![]() |
Suçu kadere attın. .. Sen kendi yolunu bir başka yürekle birleştirdiğin an, beni ne denli geride bıraktığının farkına varamayacak kadar sevdalıydın, hepsi o kadar.. Fark ettiğinde ise o boşluğu doldurabilmek için yapabilecek birşeyin kalmamıştı. Tıpkı İstanbul gibiydin. Suçu kadere attın.. |
Cevap: Suçu kadere attın. .. İnsanların yüzleri çoğunlukla ürkütücü geliyor bana. Konuşmak yorucu geliyor. Konuşmaya mecbur kalırsam kısa kesik cümleler kuruyorum.. |
Cevap: Suçu kadere attın. .. Dürüstlük kimi zaman yalanlardan çok daha acımasız oldu. Gerçeğin buzdan ülkesinde yapayalnız kalan yürek, hayatta kalabilmek için yalanları bile özleyebilirmiş. Kapalı bir kapının önüne bırakılmış gibiyim. İnanacak bir ibadet gibi yaşayacak tek şey ; Senin aşkındı.. |
Cevap: Suçu kadere attın. .. Gitmene bir şey demiyorum eyvallah Sevgili. Yalnız seni sorduklarında bitti diyemiyorum yaa, o koyuyor adam'a ! |
Cevap: Suçu kadere attın. .. Sabahın erken saatlerinde uzaklardan gelecek sevgili için, her zamankinden bir kaç saat önce kalkıp, evini temizlemek gibi bir şey oldu.. Belkide hiç olmayacak birine bunları yazmak . |
Cevap: Suçu kadere attın. .. Ve sen uykunda sevgimle hesaplaşmaya dalardın. Cennette cehennemi hatırlardın. Dönüp geçmişe bakıyorum da, sanki yıllar değil yüzyıllar geçmiş aramızdan... Aramızdan; ayrılıklar, ihanetler, kayboluşlar, vazgeçişler, yeniden bulmalar, korkular, yalnızlıklar, savrulmalar geçmiş. Ve bu ilişki ne çok biçim değiştirmiş... |
Cevap: Suçu kadere attın. .. Sandık ki, aşkımız bir gün olur , o yalanı unutturur. Sandık ki, o ebedi sevgimiz bir gün olur, içimizde durmadan çoğalan o boşluğu kapatır. Unutturamadı sevgili. İstedik, ama kapatmadı! İçimizdeki yalan büyüdükçe, kapatmaya çalıştığımız o boşluk bizi içine almaya çalıştıkça paniğe kapıldık. Konuşmaktan korktukça, o karanlık gecelerden yüzleşmekten korktukça, hep dışarıya çevirdik yüzümüzü.. Artık kendimize kanıtlayamıyorduk sevgimizi. İkimiz de o büyük boşluğu görüyorduk. Geri dönemiyorduk. Hep ileriye kaçıyorduk. Hep ileriye, hep dışarıya.. Bizi, boşluğumuzu, yalanlarımızı, o durmadan sakladığımız karanlık gecelerimizi bilmeyenlere doğru kaçıyorduk.. Artık kendimize değil, bizi bilmeyenlere anlatıyorduk sevgimizi, birbirimize ne denli aşk olduğumuzu.. Biz artık birbirimize giderek daha zorduk. Başkaları daha kolaydı giderek.. Öyle bir zaman gelmişti ki, artık birbirimize değil, aşkımızı başkalarına itiraf eder olmuştuk. |
Cevap: Suçu kadere attın. .. Hava soğuk, yağmurlu ve vurdumduymaz bir İstanbul gecesiydi.. Ve gece yağan yağmur hep ürkütürdü beni. Yağmur değil, yalnızlığımdı pencereleri damla damla yalayan; yıllarımı dolduran sensizlikti. Hep bir yanı yarımlık, hep senden uzaktalık, hayattaki tek kimsemden yoksunluk, yani kimsesizlikti |
Cevap: Suçu kadere attın. .. Ayrılık değil, özlemek hiç değil; en büyük acı, bu giderek büyüyen boşlukmuş. En büyük dert; kimi özlediğini, kimi sevdiğini bilememekmiş.. Öylesine bencilim ki, dünyanın sonunu kendim gibi çok seviyorum. |
Cevap: Suçu kadere attın. .. Biliyorum, bu hayat beni istemiyor, ama ben ondan zaman çalıyorum. Ben ondan kalbimin saf kalmış yanlarını çalıyorum. Onun benden ne istediğini bilmezlikten geliyorum. Bu yüzden gecikiyorum; hem kendime, hem hayata. Hem her şeyi alabildiğince yoğun yaşıyorum, hem de zamanın dışındayım. Her şey en sonunda gelip bende toplanıyor, ama önümde olup biten hiçbir şeyi değiştirmeye gücüm yok... |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:17. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem