Forumunuz.Com

Forumunuz.Com (https://www.forumunuz.com/)
-   Mitoloji ve Efsaneler (https://www.forumunuz.com/mitoloji-ve-efsaneler/)
-   -   Ariane (Ariadne) (https://www.forumunuz.com/mitoloji-ve-efsaneler/17134-ariane-ariadne.html)

Elif 26 Mart 2015 10:01

Ariane (Ariadne)
 
Başka bir gün Dionysos, dinlenmek ve denizi seyretmek için kıyıda yüksek bir burunun üstüne çıkmış oturmuştu. Kenarları altınla işlemeli, erguvan rengindeki robu, omuzları üstünde dalgalanan saçları, gül renkli ve nazik teni, o civardan geçen bir gemideki korsanların nazarı dikkatini celbetti. Kendisini koruyacak hiçbir şeyi olmayan bu genç delikanlıyı görür görmez onun bir kral olduğunu sanarak kıyıya yanaştılar ve hemen karaya çıkararak Dionysos’un üzerine saldırdılar ve onu yakaladıkları gibi doğru gemilerine götürdüler. Onun kaçmamasını sağlamak için elini, kolunu bağladılar. Semele’nin oğlu hiç ses çıkarmadı, bir kuzu gibi yumuşaklık gösterdi. Kendisini bağlattı.
Bağlama işi bitip de bağlar düğümlenince tuhaf bir hadise oldu. Korsanların dikkatle bağladıkları kuvvetli bağlar kendiliklerinden parça parça oldular ve geminin güvertesi üstüne döküldüler, bağlardan kurtulunca, Dionysos gülümseyerek kürekçilerin arasına oturdu ve gemiyi sancak cihetine eğdi. Bunun üzerine geminin kaptanı şaşkın bir halde;
Sizin kaçırdığınız ve gemiye koyarak alıp götürmek istediğiniz de kimmiş. Gemimiz onu taşıyamacağa benziyor, onun ağırlığı altında çökmeye, bükülmeye başladı. Muhakkak ki, bu genç fani bir insan değildir. Bu Olympos Tanrılarından biri olsa gerek. Haydi, vakit kaybetmeden onu yakındaki kıyıya çıkarıp bırakalım, bilhassa kirli ellerinizi ona dokundurmayınız ki, onun hiddeti denizde müthiş fırtınaları koparmasın. Geminin kaptanı bunları söyledi ama korsanların reisi onu sertçe azarladı.
Gözün kör mü? Yabancı delikanlı değil, rüzgar bizi sallıyor. Kırmızı yelkenlerimizi şişiren güzel kokulu rüzgarı hissetmiyor musun? Biz denizlerde şimdiye kadar böyle bir değerli avla dolaşmadık. Babasının kim olduğunu ve sarayının nerede bulunduğunu söylemeden onu bırakmayız.
Bu sözler üzerine rüzgar birdenbire kesildi ve gemi denizin ortasında hareketsiz kaldı. Boş yere kürekçiler, kuvvetli küreklerini dalgalara çarptılar, beyhude yer ter döktüler. Bütün gayretle, çabalamakalara rağmen, gemi bir ada gibi kımıldamadan denizin ortasında çakılmış kalmıştı. Bunun üzerine Dionysos, keskin bir çığlık kopardı, geminin halatları korkunç yılanlar haline gelerek ıslık çalmaya başladılar. Geminin direği birdenbire bol salkımlarla dolu bir asma oldu. Koyu yapraklı bir sarmaşık geminin her tarafını sardı, kapattı. Geminin kıç tarafında bir şarap çeşmesi akmaya başladı. Bu hal karşısında gemiciler, şaşırmış kalmışlardı.
Fakat Dionysos, onların şaşkınlık ve korkularını büsbütün artırmak için kızgın bir aslan oldu. Korkunç feryatlar kopararak kükremelerle geminin başından sonuna, sonundan başına atlamaya koyuldu. Sonunda geminin sahibine hücum etti. Onu parçaladı. Aynı zamanda boynu kıllı korkunç bir ayı ateş saçan gözlerle etrafa bakan ala ahenkli çevik panterler güvertede kendilerini gösterdiler. Korku, korsanları çıldırttı. Deniz onların gözüne, çiçeklerle bezenmiş yeşil bir çayırlık gibi göründü. Onlar bu çayırlığa atlıyorlarmış gibi kendilerini kandırdılar, birer birer denize attılar. Dalgalar onları yuttu, denizin yüzüne tekrar geldikleri zaman onların hepsi yunus balıklarına çevrilmişlerdi. Bununla beraber, Dionysos, geminin kaptanına acıdı, onu kurtardı ve;
Üzülme kaptan, dedi sen benim hoşuma gidiyorsun, ben bütün korkuları yok eden, kederleri, üzüntüleri, fanilerin kalbinden kovan Şarap Tanrısı Dionysos’um, korkma gemiyi Naksos’a doğru sevket .
Bunun üzerine güzel gemi dalgaları yayarak yol almaya başladı. O sıralarda kıyısında dalgaların kudurduğu Naksos adasında, aşktan nasibini almamış kederli bir kız, Ariane, sevgilisi Theseus tarafından terkedildiğinden dolayı ağlayıp sızlıyordu. Bazen kıyıda kumlar üstünde uzanıyor, kumları gözyaşları ile ıslatıyordu, bazen de denize hakim yüksek bir tahayyül ederek, ayrılık gününü içi yanarak anıyor ve bağırıyordu.
Theseus duygusuz, taş gibi bir yüreğe malik olan Theseus, seni hangi dişi aslan dünyaya getirdi? Senin yanında ne kadar mesuttum. Her şeye boyun eğen bir köle gibi sana hizmet etmedim mi? Senin yorgun ayaklarını yıkayan ben değil miydim? Yatağının üzerine erguvan renkli örtüyü kim yayıyordu? Beni bu ıssız adada bırakıp gideceğine, babamın evine götürseydin. Bundan sonra ben ne yapabilirim? Benim kederimi kim dağıtacak, bana kim ümit ve teselli getirecek? Kıyılarında azgın dalgaların gürültüler çıkararak parçalandığı bu adada ben nasıl yaşayabilirim? Derin ve korkunç deniz beni babamdan ve tanıdıklarımdan ayırmaktadır. Hayatımın ilkbaharında, bu kayalık, ıssız adada, Tanrılar ve insanlar tarafından terkedilmiş bir halde ölecek miyim?
Birün gönlünde sayısız kederlerin dolup taştığı güzel saçlı Ariane, bitkin bir halde kıyıya uzanmış ve kendinden geçmişti. İşte tam bu sırada Dionysos geldi, Naksos adasına çıktı. Karaya ayağını basar basmaz, bu ıssız adanın güzel kızı, genç bakire Ariane’yi uykunun kolları arasında gördü.
Gönüllerden kederi kovan, mustariplere neşe ve teselli getiren Tanrının bilhassa kalbi heyecanla çarptı, iri gözleri ile güzel bakirenin uyuyuşunu, bu güzel manzarayı doya doya seyretti. Yarı çıplak ve yuvarlak omuzlu, güzel vücudu bir kayanın oyuğuna uzanmıştı. Uzun saçlı başını sol kolunun üstüne koymuştu. Halbuki sağ kolu ilahe çehresinin parlak ve tatlı güzelliğini çerçeveliyordu. Uyandığı zaman Dionysos, ona yaklaştı.
Güzel peri kızı, dedi şanlı Şarap Tanrısının sevgilisi olmayı hak etmeden evvel Theseus’un ümitsiz aşığıydın. İlkbaharın neşesiyle canlanmadan evvel sen kış soğuğu ile uzun zaman uyumuştun. Böyle söyleyerek Dionysos, kendi elinde taşıdğı tacı çıkardı, hoşuna giden bu güzel kızın dalgalanan, çözük saçları üzerine koydu. Fakat bu parlak taç, Ariane’nin alnına dokunur dokunmaz uzadı göklere kadar yükseldi. Onun üstünde bulunan kıymetli taşların, cevherlerin her biri gökyüzünde birer yıldız oldu. Dionysos ile Ariane’nin birleşmelerinin hatırasını ebedi olarak saklamak için bu yıdlızlar tacı, gökyüzüne çakılı kaldı. Bu sırada Bakkhant’ler bu evliliği kutlamak için ortaya çıktılar.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:30.

Powered by vBulletin® Version 3.8.9   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.

Site kurucuları: Damla ve Meltem