![]() |
Cevap: S’ol Y’anım Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben) Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük... Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi? Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım. Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de.. |
Cevap: S’ol Y’anım Özledim seni... Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir... beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zaman içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları akşamları her işi bir kenara koyup seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak, bir çift kısık gözle kendini, ellerimin okşayışına bırakırken. Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söyleyemeden 'git artık' demek. 'Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa' demek sana ne de zor.. Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... |
Cevap: S’ol Y’anım Seni yirmi dokuz harfle seviyorum. Her harfte bir kere daha aşkım kuvvetleniyor. Gecenin bitiminde,günün başlangıcında Işığa hasret ,karanlık gibi Seni seviyorum. Bir çilekeşin çilesi,bir çiçeğin nefesi Bir dağın ayazıymışcasına ,bu sevgim. Bütün acılar gibi sancılı,beklentili Gelecek bahar kadar coşkun ,hayalci Sellerde tutunamıyan topraklar kadar şaşkın Seni seviyorum. Yalan rüyaların hakikati görününce. Bir ömrün bitiminde.ecelim ,yaşamım kadar. İmanımın sonsuzluğunda,sessizliği delen Ruzgarlar misali içimde çalan müziğinle Seni seviyorum. Kader çizgisinin ufkunda,bilmez,korkak Günahlardan yılmış bir gönülle, hezeyanda. Cennetin doruğunda,cehennem kadar ateşli Seni seviyorum. Yılların sana bölünmüşlüğünü biliyorum. İçinden sevgi geçen zamanda olduğunuda, Ayrılık sahillerinde bekleyen karşıyakanın, Işıklarını özlercesine ,sıla kokan yosunu kadar Seni seviyorum Ben; bütün benliğimle,yüreğimle,ruhumla Çöllerin su tutan dikenleri gibi sağlam Seni ,kendimle beraber,kendim bilerek içimdeki sana ,erememenin yasını tutarak Seni seviyorum ... Seni çok seviyorum....... Ve bir bilsen nasıl özledim… |
Cevap: S’ol Y’anım Sana Olan Özlemim Naylon ayakkabılı bir çocuğun kunduraya bakışıydı sana olan özlemim. Her gece dizimde uyuttuğum hayallerime masallar anlatırdım, İçinde hep sen olan. Kimi zaman pamuk prenses olurdun, Kimi zaman elmayı veren cadı, Ama değişmeyen bir şey vardı, Hep güzeldin hep beyazdı yüzün. Geceler boyu güneşin doğuşunu bekledim, Şafağa olan sevgim sanırdım bunu, Ya da çocukluktan kalma karanlıktan korkum. Seni beklediğimi itiraf edemezdim kendime, Sanki bir sabah güneşin ilk ışıkları getirecekti seni, Kendine faydası olmayan kör meşeleler sönecekti, Yıkılmışlığım tükenmişliğim bitecekti, Umudum ışığım gelecekti bir şafağın koynunda, Gelecekti işte bir kiraz tadında, Yamalı sevdalar bitecekti bayram sabahına uyanacaktı yepyeni elbiselerle, Gelecekti işte, Kirli mendiline bereket düşecekti dilencinin, Gelecekti ve eksilecekti dokuz canı kara kedinin. Gelecekti işte, halâ aynı camın önünde bekliyorum, Aynı umuda açıyorum penceremi, Aynı korkusunu çekiyorum ciğerlerime gecenin, Ve halâ korkuyorum. Mahşerin kısrakları ızdırap tayları doğuruyor sensiz geceler, Zebaniler gül suyu içiriyor zehir tadında, Karanlığın yüreğine akrepler doluyor, Daralıyorum, bir çığlık vakti duruyor zaman. Kör yılan dalıyor serçe yuvasına, Bir can öksüz kalıyor, bir can yetim... Ve bir damla gözyaşı. Kervanlar geçiyor usul usul, Aynı ağıtı söylüyor çan sesleri, Aynı heybede saklı sevincim mehtabım. Yürüdükçe kervan acımasız, aynı yarayı kanatıyor sensiz geceler... Artık üşüyorum, kahroluyorum hayaline sokuldukça, Çivili yataklarda dinleniyor bedenim, Her geçen an biraz daha daralıyor pencerem, Soluyor gülleri perdemin, Yüreğim eski bir manastır sessizliğinde, Kutsal bir aşkın ziyaretçisini bekliyor. Gelecek işte... Gelecek bir gece ansızın. Kırılacak prangası vuslatın, Çılgın bir ateş böceği düşecek geceye, Yeniden açacak gülleri perdemin, Bir bahar sabahına uyanacak yüreğim yepyeni umutlarla, Huriler içirecek ilk şerbetini cennetin. Sevgi tadında aşk tadında... |
Cevap: S’ol Y’anım İlk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun? Kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin. Seni istiyordum, biliyordun... Bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. Bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim. Seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum. Dağbaşında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin. Eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından. İçimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. Ama o ateş gitgide büyüdü işte! Şimdi biraz da sen yan artık, benim yanacak yerim kalmadı. İnanamıyorum, sen var mısın? İnanamıyorum bir türlü. Tuttuğum ellerin mi? Öptüğüm dudakların mı? Kim bilir? Belki de yoksun, berbir rüyâ görüyorum, biraz sonra uyanacağım. Herşey ansızın silinecek. Ne saçların kalacak ortalıkta, ne gözlerin. Yine kahrecici yalnızlığıma döneceğim. Biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz. O gün ilk defa seni gördüm. Düşün, sen dünyaya geleliberi kaç yıl geçmiş aradan. Düşün, ne kadar çok özlemiştim seni. Öyleyse hiç gitme, ne olur? Vereceğin her kedere razıyım. Acıların en büyüğünü sen tattır bana, zehirlerin en şiddetlisini senin elinden içeyim. Ama gitme ne olur? Dudaklarım kurumuştu, içim yanıyordu. Suya hasret, kurumuş bir ot gibiyimdim. Yağmur olup yağdın üstüme, yaşardim, filizlendim. Sonra güneş oldun, hayat verdin bana, koku verdin, renk verdin. Şimdi bırakıp gidersen bir daha ve son defa yine kuruyacağım, dağılıp toz olacağım anlıyor musun? Çünkü senden sonra kimse gelmeyecek, biliyorum. Kimseler çalmayacak kapımı. Gidersen beni bana mahkûm edeceksin, keşke ölsem diyeceğim o zaman, keşke ölsem! Şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. Beni bana bırakma! Senden bir parçayım artık, belki de baştanbaşa sen oldum farkında değilsin. Beni bana bırakma! Sen olduğun için mutluyum. Sen olduğum için de. İstersen ben olma. Hiç benim olma. Ama bırakma beni ne olur? Beni, bana bırakma! |
Cevap: S’ol Y’anım Özledim de söylemedim Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz'ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm! Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez. Hani sana okuduğum kitapların konularını ve kişiliklerini anlatıyorum ya “Kürk Mantolu Madonna”nın erkek kahramanı geldi aklıma bugün. Kitabı sana anlatırken, hissettiklerimi dile döküşüm ve adama nasıl sinir olduğumu hatırladım sana sinir olurken. Aşık olduğu kadını evinin işleri bitince yanına almayı düşünen bir adam. O evin inşaat işleriyle uğraşırken kadıncağız Almanya’da hastalıktan ölüverdi. Bu garibim de aşkından gözleri kör, kadını mutlu etmek için evi güzelleştirmeye çalışıyor, kadının öldüğünden habersiz bir şekilde. Aşkın boya badanaya ihtiyacı yok ki. Sonrada bir ömür boyu terkedildiğini düşünerek mutsuz yaşadı. Ama ille de boyayacağım diyorsan ben yanındayken boya. Benim öyle “benden uzak olsanda mutlu ol”, “gideceğin yere beni de götür sorana başımın belası dersin”, “sabret aşkım sabret” gibi şarkı sözleriyle hiç işim olmaz. Arada söylüyorsun ya “Endamın yeter” diye biz onu söyleyelim. Ben seni öyle ilahi bir aşkla seviyorum ki anlatmaya kalksam, kelimelere döksem ifade edememekten korkuyorum. Ya da dile dökülenin basitleşmesinden. Ben eğer becerebilsem parmaklarımla kaburgalarımı ayırıp seni içimdeki buğuda saklarım. Uykunun en derin yerinde birden uyanınca seni yanımda görmek, pişirdiklerimin güzel olduklarını gözlerinden okumak, kış gecesinde söylenmeden patlatılmış mısırı paylaşmak, televizyondaki filmi seyretmek için demlenmiş çayı birlikte içmek, hastalıklarda sevgiyle sıkılmış limonata içirmek, kahvenin telvesinde yazanları birlikte yaşamak, sabahın kör saatinde çıplak denize girmek, emanet alınmış bir motorsikletle gezintiler yapmak, sırtıma dolanmış kollarınla güneşi batırmak, bizim batırdığımız güneşin doğduğu ülkedeki insanların hayatları hakkında abuk hikayeler uydurmak, bozuk musluk yüzünden kavga etmek, ne kadar rahat adamsın ne kadar telaşlı kadınsınlarla başlayan cümlelerle tartışmak, hayatı-hayatın getirdiklerinin tümünü seninle paylaşmak. Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Hani geçen akşam trafik kazası yüzünden ölmüş birini görmüştük. Üzerini örtmüşlerdi de sadece ayakkabıları görünüyordu. Ben çok etkilenmiştim de sen “adamı tanımıyorsun bile” diyerek etkilenmemin sebebini anlamamıştın. İlk düşündüğüm hayatın çok mu değerli olduğu yoksa düşünmeye değmeyecek kadar basit mi olduğu hakkında aklım karışmıştı. Ne zaman ölümle karşılaşsam aynı karmaşık duyguları hissederim zaten de sevince insanın içi daha çok acıyor. Öleni tanıman gerekmiyor ölüm karşısında. Orada yatan sende olabilirdin bende. Seni düşünmek bile istemiyorum. Kendimi öldükten sonra düşünemeyeceğime göre sana acı çektirmek istemiyorum. Eee diyeceksin. Eee si ölüm var, eve gitme süresince bile ertelenemiyor seni yolun ortasında yakalayıveriyor ve bulduğu yerde götürüyor. Bu yol kıyısında bize göre zamansız bir kaza olabilir, deniz gezmesinde söylenenler söylenmeden gelebilir, yaşanacakları beklemeden de... Yaşamak istediklerini söylemeden….. Bir akşam denizden dönerken aynı duygu karmaşasını hissederek, sana telefon açıp “Hayatı benimle paylaşır mısın” diye sormuştum. Güzel şeyler söyledin de hala net bir cevap alabilmiş değilim artık hiçbirşey sormuyorum. Sende unuttum zannediyorsun herhalde. Artık çok özlediğimde bile özlediğimi bu yüzden söyleyemiyorum. Cevapsız sorular varsa ortalıklarda, yalansız olmuyor yaşananlar. Bugün seni çook özledim de yinede söylemedim bu yüzden. Orada yatan bende olabilirdim. Bırak işlerini de ben söylemeden kendin gel. |
Cevap: S’ol Y’anım AYRILIK VAKTİ Hayatın birkaç bilinmezliğinden biridir ayrılık...Hep kaçamak cevaplar verilir; sebebleri sorulunca Yada suçlamalar başlar karşılıklı.Kimse ilk zamanlar anlamaz ayrılık vaktinin aslında yeni aşkların vakti olduğunu. Dayanılmaz bir sis çöker içimize. Yollar kapanır sanki benliğimizin. Söylenen bir kaç söz , kar yağdırır felç olan yolların üstüne ,tıkanır her yol,her sokak,her mahelle.En son söylenecek sözler ilk önce çıkar iki dudağımızdan bilinmeden...Gözler buğulanır yada açılır öfkeden.Yıpranır tüm duygular ,tüm heyecanlar. Yaşanmışlara lanet ederiz kendimizce .Hayatın bir maskeli balo olduğuna inanırız, herkesin melek maskeleri ile dolaştıgını görürüz sokaklarda.Ayrılık kurşunları doldurulmuş silahlar ise bellerde. Artık güvenimiz yoktur sevgiye ve aşka . O güzel duygularımız kundaklanmıştır. Sevginin sinesine hançerler saplanmıştır bir kere. Şehrin üstünü bulutlar kaplamıştır . Geceler en sadık dostumuz olmuştur. Duygularımız ve yaşadıkalımız artık rakı masalarında mezedir.Çevremizi mantık kostümleri ile gezen insanlar kaplamıştır.Artık bir daha sevmeyecegiz deriz kendimizce, efsunlu güzellikleri yitirdiğimizi sanırız . Maskeli balo misali devam eder hayat,anlar hızla tüketilir. Herkes melek maskeleri ile dolaşır yollarda ,sokaklarda. Ayrılık kurşunları ile doldurulmuş silahlar ise bellerde. Korkak eller her an tetiği çekme telaşı içerisinde . Zor kararlar cesaretin gölgesinde yetişir . cesaretin ise dalları duygu çiçekleri ile bezelidir çoğu zaman . Duyguları takip etmenin son durağıdır mutluluk , hazır yürekler için .Tarih ve ayrılık kelimesinin telefuz edilmediği dillerde ve prangasız gönüllerde filizlenir sevgi ile aşk çiçekleri. Sevgi göze alabilmektir aşk ise hayatın mazereti |
Cevap: S’ol Y’anım Bi Aksam Vakti Memleketimi Düşünüyorum...Sarı şarkılar dinliyorum Sezenden. Hüzün bir yorgan gibi üstüme seriliyor yumuşacık. Bilmem şimdi hangi rüzgarlar esecek akşamın bu notalara yüklenmiş anlarında. Yükünü almış bir gemi limandan ağır ağır uzaklaşırken, yorgun bir gövdeyle denize yaslanması gibi uzanıp yatsam şarkıların tellerine . bir buluttan masallar dinlesem, bağrına yaslanıp. İçime değil bulutla beraber aksam katıla katıla. Çok biriktirdim gözyaşlarını sellere dönüşmese... Değil bu bir aşk acısı değil bir derdin kederi. Müziğin rakseden nağmelerinin alıp yoğurması kalbini. Upuzun bir salıncakta yukarlara doğru fırlatılmış gibi ürpermesi içinin.Anlatır değil. Suya atılan bir taşın çıkardığı dalgalar gibi eriyip dağılmasını hissetmek gibi bedeninin. Ah bu şarkıların gözü kör olsun demiş bir başka fasılda Bu udun tellerindeki tınlamalar sanki göğüs boşluğunda çalınıyor gibi titretmesi ciğerini. Bütün tüylerinin sefere çıkacakmış gibi ayaklanması tek tek. Tek tek hissetmek her birinin battığı yeri. Değil bu, anlatılır değil. Anlatmak benim harcım değil. Mahzun ve ürkek bir çocuk gibi bırakıvermek kendini şarkının kollarına, dışardaki yağmur gibi uslu uslu akıp gitmek, hiçbir sebepte yok gibiyken üstelik. Hiçbir sebepte yok gibiyken üstelik... |
Cevap: S’ol Y’anım Nedenini bilmediğim bri arzuyla bugün her günkünden daha çok istedim yanımda olmanı... Kolay değil, sensiz olmak, içinin yarısını boş tutmak. Kolay değil her sabah bir martı sesiyle irkilmesi bu yoksul bedenimin. Sadece bu ayrılığın bir süreliğine oluşu teselli dolduruyor yüreğime. Her ne kadar bu sürenin uzunluğunu bilmesekte sonunun olduğunu bilemk umutlandırıcı...Zaten her şey umut edilmekle başlamadımı? Seni düşünüpte kendimi kaybettiğim vakitlerin anısına yazdım bu mektubu sana. Bazen otobüste iki sevgilinin başlarını yaslayıp uyurken ki rahatlığında, bazen sokakta babasının elini tutan bir çoçuğun gözlerindeki güvende buluyorum seni. Düşündükçe Nazım olasım gelir ve hasretini bir uçtan bir uca yakasım gelir. Bir kuş hafifliğinde sana akar yüreğim, yokluğunda yok olmaktan korkarak. Yaşadığım acıları anlatırsa birileri sana göz yaşlarınla yıka yaralarımı. Seni bekliyor gölet olmuş bir nisan yağmurunun çoçuğu. Hadi gel dayanamıyorum hasretine...'' |
Cevap: S’ol Y’anım Hergeçen gün birazdaha açıyor canim. Hergeçen gün birazdaha kan kaybediyor hayallerim. Su alan bir gemi misali,hergeçen gün yavaş yavaş batıyorum. Uyu acını unutursun diyorlar,şimdi uyumak istiyorum. Uyumak ve acımı sonsuza dek unutmak istiyorum. Artık bir gün gelecek diye beklemek istemiyorum. Sana şiirler yazmak istemiyorum. Seni anlatmak istemiyorum. Seni hatırlamak istemiyorum. Bana yarattıklarını unutmak istiyorum ama sen unutma sen hic unutma. Onu hiç umursamadım,değer vermedim ,salak aşık oldu de. Söylediklerini hiç dinlemedim dahada çok sevdi de. Günlerce mesaj attım tek kelime etmedim de. Üzdüm onu çok üzdüm de. Onun beni seni sevdigini umursamayıp,defalarca gururunu ayaklar altına almasına izin verdim de. O üzüldükce ben sevindim,o agladıkca ben güldüm de. Gördüğüm yerde başımı çevirdim kendinden iğrendi de. Yalanlar söyledim hepsine inandı de. Onu sevdiğimi söyledim en cokta,en çokta buna inandı de. Çok hoşuma gitti onun bu halleri de. O uzuldukce ben ben güldüm de. Hadi hadi utanma aferinler ver kendine. Kırmızı kurdaleler tak kendine. Ama unutma, unutma sen benim canımı yaktın diye,bende başkasının canını yakacak değilim. Aksine onu oyle mutlu edecegimki,yerinde olmadığın her güne lanet edeceksin. Artık unutmak istiyorum seni,tamamen unutmak istiyorum. Birşeyi değil birçok şeyi unutmak istiyorum. Bir rüyam vardı yarım kaldı unutmak istiyorum. Bir sözüm vardı umut kokan,bir şarkı vardı dilime dolanan unutmak istiyorum. Bir yabancı vardı , bir yabancı vardı adı neydi unutmak istiyorum. Bir yalancı vardı en son ne demişti unutmak istiyorum. Bir umut vardı adı neydi unutmak istiyorum. Seni tamamen unutmak istiyorum. Seni tamamen unutmak istiyorum, ihanetlerini, yalanları , bana yaşattıklarını unutmak istiyorum. Uykularimi bozuyosun.sabah kahvaltilarimi unutturuyosun, istahimi kaciriyosun sen düpedüz zarar ziyansin bana, unutmak istiyorum seni. Heryerde sen varsın ,her yüzde sen, dilimin ucunda sen,başımın içinde sen,kalbimde sen,içim sen ,dışım sen kadermisin ecelmisin nesin sen. Unutmak istiyorum seni, canımı yakiyosun ,içimi acitiyosun,hayatımı darmaduman ediyosun,beni benden alıyorsun. Unutmak istiyorum. Çık aklımdan yeter,yeter girme artık girme ruyalarima. Kabusum olma, gece mi gündüz yapma, nefret ediyorum bu şehirden,sen kokuyo sanki, heryerde bir anın var, sen yoksan geçtiğim her yolda hayalin var. Gözlerimi kapatiyorum sen, açıyorum sen . Heryerde sen ,herşeyde sen,yoruldum artık ,yoruldum seni sevmekten,seni düşünmekten,her yuzde seni aramaktan,unutmak istiyorum.ihanetlerini bile unutmak istiyorum. Senden nefret etmek bile istemiyorum.bana seni sorsunlar istemiyorum.yeter artık Seni unutmak istiyorum. Ama ozleyeceksin!!! Ozleyeceksin sabahlara kadar kara kara dusuneceksin.kimi zaman palyancoyu oynayacaksin. Dışından guleceksin ama içini birtek sen bileceksin. Korkucaksin,için parcalanicak,acıdan kivranacaksin ama ben olmicam ,sol tarafın hep boş kalacak ,işte ozaman tekrar ,tekrar dusuneceksin . Düşündükçe seveceksin,sevdikce biteceksin. Mevsim geçer,gölge veren ağaçların dalları kurur. Sabır taşar,canından saydigin yar bile gün gelir el olur aklın şaşar. Dostun düşmana dönüşür.düşmanın kalkar dost olur. Öyle bir garip dünya, olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin dusersin ,şaşmam dersin şaşarsın. En garibide budur yaa öldüm der durursun ama yinede yaşarsın. Birgün ölme hergün, hergun ölmen dilegiyle... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:05. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem