Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

Seçenekler
Seçenekler
Stil
Penia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Nisan 2015
Bulunduğu yer
Adana
Mesajlar
35.874
Seslenildi
2758 Mesaj
Etiketlendi
343 Konu
Ruh Hali
Sekercik

Kalpx Hz. Musa, Hızır Aleyhisselam ve Sabır Sınavı

04 Haziran 2016
1

Hz. Musa, Hızır Aleyhisselam ve Sabır Sınavı

Hz. Musa'nın Hızır'la yaşadığı Sabır imtihanı Antakya - Samandağ ve çevresinde yaşanmıştır. Kur'an-ı Kerim, veciz, sembolik ve şiirsel anlatımı içinde Hızır geniş bir yer tutar. Harikulade üslubuyla Hızır ile Musa arasında geçen "Sabır sınavı", Kehf suresinde 60-82 arası yirmi iki ayette açıklanır. Konuyu Fahreddin Razi Tefsir-i Kebirde destanlaştırır.

Özetle: Musa Hızırı bulur ve Ona kendisine doğru yolu-sıratı müstakimi-(Rüşt) öğretmesini ister. Hızır bu beraberliğe bir şart getirir. Hızırın yaptıklarına Musa hiç karışmayacak, sormıyacak ve izah istemeyecektir. Anlaşır ve birlikte yola koyulurlar. Seyahatin seyri sırasında Hızır, dışardan bakıldığında sıradan insana normal görünmeyen işler yapar. Bunlar, fakir balıkçılara ait sahilde demirlemiş bir geminin delinmesiyle su alıp hafif yan yatması, sokakta oynayan bir çocuğun Hızır tarafından bir tokatla öldürülmesi ve istedikleri halde kendilerine ekmek vermeyen bir şehrin (Antakya) çıkışında harap bir duvarın tamir edilmesidir.

Musa peygamber, her üç olayda da sabredememiş, müdahale etmiş ve sorgulamış. Hızır aleyhisselam anlaşmayı üç defa bozan yol arkadaşını, olayların açıklamasını yaptıktan sonra terk etmiştir.

Birincisi, sağlam gemilere el koyan bir zalim kral Antiyoş vardır. Kıyıda bekleyen gemi bir gurup fakir balıkçılara aittir. Hızır, hafif yaralamakla gemiyi zalim kralın gaspından kurtarmıştır. Küçük bir tamirden sonra denize açılacak gemiyi yeniden halka kazandırmıştır.
İkincisi, ebeveyni mümin olan bu çocuk ileride kâfir ve zalim olacak, ana babasını zor durumlara sokacaktır.
Üçüncüsü, yıkıntı duvarın temelinde iki yetim çocuğa ait, gömülü bir küp altın vardır. Çocuklar henüz ona sahip olabilecek ve kullanabilecek yaşta değiller. Duvar ilk yağmurda yıkılınca yetimlerin hakkı talan edilecektir. İşte kendisine Allah tarafından istikbali görebilme izni verilen Hıdır Aleyhisselam girişimlerini bilinçli olarak yapmaktadır.

Kehf suresinin ikinci kıssasında da Musa peygamberle Hızır aleyhisselâmın yaşadığı olaylar anlatılır. Musa (a.s), Hızır (a.s)'dan ledün ilmi (Allah tarafından bazı kullara verilen özel ilim) öğrenmek ister. Buluşurlar ve birlikte yolculuk yaparlar. Önce bir gemiye binerler, gemi denize açılınca Hızır (a.s) gizlice ambara inerek gemiyi deler. Durum anlaşılınca gemi tamir için geri döner. Musa (a.s) buna bir anlam veremez ve Hızır'a itiraz eder. Hızır (a.s) işin iç yüzünü açıklar. Gemi denizde iş yapan yoksullarındır. Yoluna devam ederse ileride korsanlar pusu kurmuş olup, gemiyi zorla ele geçireceklerdi. Ârıza ile geri dönüş gemiyi gasptan kurtardı (el-Kehf, 8/71, 79). Yolculuğa karada devam ettiler. Hızır (a.s) bir yerleşim merkezinde rastladıkları bir çocuğu öldürdü. Çocuğun görünürde hiçbir suçu olmaksızın öldürülmesi Musa (a.s)'nın yine itirazına yol açtı. Âyette olayın bilinmeyen tarafı şöyle ifade edilir: "Oğlana gelince, onun anası ve babası iman etmiş kimselerdi. Bunun için onları bir azgınlık ve kâfirlik bürümesinden endişe ettik" (el-Kehf, 18/80). Yasarsa ana babayı küfre düşürecek olan bu çocuk yerine, yüce Allah o aileye daha hayırlı ve daha merhametli başka bir çocuk verecektir (el-Kehf, 18/80). Giderken yolları bir kasabaya (Antakya) düştü. Kasaba halkından yiyecek istediler. Fakat halk yiyecek vermedi. Bu arada Hızır'ın dikkatini yıkılmak üzere olan bir duvar çekti. Duvarı doğrulttu ve sağlamlaştırdı. Bundan dolayı bir ücret de istemedi. Hz. Musa buna da bir anlam veremeyip itiraz etti. Hızır (a.s) isin iç yüzünü açıkladı: Bu ev iki yetim çocuğa aitti. Duvarın içinde, çocuklar büyüyünce sahip çıksın diye saklanmış bir hazine vardı. Çocukların babası sâlih bir zat olduğu için, ona verilen değer sebebiyle duvarın erken yıkılması ve böylece hazinenin erken ortaya çıkması önlenmiş oluyordu. Çünkü yetim çocuklar o yaşta haklarını koruyacak bir durumda değildi (el-Kehf, 18/77-82). Hızır (a.s) bütün bunları kendiliğinden değil Allah'ın emriyle yapmıştır.

