Telli çalgılar batı müziği orkestrasının birinci bölümü içerisinde yer alır. Genellikle bağırsaktan (kiriş) ya da metalden yapılmış telleri parmakla çekilerek, mızraplanarak ya da bir yay kullanılarak titreştirilir. Batıdaki en yaygın telli çalgılar keman ailesi, gitar ve arptır.

Keman ailesi keman, viyola, viyolonsel ve kontrbastan oluşur. Bu grubun en küçük çalgısı kemandır ve viyola gibi çene altına konarak çalınır. Viyolonsel diz ve ayaklar arasına alınır ve bir dayama çubuğu ile yere dayanır. Kontrbas ise ya ayakta durularak ya da yüksek bir tabureye oturularak çalınır. Kontrbas düşük omuzları, beşliler yerine dörtlülerle akort düzenini koruması ve keman ailesinin dışbükey yay kullanan son üyesi olması bakımından viyolun en yakın akrabasıdır. Viyolun tel sayısı altıdır, dip kapağı kubbeli değil düzdür ve sapında perdeleri vardır. Viyola da gamba olarak bilinen bas viyol, bugün en çok çalınan viyoldür. Viyola d’amore, viyol ailesinden olmasına karşılık, perdeliğin altında birçok ahenk telinin bulunmasıyla diğerlerinden ayrılır.

Altı telli, perdeli ve teknesi ortada daralan bir çalgı olan gitar, dizlerin üzerine alınır ve telleri parmakla çekilerek ve tırnaklarla çalınır. 19. yüzyılda Heitor Villa-Lobos ve Isaac Albeniz’in çok büyük katkıda bulundukları geniş bir solo repertuarı varsa da günümüzde daha çok Flamenko müziğinde kullanılmaktadır. 20. yüzyılda Andres Segovia, klasik parçaların büyük bir bölümünü gitara aktarmıştır. Gitarın sesi çok kuvvetlidir ve anlatım gücü yüksektir. Tasarımı bakımından gitarla aynı benzerlik taşıyan lavta da onun gibi tutulur ve mızraplanarak çalınır. Lavta 16. yüzyılda madrigallere eşlik etmede, daha öncede Orta Çağ trubadur ve “minstrel”leri tarafından çok kullanılmış bir çalgıdır.

Lavtaya benzeyen ama sırtı daha yuvarlak ve telleri metal olan bir çalgı da mandolindir. Mandolin perdelidir ve penayla çalınır. Mızraplanarak çalınan bir başka çalgıda Eski Yunan’dan gelen lirdir. Bir elde mızrap olmak üzere iki elle çalınırdı.

Arpın öbür telli çalgılarla pek az ilgisi vardır. İlk bakışta göze çok basitmiş gibi gözüken arp, notaları bir ya da yarım ton değiştiren yedi pedalın eklenmesiyle karmaşıklaştırılmıştır. Kökeni bakımından da çok eski bir çalgıdır. Bir kaide üzerinde durur ve arkaya doğru eğilip omuza dayanarak çalınır.


Alıntı