![]() |
Arif Madanoğlu Şiirleri |
Cevap: Arif Madanoğlu Şiirleri Alarga süt dişleriyle daha dünkü çocuk gel zaman git zaman melez ve kahraman karasularımızda ateş fıskiyeli balina birdenbire alabroslu albatroslar türemiştir müthiş bulaşıcı, ilginç ve itici -hey alarga... öldü gazi mareşal! çok yaşasın marşal anlamını şaşıran şafak gün eğrisi düşlerimi kemiren pas, çalgın saltanat yarı müstemleke bir coğrafyanın tözüyüm üs ile usumu uzlaştırsam var ya ufkum zedelenir yağmalanmış bahçe, örseli gelincik kan ve pıhtı... çarpık söylence sular kirli, sular meneviş yoksulu ilkesi imge pusadı şiir olanın, ufkundan şimşekli söylemler gelir belleğe düşen sağanak habercisi ilk dize düşlem güzeli kızıl elma eylem güzelim yasak elma, dişlenesi yeryüzü rengini alsa, benden bilinir zevk alıştırır kerkenez, utanır mavi maviye, kalbimin kanat vuruşu maviye halkın, halklarla dirsek teması için 'olmak ya da olmamak' arzu pervanedir bir başka yaşam biçimi karaşafak; vahşi cazibe çekip sündürülen yasalar gördüm; kan ve pıhtı kaktüsün çiçeklenişine benzer asi uğultularla yeryüzünün kalbine gömdük ölülerimizi yeryüzü kalbimizdir Arif Madanoğlu |
Cevap: Arif Madanoğlu Şiirleri Arala Kalbin Kapısını teğet geçende eşitlik güneşi iklimlerde bile ikircim, büyür endişe güzdür! aşkıma sataşan güzdür teğet geçende utku güneşi yeniden başlamanın mavi şarkısı asıl şimdi, çiçek hattına girince dirim cephesinde düşlem kuşları çıkarsız, öfkeli, kösnül ve vuruşkan o eşsiz suların lirik akışında, ufkun altın şafağına yeniden; yeniden seferber, dövüşmenin som şarkısı yazılır belleğe, aynadır o, sır tutar küfü sevmez, ışığı emzirir, sır tutar kendi külünde barınan kor gibi aracısız, öfkeli, kösnül ve vuruşkan kıvılcım sektirir yeniden; yeniden tutuşur, sevişmenin saf şarkısı daha yaşanmamış aşklar eşiktedir arala kalbin kapısını, gir, neler var asıl şimdi, yine söz hattında can siper sevişip dövüşmenin nizalı şarkısı tutuşur yeniden, elmanın gizli tadına elmanın gizli tadı, ilginç ve çekici anlar içimden geçenleri, anlar su kösnür, toprak kösnürse, çiçek hattı aklın gelgitlerinde yörünge bulur dil alır, dil verir, erişilmez güzel zamanın lehçesine çevirir yeniden Arif Madanoğlu |
Cevap: Arif Madanoğlu Şiirleri Çapraz Kuşatma yaşanmışa, yaşanacağa rağmen ibret ibresi titreşimine; yol yordam bilgisine silgi çekene varlık içinde darlık çekene ben bu sevdayı nasıl... mavisini yitirmiş turna mı turnusol mu ne ne bir ses ne bir iz, şaşırmış izleğini benden uzak endişelerime yakın dokunsam fesleğen kokusu dokunmasam zakkum çiçeği pembesi aklımı çeliyor yine de ben bu sevdayı mermere söylesem ürperir ürperir gece, nazlı bir seher uyanır Arif Madanoğlu |
Cevap: Arif Madanoğlu Şiirleri Döne Döne Kan Mürekkebi Menzil dışı, kanat yordamı yüksek uçar hüma kuşu kibir üstüne fikir geliştirir tüyü de kuru! Ah evet, nereden bilsin o ileri cephede ilke çalışanları döne döne kan mürekkebi tahrikle gelişen tarih döne döne sıkıntılı nakarat zulmü, egemen zulmü besleyeli alkışlar şişirme cesaret, sunak şölenidir o alkışlar geri tepsin de gör; kanın gelinciğe yansıyan gümbürtüsünü ol ki; zehirli bir böcek girse nar çiçeği gamzesine vurgun acıdır karayı, egemen karayı berkiten zifir döne döne zehir zemberek sevda cephesinde şiir çalışanları muştu olarak sevgi sektirir imgelem burcuna döne döne zirve zaferi bütün renkleri kaynaştıran alkım usun eşiğinden içeri gümüş söz; simli kamçı yerine tetiklemiştir sesi mavinin, egemen mavinin sözdizimine döne döne dönüşen imge nariçi kan bedeli, şiir ırmak yayıldıkça derinleşir Arif Madanoğlu |
Cevap: Arif Madanoğlu Şiirleri En Azından içindeki direşken çiçek açar açmaz nice hoyrat gelir küflü makasla işte binbir kılıklı ölüm pusuda çetrefıl mesele o imansız açmaz her yer sansaryan hanı en azından her çiçek dünyaya bir gülümseme yollar birbir tekrar yine tekrar son cemre kargışlıyım evet beni bende görme kelebek ömürlüyüm daraldıkça yollar yollar sırat'a endeksli en azından aklı sanal gerçeklikle oyalamak seraba sanrı sinyalleri yolluyor ki, topal karınca bile bizi solluyor maraton malum ama yüz metreyi koşmak yengeç sabrı ister en azından yumurtasını kuma gömen kaplumbağa kumun merhametine sığınan devekuşu tesadüf eseri yakalasa da kurtuluşu hesapsız ölerek kitapsız çoğalmaya mecbur kalınmazdı en azından en azından nar'ın sabrı çatlamazdı nar dedim de nar, küstü m'ola dağlar küstü m'ola kardelen! orda ipucu var orda milimetrik denge ibre şaşırmazdı ordan insan hafıfe alınmazdı en azından Arif Madanoğlu |
Cevap: Arif Madanoğlu Şiirleri Geri Çekilmem yer körlüğü. cinlerin cirit attığı uzam o eskidendi yârin kaşları hilâl saçları süpürge gülüşü esmer -çılgınım leyla!..- alışılmış ama aşılamamış esrimeydi hayatın senaryosunu yazan kimdi? üçü-beşi star, gerisi figüran kaymak ve tortu... dünü, şimdisi otantik otantik bir gerilimdi tuz ve şeker, sır ve zar hayatın ekeneğinde filizlenip sunulmuştur belleğin ambarına. beslenir akıl; fizik kimya töz ile. keşiflerin tarihi kesintisiz evrim bakmasını bilerek özümseyen göz ile eşgüdümlü ve disiplinli baldırandan bal süzer gibi siyah-beyaz fotoğrafın arabı hazırol komutunda poz biraz sağa dön, itaatli kal aklın taşrası uzak mesel objektifin gördüğü; saflık hatırası renk körlüğü o eskidendi 'tüfek icat oldu' bozdum ya nizami duruşu geri çekilmem Arif Madanoğlu |
Cevap: Arif Madanoğlu Şiirleri Güneşi Aratmasın ateş küre taş küre uslanmaz balçık aşk yoksulu çiğ bir çağa rastlantı olarak geldim bir kere, gülyaşam hatırına kanımı tutuşturan huylar edindim güneşin sütünü sağıp halklar sofrasına bağdaş kurup halklar sofrasında sevişken lehçeler gördüm, fakat kendi evrimini yenilen semender yüzünden dünyaya alışmak kolay olmadı sarsıntılarla kendini yenileyen gezegen birbirimizin dilini ne kadar anlıyoruz, sorma sorma çocukluğumdur o bilinçaltı sıkışması gençliğimde dışavurum, taşıran damladır yatağını koruyan suyun diriliğinde toprağın gücü, tohumun çalışkanlığına paralel rüzgârla atbaşı yarışan ilkelerim bastırılmış arzu olarak kalmıştır, sorma eytişim! kalbimi tutuşturan büyülü kelime aklın fiziği var ya, vardır elbet tekerleğin keşfinden beri aklın fiziği; gizemin şifresini çözmeye çalışıyor, çözdü bile dünün aşaması bugün, erte zaman nereye yaşama tutunmanın karşılığı olarak ben bu ömrü denizin derinliklerinde inci devşirir gibi dirhem dirhem kotardım, fakat terimi tiran, menevişimi zifir gece içti terimi tiran... dünyaya alışmışken tam gün ikindiye evrilmiştir imamın kayığı limanıma yanaşır bir gün yetinmezliğimle kalırım ben bu serancamın resmini çerçeveletip assam, nereye şiir ey anlamına yenilmemiş bir imge getir bana güneşi aratmasın Arif Madanoğlu |
Cevap: Arif Madanoğlu Şiirleri Havlıyor Kurşun dünyanın dünyalığı zan altında deve hayvandır; lama gibi tükürmez hurma meyvedir; niteliğini çürütmez çöller mecnun, sahralar salpa petrol şımartır, dolar konuşur savaşlar korsan, şafaklar forsa masum ve mazlum olanlar mülteci o karede; sorguladın mı durduğun yeri her kim kendinden bile kaçıyorsa geri getirebilir mi genç ölümleri? bulutlar öpüştükçe kıvılcım sektiriyor dilleniyor alev kamçı yolcular sevdalı, kolcular hancı havlıyor cop! erdemi soyarak çektiriyor sarmal siren sesleriyle sıkıştırıyor sancı sarmal siren sesleriyle sıkıştırıyor sancı kimler meczup, kimler yalvaç aradığımsın, kollarını kenetlenmeye aç yek vücut değilsek; zulümler istilacı kanla beslenir o imansız burgaç izin verme vurkaç ilmine sevgilimsen! kollarını kenetlenmeye aç sancılı kesitlerde hızımı kesme havlıyor kurşun Arif Madanoğlu |
Cevap: Arif Madanoğlu Şiirleri Hece vinlamaları aklın ufkunda alkım kilimi tamamlanır sevişmelerin menzilinde kırmızı, renk değil, çavlan sesidir bende halkların şarkısındaki mavi de öyle uydum uyak düşürdüm dağların çağrısına lehçesinde ışık salkımı bir heves örgÜtlenmiş ağaçların uğultusuna benzesin diye rüzgâra yazıldım iki göz arasındaki bakış dili dalga dalga yayılır kıyısızlık hasretine lâ ve safir; o yâran iç çekişlerinde hece vınlamasıdır yıldız sağnağı, ateşböceği düşü nar çiçeği gamzesine meneviş düşürür ikindiyle akşam arasında sinsi bir mor, kinli burgaç, karanfil ölüsü giderim buralardan dedimse unuturum demedim ya ayın aylasında pürüzsüz bir güzellik kuramla beslenen devrim kadar güzel ilk öpüş, derin tutku, sonsuz tazelik zamanın elinden tutma vakti ne çıkar sanki Sınırsız bir vakte uyak düşürsem |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:15. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem