Kader günü… İngiltere AB’den ayrılacak mı?

Britanya, Avrupa Birliği'yle (AB) "tamam mı, devam mı" kararını vermek üzere bugün sandığa gidiyor. Ada'da Birlikte'te kalma yanlıları ile ayrılıkçılar (Brexit) arasında kıyasıya bir maroton yaşandı. Tartışmaların odağında ise Türkiye vardı. Son anketlere göre; Brexit destekçileri ile ayrılmayı destekleyenler başa baş...

AB kadar Türkiye’nin de geleceğini ilgilendiren bu referandumla ilgili bilinmesi gereken her şeyi sizin için derledi. İşte İngilizlerin AB ile sınavındaki temel noktalar:

KİMLER OY KULLANABİLECEK

İngiliz, İrlanda ve İmparatorluk’un parçası olan devletlerde yaşayan 18 yaşın üstündeki herkesin oy hakkı var. Ancak referandumda oy kullanmak için 9 Haziran gününe kadar kayıt yaptırmış olma şartı var. 46 milyon 499 bin 537 kişi, oy kullanmak için kayıt yaptırdı. Sandıklar yerel saatle 07:00’da (TSİ 09:00) açıldı. Kapanış ise 10:00’da (TSİ 00:00). İlk sonuçların TSİ 00.30’da gelmeye başlaması bekleniyor.
Sandığa gidecek Britanya vatandaşları ufak bir pusulayla karşılacak. “Britanya’nın Avrupa Birliği Üyeliği Hakkında Referandum” başlığı taşıyan pusulada, “Oyunuzu sadece seçiminizin yanındaki kutuya çarpı (x) koyarak verin” yazıyor.


Referanduma konu soru ise şu: “Birleşik Krallık, Avrupa Birliği’nin bir üyesi olarak kalmalı mı yoksa Avrupa Birliği’nden ayrılmalı mı?”
Siyah-beyaz pusuladaki yanıtlar ise şöyle:
— Avrupa Birliği üyesi olarak kalmalı
— Avrupa Birliği’nden ayrılmalı



HALEF SELEF SON KOZLARINI PAYLAŞTI


Dün AB’de kalma kampanyası yürüten Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan ile en vahşi Brexit’çi Londra eski Belediye Başkanı Boris Johson, BBC’de son kozlarını paylaştı.
Khan, Johnson'a hitaben, “Yalan söylüyorsunuz, insanları korkutuyorsunuz. Türkiye, AB'ye üye olmak üzere değil. Bu korku tellallığıdır Türkiye (AB'ye) üye olmanın eşiğinde değil, ve 3 ay öncesine kadar bunu sen de biliyordun. Ne değişti” dedi.



Johnson ise seçmenlere “Birlik'ten çıkma” çağrısında bulunarak, “Artık kesin kontrolü tekrardan geri almanın vakti” dedi. “Ayrılığa Oy Ver” kampanyasının, seçmene umut vadettiğinin altını çizen Johnson, “Eğer çıkmak için oy verir ve kontrolü geri alırsak bu perşembenin ülkemizin bağımsızlık günü olabileceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

NEDEN REFERANDUMA GİDİLİYOR?

İngiltere’de son yıllarda Muhafazakâr Parti’den bazı vekiller ile göçmen karşısı UKIP (İngiltere Bağımsızlık Partisi) AB’den ayrılmak istiyordu. Başbakan David Cameron ise 2015’teki Genel Seçimler öncesi, kazanması durumunda referandum sözü vermişti. Yani kısaca Cameron sözünü tuttu.


AB’DEN ÇIKMAK İSTEYENLER KİMLER?

Seçimlerde yüzde 13 oy alan göçmen karşıtı UKIP, AB’den çıkmak için kampanya yapıyor. Muhafazakâr Parti’den beş kabine üyesi ayrılma yanlısı. Bu kampın en dikkat çeken ismi ise Osmanlı’nın tanınmış gazeteci ve siyasetçilerinden Ali Kemal’in torunu Londra eski Belediye Başkanı Boris Johson. Bazı İşçi Partisi milletvekilleri ve Kuzey İrlandalı DUP de (Demokratik Birlik Partisi) AB üyeliğine karşı çıkıyor.



BREXIT YANLILARI NEYİ SAVUNUYOR?


AB’nin genişleme süreci, üyelikten çıkmak isteyenlerin kampanyalarının temelini oluşturuyor. Bu kamp, İngiltere’nin Türkiye ve diğer ülkelerin AB üyeliğine hazırlık sürecinde masraflarını da karşılama taahhüdünü vermek zorunda kalacağını savunuyor. Bu kesime göre; Türkiye’nin başı çektiği yedi ülkenin toplam nüfusu yani 88 milyon kişi mevcut kurallar çerçevesinde İngiltere’de yaşama ve çalışma hakkına sahip olabilecek.

AB’DE KALMAK İSTEYENLER KİMLER?

Britanya bu konuda ikiye ayrılmış halde. Başbakan David Cameron kalma yanlısı. Kabine’nin 16 üyesi ayrılmaya karşı çıkıyor. Muhafazakâr Parti ise tarafsız kalacağını açıkladı. İşçi Partisi, SNP (İskoçya Ulusal Partisi), Galler’den Plaid Cymru ve Liberal Demokrat Parti AB’de kalınmasını savunuyor. ABD Başkanı Barack Obama İngiltere’ye AB’de kalmasını öneriyor. Fransa ve Almanya başta olmak üzere diğer AB üyesi ülkeler de ayrılığa karşı çıkıyor.


“AB’DE KALALIM” DİYENLER NEYİ SAVUNUYOR?

Muhafazakâr Partili Başbakan David Cameron, AB ile bu yılın başında yapılan anlaşmaya referans vererek, AB’den bazı yetkileri geri aldıklarını ve bu yüzden Birlik’te kalınması gerektiğini savunuyor.
Ayrılma yanlılarının Türkiye üzerinden yürüttüğü kampanyaya karşı çıkan Cameron, referandumda hayır oyu verecek olanların bu kararını, Türkiye’nin AB üyeliği gibi doğru olmayan gerekçelerle vermemeleri gerektiğini söyledi. Cameron, Türkiye’nin AB üyeliğinin on yıllar içinde gerçekleşmeyeceği görüşünde… Bunun, bütün referandum tartışması boyunca dikkati başka yöne çekmek için kullanılan en büyük konu olduğunu düşünüyor.
AB yanlıları göç konusunda, başta AB ülkelerinden gelenler olmak üzere göçmenlerin, ülkeye yaralandıkları kamu hizmetlerinden çok vergi vererek katkı sağladıklarını belirtiyor. AB’den çıksak dahi ortak pazarda kalmak için serbest dolaşımı kabul etmemiz gerekecek” diyen AB yanlıları, göçmenlerin ekonomi için faydalı olduğunu belirtiyor. Bu kesime göre; İngiltere ancak AB’de kalırsa küresel çapta hayati kararlarda söz sahibi olabilir ve AB’den ayrılmak İngiltere’nin küresel etkisini azaltır. Ayrıca birlikte kalarak ortak tehditlere ortak çözümler geliştirmenin güvenliği güçlendireceğini savunuyorlar.



İNGİLTERE AB’DE KALIRSA NE OLACAK

BBC Türkçe’nin derlemesinde bu sorunun cevabı şöyle verildi: Cameron, AB ile 2016 başındaki müzakereleri sonucunda bir anlaşmaya vardı. Anlaşma, İngiltere’nin referandumda AB’de kalma yönünde karar vermesi durumunda hayata geçecek. Bu anlaşma, İngiltere’ye 28 ülke arasında ‘özel bir statü’ veriyor.
Anlaşmanın en önemli maddelerinden biri, AB’den gelen göçmenlere verilen sosyal yardımlarla ilgili ’emniyet freni’ sistemi. Bu sisteme göre AB üyesi ülkelerden İngiltere’ye gelen göçmenler sosyal yardımlardan 4 yıl ardından yararlanmaya başlayacak. Bu uygulama yedi yıl boyunca geçerli olacak.
Birliğin yetkilerini artıracak düzenlemeler İngiltere’yi kapsamayacak. Bu, İngiltere’nin hiçbir zaman ‘siyasi entegrasyona zorlanamayacağı’ anlamına geliyor. İngiltere’nin bir ‘acil koruma sistemini’ devreye sokma hakkı olacak. Bu sistem, Londra’nın korunmasını, İngiliz şirketlerinin Avrupa içine taşınmaya zorlanmasının durdurulmasını ve İngiliz işletmelerinin Euro bölgesi dışında olduğu için ‘ayrımcılığa uğramamasını’ sağlamayı amaçlıyor.
Cameron anlaşmayı başarılı olarak değerlendirdi. Anlaşmayı eleştirenler ise bunun yeterli olmadığını söylüyor.



AB’DEN ÇIKIŞ SÜRECİ NASIL İŞLEYECEK?

Brexit yanlıların dediği olursa sancılı bir süreç başlayacak. Aslında referandum kararının bir bağlayıcılığı yok. Ancak hükümet çıkan sonuca kayıtsız kalamaz. Bu nedenle de Cameron'ın, kararı Lizbon Antlaşması'nın 50'nci maddesine bağlı olarak AB Konseyi'ne bildirmesi gerekiyor. Bildirim ardından süreç başalyacak. AB ile Londra yönetimi, ayrılık üzerinde görüşmeler yürütecek. En geç iki yıl içerisinde ise AB anlaşmaları İngiltere için bağlayıcılığını yitirecek.

İNGİLTERE’NİN AB’DEN AYRILMASI TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİNİ ETKİLER Mİ?

Uzmanlar ayrılma sonucunun kısa vadede Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini ancak orta ve uzun vadede bir olumsuzluk yaratmayacağı görüşünde. Hatta orta ve uzun vadede bunun Türkiye için avantajları olabileceği görüşleri de var.
BBC Türçe’ye konuşan, düşünce kuruluşu EDAM’ın (Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi ) başkanı Sinan Ülgen şu yorumlarda bulunuyor: “ısa zamanda olumsuz etkiler çünkü bundan sonra AB’nin birçok alandaki siyasi enerjisi, kendi içindeki bu krizi yönetmeye yönelecek. Çünkü İngiltere’nin AB’den çıkması, AB için de çok büyük bir darbe. Bunun çeşitli alanlarda etkileri olacak, ekonomik, siyasi, askeri diplomatik alanda olacak. Bütün bunlardan dolayı AB’de genişleme konusu, özellikle Türkiye’ye genişleme konusu daha da geri plana düşecek. Bu açılardan baktığımızda ilk dönemde olumsuz bir etkiden bahsetmek mümkün.rta ve uzun vadede ise eğer İngiltere AB ile bugün var olan ilişki modellerinden daha farklı bir ilişki kurgulayabilirse ki Brexit kampanyasının savunucuları bunun mümkün olabileceğini söylüyorlar, o zaman İngiltere’nin AB ile kuracağı yeni ilişki modeli tam üyelik görüşmeleri tıkanmış olan Türkiye için de bir örnek teşkil edebilecektir. Bu da işin belki daha iyimser daha olumlu tarafı.”



Eski milletvekili ve 24. Dönem Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Üyesi Haluk Özdalga son dönemde kaleme aldığı yazılarında birinde şu yorumda bulundu: “İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla Türkiye sadece güçlü bir destekçisini kaybetmiş olmayacak, daha önemlisi, ortaya merkeziyetçi eğilimleri hayli güçlü bir AB yapısı çıkacak. Böyle bir birlik içinde Türkiye’nin yer almasını düşünebilmek zordur. Muhtemelen iki tarafta da isteksizlik daha da artacak. O takdirde en gerçekçi ihtimal, İngiltere ile AB arasında belirecek yeni ilişki şekline benzeyen, ama Türkiye’nin koşullarına uyarlanmış yeni bir AB-Türkiye ilişkisinin inşa edilmesi olacaktır.”


Düşünce kuruluşu Avrupa Politikalar Merkezi kurucularından John Palmer ise referendum sonucunun Türkiye-AB ilişkilerini etkilemeyeceğini söylüyor: “Doğrudan büyük bir etkisi olmaz. AB’nin genişlemesiyle ilgili başka birçok sorun var. Türkiye’nin üyelik başvurusunun da dışında Balkan ülkelerinin üyeliği sorunlar yaratıyor. Bu sorunlar, AB’nin genişleme sürecinin, kendi iç yönetim yapısının entegresyonundan, demokratik hesap verilebilirliğinden ve genişleyen bir Avrupa’nın ekonomisinin etkin bir şekilde idare edilebilmesi kapasitesinden çok daha hızlı yaşanmasından kaynaklanıyor. Bu sorunlar İngiltere üye olsa da olmasa da ya da Türkiye’nin üyelik başvurusu olsa da olmasa da yaşanırdı.”