Musa ve Hızır’ın buluştuğu yerin yani “Mecma’ül- Bahreyn”in “Samandağ” olduğuna inanılmaktadır. Buradaki Türbenin girişinde bununla ilgili bilgi verilmistir. Samandağ’ın, Asi nehrinin denize dökülen yer olması, “Mecma’ül- Bahreyn”in insanların kabulünde burası olmasını kuvvetlendirmiştir. Hızır makamlarının bazıları yer olarak Asi nehrinin kıvrımlarını takip eder. Bu türbe, Hatay’da bulunan Hızır Türbelerinin en önemlisi olarak kabul edilir.

Burada anlatılan hikâye şu sekildedir. “Hazreti Musa dünyanın en zeki kişisini merak eder. Allaha sorar. Allah ise Hıdır cevabını verir. Bu adamı merak eden Musa, nasıl bulacağını merak eder. Allaha sorar. Allah yere sapladığın asan nerde büyürse, torbandaki balıkların nerde canlanırsa, nerde birden bire yağmur yağmaya başlarsa ve nerede iki deniz birbirine kavuşuyorsa (Mecma’ül-Bahreyn) orada onu bulursun demiş. Hazreti Musa onu bulmak için yaveriyle yollara çıkmıs. Ama bir türlü tarif edilen özelliklerde bir yer bulamamış. Sonunda Samandağ’ına varmıs ve yorgunluktan uyuyakalmış. Uyandığında yere sapladığı asasının yeşillendiğini, beraberinde getirdiği tuzlu tavukların canlanarak denize doğru ilerlediklerini ve sürekli yağmur yağdığını görmüş. Denize yakın bir yerde de bir kuşun basını suya daldırıp çıkardığını görmüşler. Az ileride de bir balıkçı adam görmüşler. Bu arada kuş, ağzına bir damla su alıp havalanmış. İhtiyar balıkçı bunların yanına yaklaşarak kendi ilimlerinin, Allahın ilminin yanında ancak denizden alınan bu bir damla su kadar az olduğunu ifade etmiş. Musa, balıkçıya Hıdır’ı nasıl bulacağını sormuş. Balıkçı kendisinin yola çıkacağını soru sormaması ve işlerine karışmaması koşuluyla onu Hıdır’a götürebileceğini söyler. Musa kabul eder. Yola koyulurlar. Az bir zaman sonra balıkçı, kıyıda gördüğü kayıkları delmeye başlar. Musa sebebini sorar fakat balıkçı yanıtlamaz ve aralarında yaptıkları anlasmayı hatırlatır. Biraz daha ilerlemisler ve balıkçı bir çocuğu öldürmüs. Musa tekrar bunun sebebini sorsa da cevap alamaz. Asi ırmağının kenarında ilerlerken Harbiye’ye varmışlar. Burada ekmek yapan kadınlara rastlamışlar. Karınları acıktığı için ekmek istemisler fakat kadınlar vermemiş. Daha sonra yıkılmıs bir duvarın üzerine oturmuşlar. Balıkçı bu duvarı onarmış. Musa bunun sebebini sormus. Buna kızan balıkçı sinirlenmis ve bir bir anlatmaya baslamış. Kayıkları deldim çünkü padişah bütün sağlam kayıklara el koyuyordu. Çocuğu öldürdüm, çünkü büyüyünce kötü biri olacaktı. Bu duvarı onardım. Çünkü iki çocuğun ölmüs anne ve babaları çocukları büyüdüklerinde bulsunlar diye bir define saklamışlardı. Duvarı onarmasam yabancılar bu defineyi bulup çalabilirlerdi. Bunları sana anlattım. Ben artık gidiyorum diyerek uzaklasmış. Musa aradığı Hıdır’ın bu ihtiyar balıkçı olduğunu anlamış."

Hamdi DÖNDÜREN

Konu Penia tarafından (04 Haziran 2016 Saat 07:05 ) değiştirilmiştir.

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj