Bir haftadır düzenimi buldum, her gün yazıyorum artık Yazmadığım günler üstüme bir huzursuzluk çöküyor. Kendimi bir türlü avutamıyorum. Yöremi sıkarım, pis bir insan olurum anlayacağınız.

Yazmayı, evrenin o güzelim günlerinden biri diye düşünürüm. Günlük güneşlik bir gün; ayakkabılarınızı boyatıyorsunuz, bir kahveye oturmuşsunuz. Böyle bir şey yazmak bence, yaşadığımızı duymak. Öbürü ölümlere eş bir şey.

Baudelaire’i bu yakınlarda, sabahları. Şöyle yarım, bilemediniz bir saat karıştırıyorum. Baudelaire, gene, onbeş yıl önceki gibi sarıyor beni. Ölüm şiirleri, yolculuk şiirleri öylesine yeni geliyor ki bana, anlatamam; Kadınlar üstüne yazdıkları da düşündürüyor beni.

Hepsinde bir vefasızlık buluyor kadınların.


Je suis comme le roi d’un pays pluvieux
Riche, mais impuissant, jeune et pourtant tres vieux

Bunu, hele ilk dizeyi çok seviyorum. Bugün söylenmiş gibi. Bugün söylenmiş gibi olmak, bana yetiyor. Sevdadan yana Baudelaire çok çekmiş. Bir zamanlar, sevdiği kadınların adlarını, nasıl birer kadın olduklarını hep bilirdim, şimdi unuttum. Ama şiirler onları bol bol veriyor.

Büyük bir şair Baudelaire, eskimeyecek.