![]() |
Osmanlı Medeniyetinde Muharrem Kültürü Osmanlı Medeniyetinde Muharrem Kültürü http://www.zeynebiye.com/resimler/ic.../590/83834.jpg İslam toplumunu derinden çatlatan Kerbela vakası şüphesiz İslam dininin inanç konusununda merkezinde önemli bir yer teşkil etmiştir. Yüzyıllar içinde bu olaya karşı sergilenen tavır dünya Müslümanlarının büyük kesiminde gösterilen bir tepki kültürünü doğurmuştur. Bu olgunun bir ürünü olarak, Osmanlı medeniyetinin sahip olduğu geniş dini geleneklerde yer alan Muharrem kültürü, İslam coğrafyasında ortalamanın oldukça üstünde bir seviyeye sahiptir. İran ve Acem kültürü ile çatışmasına karşın bu ortak konuda ayrı gibi gösterilmeye çalışılan Osmanlı medeniyetinin durumu, hakikatte bunun zıttı konumundadır. Anadolu Müslümanları, İran Müslümanları ile büyük bir çekişme yaşamış olsalar da Kerbela Vak�ası ve Ehl-i Beyt konusunda sergiledikleri tepki aynı yöndedir. Osmanlı toplumu bu dönemi tam bir �matem� havasında ruhuna işlemiştir. Bu anlayışın bir eseri olarak bilinen en kadim kültürel unsur, Osmanlı döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında, Muharrem ayının ilk on günü, öğle ezanlarının Hüseyni makamında okunduğu, bazı dergah ve evlerde ise on gece boyunca sırayla Fuzuli�nin Hadikatü�s Süeda�sının okunmasıdır.Bu şekilde gerçekleşen bir çok ritüel ile Kerbela hüznü Türk-İslam toplumunun tamamına yansımıştır. İşte okunan ezanlardan düzülen mersiyelere kadar; evlerden, sokaklardan tekkelere kadar tüm İslam coğrafyası tam 13 asırdır bu matemi yüreklerinin en derin yerinde hissetmiştir ve hatta hissetmektedir: Bu gün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar. Bu gün Eyyam-ı matemdir, bu gün ab-ı revan ağlar. Hüseyn-i Kerbela�yı elvan eden gündür. Bu gün Arş-ı muazzamda olan âli divan ağlar. Bugün Âl-i abanın gülşeninin gülleri soldu, Düşüp bir ateş-i dilsuz, kamu ehl-i iman ağlar. Bugün Gülzar-ı Muhtar-ı Hüda�ya bir hazan esti, Zemine düştü vaveyla, felekte kehkeşan ağlar. Bugün hunbar olur gözü elbet Haydar-ı Kerrarın Görür Zehra�yı hun efşan, Resul-i âli şan ağlar. Bu gün evlad-ı Haydar, hem dahi ahfad-ı Peygamber Döküldü gül gibi yerler yüzüne, asuman ağlar. Gülistan-ı Muhammedin Gül-i hamraların derdi Yed-i kahr ile ol gaddar, bu gün devr-i zaman ağlar. Risalet gül gülistanı, nübüvvet bağu bostanı Hüseyni ol nuristanı gören Pir ü civan ağlar Güruh-i hanedana Lütfiya kurban ola canım İla yevmil kıyame can ile ehl-i iman ağlar. _________________ Alem yüzüne saldı ziya âli Muhammed Seyfin çak edip geldi yine âli Muhammed Nadan ne bilir dâna bilir âli Muhammed Vesalli alâ seyyidina âli Muhammed Vesalli alâ mürşidina şahı velâyet Kemter kuluyum ben Alinin şahı keremdir Hasan başımın tacı Hüseyin gözümde nemdir İmamı Zeynel a'ba, Bakır mihri haremdir Vesalli alâ seyyidina âli Muhammed Vesalli alâ mürşidina şahı velâyet İmam Caferi Sadık gibi bir dahi irfan İmamı Musa Kazım gibi olmaya sultan Cihan yüzünü görse değer şahı Horasan Vesalli alâ seyyidina âli Muhammed Vesalli alâ mürşidina şahı velâyet İmam Taki gözlerime ayni cilâdır İmamı Naki sayesi bol mürg-i Hümadır İmam Askeri derdimize aynı devadır Vesalli alâ seyyidina âli Muhammed Vesalli alâ mürşidina şahı velâyet Çün Mehdi zuhur ede nihan kalmaya perde Şol zalimleri kese gerek tiğ ü teberle Seyyid NESİMİ medhin okur şan ü seherde ______________ Muharrem'dir, kamer mahzun, güneş me'yus kan ağlar Felek sergeşte mebhut, hayrete dalmış cihân ağlar Cefay-ı şah-ı mazluma tahammül etmeyip dağlar Ezelden gözlerinden ablar olmuş revân ağlar Ne düşmansın behey ibn-i recim, ey sâkiy-i iblis Senin yaptıklarına düşman-ı insan olan ağlar Medine halkına kıldı veda ol kan-ı ilm-ül gayb Tutup âfâkı bir efgân, yanar pir ü civân ağlar Nice Günler edip kat-i merâhil akıbet bir gün Erip Kerbubelâ'da cümlesi Hakk'a divân ağlar Bilinmişti ki ol yerler serencâm-ı şahâdettir Bilinmişti ki ol yerden geçilmez, hânedân ağlar İmâm-ül etkiyâ toplandırıp etbâ-u ahbâbın Okur bir hutbe bir bir fitneyi eyler beyân ağlar Kuruldu heymey-i ahyâr o gün Kerbubelâ içre Bu gün Kerbubelâ'da kaldı hâlâ âşıkân ağlar Yazıp bir nâme Reis-ül usât'a söyledi ey kavm Bu fitne sarsar İslâm'ı, yıkar dini, imân ağlar Hezar şetm ile Sa'd oğlu hem gönderdi bir name Onu dil söylemez kafir dahi olsa zeban ağlar Hucum etti o mel'unlar Kitabullah'ı imhaya Sanırsın bir kıyamet koptu toz ağlar, duman ağlar! Kesildi her taraftan su, sabiler gül gibi soldu Su ağlar, servi ağlar, bahçe ağlar, bağıban ağlar Bozuldu gülşen-i bağ-ı risalet, har ile doldu Gül ağlar, bülbül ağlar, lale ağlar, erguvan ağlar Hezaran zulm ile yetmiş iki sadık olup kurban Bu kıssadan kevn-o mekân ağlar Kesildi başları bin cevr ile bir aşık-ı zarın Kesen mel'unlara lanet edip seyf u sinan ağlar Ali Ekber'le Kâsım can verip cananı buldu Ali Asğar gibi oklar vuruldu ümmühan ağlar Vefaya Davet etmek, sonra bin türlü cefa etmek Size ey kavm, sek dersem behaim biguman ağlar Yirmi bin kişi birden ok attı şah-ı mazluma Bizi atman deyip zalimlere, tir-ü keman ağlar Ok atmak kurret-ül-ayne, değilmi aslını imha Sebepsiz mi bu gün halâ, hakiki müslüman ağlar Cigergâh-ı Habib-i Kibriyâ'ya ok atan mel'ûn Cehennemde bugün şeytanla kurmuş âşiyan ağlar Cihanın sahibinden bir içim su kısıtlanmış âh Fırat ağlar, Murat ağlar, zemin-i âsuman ağlar İmam-ül-muttakiynin, Şimr-i mel'un kesti çün başın Cehennem kaynayıp, arş sayha etti tevleşan ağlar Ayak bastı o mel'un, kalb-gâh-ı sırrı Kur'ân'a Ali-vü Fatıma, Peygamber-i âhir zaman ağlar Haremgâh-ı Habib-i Kibriyâ'ya doldu namahrem Bizi hep öldürün derler, sabilerle zenân ağlar Çadırdan nâle-vü feryat yükseldi semavata Melekler sordular n'oldu, dediler teşnegân ağlar Döküldü hûn-i mazlûman yere, yer mâteme girdi Çöl ağlar, dağlar ağlar, vâdiyyü berrü yaban ağlar O şâhın derdi etmiş insan oğlunu giryân Bilenler, bilmeyenler hep bu dert ile inan ağlar Gelip birkaç deve çulsuz, yularsız Şimr-i mel'un Bugün şam'a sefer lazım, bu emri her duyan ağlar Deve uryan, ciğer püryan, yürürler aç susuz sıbyan Deve ağlar, ceres ağlar, yol ağlar, kârban ağlar Meşakketle develer, kat'ı menzilden kalıp bitâb Düşüp yollarda mâ'suman, eder âh-u figan ağlar O yollarda, o çöllerde, o ıssız gurbet illerde Sekine, Zeyneb'in ahvaline, hûr-i cinân ağlar Dikildi niyzeye sultan-ı kevneyn'in ser-i pâki Çıkıp bir nur olur arş, sayesinde sâyeban ağlar Nihayet bir sabahtı, Şam'a dahil oldular ah Şam O talihsiz misafirler konuldu hana, hân ağlar Geçip mihrab-ı dine, düşmen-i iyman imâm oldu Bozuldu vahdet-i İslâm; namaz ağlar, ezan ağlar Atıp zindana Zeynelabidin'i ettiler mahpus Cefa bitmez, güneş girmez sebâ etmez, vezân ağlar Ezelden ağlarım, aktı dü-çeşmim kanlı yaşınla Ne hâbım var, ne rahat var, yanan cismimde can ağlar İki göz oldu a'ma, ağlarım ey kurre't-ül-ayneyn "Kemâlî" sûz-i derdinle nihan ağlar, ayân ağlar _________________ Ali almış sancağını eline Çekilip giderler mahşer yerine Hasan'ı Hüseyn'i almış yanına Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed Kıyamet kopıcak canlar uyanır Kamil derviş mürşidine dayanır Yüzün yere koymuş Hak'ka yalvarır Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:35. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem