (Skunk Origin Myth) narsizmin sembolü / Kızılderili Mitolojisi /dişil
Nergis: Yunan mitolojisinde narsizmin sembolü / eril
Aksilikteki parlelizmi anlayabilmek icin bir kac kez okumam gerekiyorduki,buda absürd olduğu içindi gâliba.
Penia ve Arieh Ahiezer bunu beğendiler.
...
imza
Süreyya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27 Ocak 2017   #10
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 25 Ocak 2017
Mesajlar: 300
Konular: 29
Cinsiyet:
İlişki Durumu:
Burç:
Takım:
Seslenildi: 53 Mesaj
Etiketlendi: 62 Konu
Standart Cevap: The Surreal Diary of Disquiet

Alıntı:
Süreyya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Aksilikteki parlelizmi anlayabilmek icin bir kac kez okumam gerekiyorduki,buda absürd olduğu içindi gâliba.
Kokarca'nın ve nergisin ayrı hikayelerinde ortak nokta suya sürekli (akislerine/ Sudaki yansımalarına) bakıp kendilerine aşık olmaları.. Kendi akislerine aşık olan bu iki karakterin kendinden başka kimseyi göremeyecek kadar aksi (Kaplumbağa ve peri kızı ) olmaları durumunu anlatabilmeyi umdum aslında... Haliyle aşkları günlük sosyal yaşantımıza indirgendiğinde de pek sağlıklı durmuyor ( Benzer kişilik bozukluğu yahut bunu kişilik bozukluğu değilde mizaç olarak görüyorsanız mizaç...)Bülbül ve gül'ü nergis ve gül olarak bağlayarak bir şeyler daha yapmaya çalıştım.. Bu benim ilk yazdığım şeydi.. Ve yazabildiklerim içinde en kıymetli olanı )Pek bir şeye benzemesede )
Penia ve Süreyya bunu beğendiler.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
imza
Arieh Ahiezer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yer İmleri

Etiketler
diary, disquiet, surreal


Konuyu 2 kişi okuyor. (0 üye ve 2 ziyaretçi)
 
Seçenekler
Stil

Gönderme Kuralları
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
VA - Erotic Chill House Diary Episode 05 - 2015 Kaf Dağı Albüm Tanıtımları 0 07 Temmuz 2015 14:49