![]() |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri Koca Mustâpaşa Koca Mustâpaşa! Ücrâ ve fakîr Istanbul! Tâ fetihten beri mü'min, mütevekkil, yoksul, Hüznü bir zevk edinenler yaşıyorlar burada. Kaldım onlarla bütün gün bu güzel rü'yâda. Öyle sinmiş bu vatan semtine milliyyetimiz Ki biziz hem görülen, hem duyulan, yalnız biz. Mânevî çerçeve beş yüz senedir hep berrak; Yaşıyanlar değil Allâh'a gidenlerden uzak. Bir bahar yağmuru yağmış da açılmış havayı Hisseden kimse hakîkat sanıyor hulyâyı. Ahiret öyle yakın seyredilen manzarada, O kadar komşu ki dünyâya duvar yok arada, Geçer insan bir adım atsa birinden birine, Kavuşur karşıda kaybettiği bir sevdiğine. Serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn. Bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn. Bir afif âile sessizliği var evlerde; Örtüyor fakrı asâletle çekilmiş perde. Kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak.. Her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak. Kuru ekmekle, bayat peyniri lezzetle yiyen, Çeşmeden her su içerken: "Şükür Allâh'a" diyen Yaşıyor sâde maîşetlerin en sâfında; Rûh esen kuytu mezarlıkların etrâfında. Bu vatandaş biraz ahşapla, biraz kerpiçten Yapabilmiş bu güzellikleri birkaç hiçten. Türk'ün âsûde mizâcıyle Bizans'ın kederi Karışıp mağrifet iklimi edinmiş bu yeri. Şu fetih vak'ası, Yârab! Ne büyük mu'cizedir! Her tecellîsini nakletmek uzundur birbir; Bir tecellîsi fakat, rûhu saatlerce sarar: Koca Mustâpaşa var, câmii var, semti de var. Elli yıl geçtiği günlerde büyük mu'cizeden, Hak'dan ilhâm ile bir gün o güzel semte giden, Rum vezîr, eski manastırda ederken secde, Kalbi çok dolduran îmân ile gelmiş vecde, Onu, tek Tanrısının mâbedi etmiş de hayâl, Vakfedip her neye mâlikse, bütün mâl ü menâl, Bir fetih câmii yapmak dilemiş İslâm'a. Sebep olmuş bu eser yâd edilir bir nâma. Dört asırdır inerek câmie nûr üstüne nûr Yerde bulmuş yaşıyanlar da, ölenler de huzûr. Ona hâlâ gidilirken geçilir bir yoldan, Göze çarpar ölüm âyetleri sağdan soldan, Sarmaşıklar, yazılar, taşlar, ağaçlar karışık; Hâfız Osman gibi hattatla gömülmüş bir ışık Bu mezarlıkta siyah toprağı aydınlatıyor; Belli, kabrinde, O, bir nûra sarılmış yatıyor. Gece, şi'riyle sararken Koca Mustâpaşa'yı Seyredenler görür Allâh'a yakın dünyâyı. Yolda tek tük görünenler çekilir evlerine; Gece sessizliği semtin yayılır her yerine. Bir ziyâretçi derin zevk alarak manzaradan, Unutur semtine yollanmayı artık buradan. Gizli bir his bana, hâtif gibi, ihtâr ediyor; Çok yavaş, yalnız içimden duyulan sesle, diyor: "Gitme! Kal! Sen bu taraf halkına dost insansın; Onların meşrebi, iklîmi ve ırkındansın. Gece, her yerdeki efsunlu sükûnundan iyi, Avutur gamlıyı, teskîn eder endîşeliyi; Ne ledünnî gecedir! Tâ ağaran vakte kadar, Bir mücevher gibi Sünbül Sinan'ın rûhu yanar. Ne saâdet! Bu taraflarda, her ülfetten uzak, Vatanın fâtihi cedlerle berâber yaşamak!..." Geç vakit semtime döndüm Koca Mustâpaşa'dan Kalbim ayrılmadı bir an o güzel rü'yâdan. Bu muammâyı uzun boylu düşündüm de yine, Dikkatim hâdisenin vardı derinliklerine; Bu geniş ülkede, binlerce lâtîf illerde, Nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde, Mânevî varlığının resmini çizmiş havaya. -Ki bugün karşılaşan benzetiyor rü'yâya.- Kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan. Bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan; Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük; Budur âlemde hudutsuz ve hazîn öksüzlük. Sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı, Kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı. Rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda. Ne yazık! Doğmuyoruz şimdi o topraklarda! -Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri Mehlika Sultan Mehlika Sultan'a âşık yedi genç Gece şehrin kapısından çıktı: Mehlika Sultan'a âşık yedi genç Kara sevdalı birer âşıktı. Bir hayâlet gibi dünya güzeli Girdiğinden beri rü'yâlarına; Hepsi meşhur, o muammâ güzeli Gittiler görmeye Kaf dağlarına. Hepsi, sırtında aba, günlerce Gittiler içleri hicranla dolu; Her günün ufkunu sardıkça gece Dediler: ''Belki bu son akşamdır'' Bu emel gurbetinin yoktur ucu; Daimâ yollar uzar, kalp üzülür: Ömrü oldukça yürür her yolcu, Varmadan menzile bir yerde ölür. Mehlika'nın kara sevdalıları Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya, Mehlika'nın kara sevdalıları Baktılar korkulu gözlerle suya. Gördüler: ''Aynada bir gizli cihân.. Ufku çepçevre ölüm servileri.....'' Sandılar doğdu içinden bir ân O, uzun gözlü, uzun saçlı peri. Bu hâzin yolcuların en küçüğü Bir zaman baktı o viran kuyuya. Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü Parmağından sıyırıp attı suya. Su çekilmiş gibi rü'yâ oldu!.. Erdiler yolculuğun son demine; Bir hayâl âlemi peydâ oldu Göçtüler hep o hayâl âlemine. Mehlika Sultan'a âşık yedi genç Seneler geçti, henüz gelmediler; Mehlika Sultan'a âşık yedi genç Oradan gelmeyecekmiş dediler!.. -Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri Mohaç Türküsü Bizdik o hücûmun bütün aşkıyla kanatlı; Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı. Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle, Canlandı o meşhûr ova at kişnemesiyle! Fethin daha bir ülkeyi parlattığı gündü; Biz uğruna can verdiğimiz yerde göründü. Gül yüzlü bir âfetti ki her bûsesi lâle; Girdik zaferin koynuna, kandık o visâle Dünyâya vedâ ettik, atıldık dolu dizgin; En son koşumuzdur bu! Asırlarca bilinsin! Bir bir açılırken göğe, son def'a yarıştık; Allâh'a giden yolda meleklerle karıştık. Geçtik hepimiz dört nala, cennet kapısından; Gördük ebedî cedleri, bir anda yakından! Bir bahçedeyiz şimdi şehidlerle berâber; Bizler gibi olmuş o yiğitlerle berâber. Lâkin kalacak doğduğumuz toprağa bizden; Şimşek gibi bir hâtıra nal seslerimizden. -Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri O Rüzgar Yaşamak zevki nedir bilmez ölümden korkan! Gür bir imanla damarlarda ateşten bir kan Birleşip böyle diyorlardı, derin bir sesle, Yeri fethetmek için gelmiş o fatih nesle. Böyle bir dersi alan ruha vatan dar görünür; Daima başka sefer, başka ufuklar görünür. O nesil duymuş akın zevkini rüzgarda bile; Bu duyuş varmış akınlardaki atlarda bile. Bilmemiş var mı geniş yeryüzünün serhaddi, Yıkmış ufkunda durup karşı koyan her seddi, Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgarına. -Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri Özleyen Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde, Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde! Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde, Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde! Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi, Hulyâ gibi yalnız gezinenler köye indi, Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi, Gönlümle, hayâlet gibi, ben kaldım o yerde. -Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri Rindlerin Akşamı Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç; Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç! Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile, Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle. Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece. Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince, Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül! Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül. -Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri Rindlerin Ölümü Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış; Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle. Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle. Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde; Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter. Ve serin serviler altında kalan kabrinde Her seher bir gül açar;her gece bir bülbül öter. -Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri Rubai Bilmem kime yahut neye uyduk gittik Gâhi meye gâhi neye uyduk gittik Erbâb-ı zekâ riyayı mezhep bildi Bizler dili divâneye uyduk gittik -Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri Sessiz Gemi Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli. Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu! Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden. -Yahya Kemal BEYATLI |
Cevap: Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri Sonbahar Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur. Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur. Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ; Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ. Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir; Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir; Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere. Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere. Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur, Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur. İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu; Bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu; Teslîm olunca va'desi gelmiş zevâline, Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline. Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya, Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya, Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı: Farketmez anne toprak ölüm mâceramızı. -Yahya Kemal BEYATLI |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:12. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem