![]() |
Hayat boş geçen geçti, ışığı her seferinde kırpıp ev eksilmeye başladığında ölüm gibi sustu gün ıssızdık ve duyulmayan yürek sireninden bir alev yalazındaydı bedenlerimiz ve kendiliğinden düşüyorduk kendimizden olsa da olur, olmasa da aldırmazlığında önümüzde, eğreti bir hayatın silik resmi ışıksız /kör pencerede duran nefesler bir renk körlüğü gözlerimizde ve her sokakta bir korku aralığı bırakarak alıp gittiler sizi savrulup her tarafa birileri yollardaki yalnız ağaçlar gibi /arkadakiler ayrıkotlarına dönüp sevgisiz, hepsi birer birer dağıldılar bize kalan, gece ile gün aynı şimdi içimize musallat olanlar hâlâ yığılmadalar yıkıntının içinde kalanlarda bir yanık metal kokusu ve pas tadı ne yarın var bakışımızda, ne de olacak her soluk ân/a bağlı sürmekte güz aynalarının sarı yansısı bir yerdeyiz ki, varla yok arası... sanki, daha dün çocuktuk unutsam kendimi yine bir körebe oyununda olsam açtığımda gözümü, her şey yine eskisi gibi… perili evin korkusundan kaybolanlar meğer ne güzelmiş hayat o zamanlar ayrı bir cennet, her köşesi camın buğusunda yazılı mutlu isimlerimiz anne tadında yemekler kocaman bir yemek masasında hayata iştahlı, onca çatal bıçak sesi babamın gelişine işaret, kapıdaki öksürük bilmeden büyüyeceklerini çarçabuk koşturan çocukların bitmeyen telaşı sabık incir ağacının, yüzümdeki izini görüyorum aynada nasıl geçti, inanmak zor, görülmüyor pusta hatıralar geçmişin bahçesinde, yitip gitti çocuk gülüşlerimiz denizlerim sisli, yollarım puslu, çıkılmıyor hiçbir yere acıyarak gülüyorum benim ben diyenlere herkes aynı mevkide kalıyor sonunda tahtalı köyde, bir selvi altı hepi topu |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:47. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem