![]() |
Hayat basamağı yavan her şey tuzsuz yemekler kadar/ lezzetsiz banılmadan yenilen yeşil erik sarı bir hüzün serili yeşilin omuzunda havanda, kirli dumanını dövüyorlar havanın bitmiyor acısı değişen dünyanın dağlıyor yaranın sancısı hayat yırtık pabuçlarda pençe yamaları sönmüş fenerleri kapkara bir deniz evvel koşan ayaklar geri gider Tanrım, ne zor ölünün ardından eve yürümek… açık kapısında odalarının umarsızca, görünmeyen başları beklemek kuzey rüzgârlarına karşı, dar bir balkon kalbim kar yanığında kaldı, açmaz yeşilim bekle dedim yediveren ölüme yeter açma artık yüzümde annemin çağırmayan bakışı/nda uzak bir dağ çiçeği duyumsayamadığım hükümsüz kaldı çocukluğum Babam’ın sarmayan ellerinde sonbahar (y)ağıyor ömrüme halâ dikenli çalılar bürümüş bakımsız bahçem o yer, ıhlamur ağaçları şahitliğinde gençliğim yüzüp, doyamadığım aşkım denizin aynasında menevişlenemiyor artık sular cüce kaldı boyuma, kısılan sesim bir türlü alışamadım yeni kendime hangi mevsim bu anımsamıyorum dağılmış evin sığınağı nerde kimliksiz, çat kapı girip saklandığım yok/um /yokluğumla doğu(yu)ramadığım kendim hüznümü öğütemeyen, kırık değirmen taşı geçmişin, uzak gecesinde kalmış parçaları vedâdan ağırlaşmış, kalkmayan eli amaçsız, başıboş yorgun kâhyayım uykuyla uyanıklık arasında akan yatışmayan kara bir mayi yüz/ünden, sallantıda hayat basamağım ölümün zehiri sızdı içime kan sızıyor yürek kalmadı, tende can veren renk hırsız, zorba talih, çaldı şen sözümü hangi renge yaslayayım özümü bu kasaba aynı yer değil aynı değil toprağa inen bu yağmur/ bu cemre aynı değil yaprağı dalda sanıp tünek diye konan kuş(um) saklanamazsın artık indi yere duvarın üstünde duran çocukluğum gözlerine yüklenenden endaze bulamıyor kendine tepeden tırnağa, geri çekilmekte hiçe değer içindeki can suyu… |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:37. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem