Günün Sözü DamlaPenia.
Her şey neye layıksa ona dönüşür. -Mevlana
Etiket Listesi

Like Tree17Beğeniler
  • Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Seçenekler
Seçenekler
Stil
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Ocak 2017
Mesajlar
302
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
67 Konu

Standart Sürrealist Film Arşivi

26 Ocak 2017
1

Anlama, mevcut estetiğe, mevcut değerlere karşı çıkmış tabuları ve normları yerle bir etmiş dada akımının ve sonrasında onun takipçiliğini yapıp akım olarak ardılı olan sürrealist akımın içinde bulunan filmlerin kendimce, kronolojik sıraya göre tanıtımını yapacağım.. Bu filmler genelde underground yahut fantastik filmlerle karıştırılması olası filmlerdir.. Bunun için listeyi elimden geldiğince özenle hazırlayacağım. Eklediğim filmlerin hatırı sayılır bir kısmını izlemekle birlikte izlemediğim bir çok film de mevcut.. İzlemediğim kısmı izlenmek üzere arşivimde duruyor.. Bir ihtilaf durumunda üstüne konuşulabilir demeye çalıştığım.. Listeyi kronolojik sıraya göre yavaş yavaş zaman içerisinde ekleyeceğim.. İlgi duyup izleyenlere şimdiden iyi seyirler...

Ashriel, SıcakKahve, Narsist ve 1 kişi daha, bunu beğendiler.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Ocak 2017
Mesajlar
302
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
67 Konu
Standart Cevap: Sürrealist Film Arşivi
26 Ocak 2017
2
Entr'acte (1924)


Yönetmen: René Clair
Tür: Kısa Metraj
Vizyon Tarihi: 1924
Süre: 22 dakika
Senaryo: Francis Picabia, René Clair

René Clair’den deneysel ve avangard bir yapıt. Yapımcılığı Fransız bale topluluğu “Les Ballets Suis” tarafından üstlenilen filmde topluluk üyeleri yıldız dansçıları Borlin’in yasını tutmaktadır. Aşırı derecede gerçeküstü ve absürd olan film, bir deve tarafından çekilen cenaze arabası ve tabutunun içinde son bir gösteriye kalkışan ölü gibi görüntüler sunar. Jenerikte adı anılmayan Eric Satie filmin müziklerini yapmıştı ve filmin sonlarına doğru perdede görünmekteydi. Clair’in 1924 tarihli çalışması, ıslık ve yuhalamalarla olduğu kadar alkışlarla da karşılandı; seyirciyi öfkelendirmeyi amaç edinen dadacı felsefe bir kez daha başarıyla temsil edilmişti.


***

Anemic Cinema veya Anémic Cinéma (1926)


Yönetmen: Marcel Duchamp
Ülke: Fransa
Tür: Kısa Metraj

Anemic Cinema veya Anémic Cinéma (1926), Marcel Duchamp tarafından yapılmış bir Dadaist, sürrealist ya da deneysel bir filmdir. Film, Duchamp'ın Rotoreliefs adında hareketli çizimlerini döndürmeyi tasvir ediyor. Duchamp, filmi alter egosu Rostre Sélavy ismi ile imzalamıştır.


***

La coquille et le clergyman (Deniz Kabuğu ve Rahip) (1928)


Yönetmen :
Germaine Dulac
Tür: Kısa Metraj
Vizyon Tarihi: 1928
Süre:41 dakika
Senaryo: Antonin Artaud, Germaine Dulac

Fransız avangart sinemasının en önemli yönetmenlerinden (ve zamanının önde gelen feministlerinden) biri olan Germaine Dulac'ın, her ne kadar kendisince tam zıddı olduğu söylense de, birçoğunca sürrealist sinemanın ilk filmi kabul edilen La Coquille et le Clergyman’in senaryosu da sürrealizmin kurucularından antonin artaud'ya ait.


***

Vormittagsspuk (Ghosts Before Breakfast) (1928)


Yönetmen: Hans Richter
Vizyon Tarihi: 1928
Süre:6 dakika
Senaryo: Werner Graeff, Hans Richter

Hans Richter filmlerinde ritme önem vermiş dadaist bir yönetmendir, kendisi Almandır fakat Naziler tarafından bazı filmleri zararlı, ahlak dışı sayılmış ve deforme edilmiştir.

Vormittagsspuk da açılışını Naziler tarafından deforme edilmiş olduğunu söyleyerek yapar. Yönetmenin bu soyut çalışması önemli kısa filmlerindendir.


****

L'étoile de mer (The Sea Star) (1928)


Yönetmen: Man Ray
Senarist: Robert Desnos
Tür: Kısa Metraj
Süre: 21 dk.

Man Ray'ın 1928 yılında Robert Desnos'ın şiirlerinden Starfish'den yola çıkarak çektiği filmdir. Man Ray, filmi çekerken, dizinsel foto-gram, ikonik imgeler eşliğinde simgelenen fotoğraflar üzerine dada yönelime gitmiştir. Filminden sahne geçişleri arasına soktuğu ‘arayazılar’ ile sözcük oyunları yapmış ve görsel anlatımda şiirselliği birleştirmiştir.
SıcakKahve, Narsist ve Bishamon bunu beğendiler.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Ocak 2017
Mesajlar
302
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
67 Konu
Standart Cevap: Sürrealist Film Arşivi
26 Ocak 2017
3
La perle (1929)


Yönetmen: Henri d' Ursel
Tür: Kısa Metraj
Süre:33 dakika
Senaryo: Georges Hugnet

Genç bir adamın bir kuyumcudan nişanlısına aldığı inciyle başlayan Henri d’Ursel’in yönettiği sürrealist sinema akımın ilk örneklerinden olan kısa metrajlı filmdir.

**

Bir Endülüs Köpeği (1929)



Yönetmen: Luis Buñuel
Senaristler: Salvador Dalí, Luis Buñuel
Tür: Kısa metraj

Bir Endülüs Köpeği, Fransızca orijinal ismi Un Chien Andalou olan (İngilizce: An Andalusian Dog) 16 dakikalık sürrealist filmdir. Deneysel sinemanın ilk örneği kabul edilmektedir.

Ünlü İspanyol ressam Salvador Dali ve İspanyol yazar ve film yönetmeni Luis Buñuel'in gördükleri bazı rüyaları birbirlerine anlatmaları filme esin kaynağı olmuştur. 1928 yılında Fransa'da Luis Buñuel ve Salvador Dali tarafından hazırlanmış ve 1929 yılında Paris'te çekilmiştir.

**

L'âge d'or (Altın Çağ) (1930)


Yönetmen:Luis Buñuel
Vizyon Tarihi: 1930
Süre:60 dakika
Senaryo:Luis Buñuel, Salvador Dalí, Marquis de Sade

Luis Buñuel’in senaryo çalışmasına sürrealist dostu Salvador Dalí’nin yaptığı katkılarla oluşan bu film, Buñuel’in elli yıl boyunca çekeceği tüm filmlerde kendini duyumsatır. Düşlerin kullanımı, filmin içine yerleştirilen zeka ürünü gerçeküstücü sahneler , bu filmden sonra Buñuel sinemasının temel özellikleri olacaktır.

**

Le sang d'un poète (Şairin Kanı) (1930)



Yönetmen: Jean Cocteau
Senarist: Jean Cocteau
Süre: 55 dk.

Jean Cocteau'nun senaryosunu yazıp yönettiği bu deneysel film, birinci ve ikinci Dünya Savaşları arasında kalan dönemde, özellikle de Fransa'da filizlenen öncü sinema'nın (avangart sinema) en belirgin örneklerinden biridir ve bu anlamda tarihi bir önemi vardır. "Bir Şairin Kanı" aynı zamanda yönetmenin "Orpheus Üçlemesi" (Orphic Trilogy) adı verilen bir dizi filminin de ilkidir.

Orfe efsanesinden ve Jean Cocteau'nun kendi hayatından izler taşıyan "Bir Şairin Kanı" kamaşık ve rüyayı andıran bir yapıya sahiptir. Yönetmenliğinin yanı sıra bir şair, romancı, oyun yazarı ve ressam olan Jean Cocteau, şiirde kelimelerle yapılan sanatın sinemada da görüntüler aracılığı ile yaratılabileceğine, sinemanın teknik altyapı olarak buna çok uygun olduğunu söylüyordu.

Alışılageldik bir öykü akışı bulunmayan film seyirciyi sürekli şaşırtan sürrealist imgelerle dolu dört ana bölüme ayrılmıştır. Cocteau başrol oyuncusunu görsel metafor ve simgelerle dolu gerçeküstü düşsel bir yolculuğa çıkartır.

***

Rose Hobart (1936)


Yönetmen: Joseph Cornell
Yapım yılı: 1936

Joseph Cornell tarafından East of Borneo (1931) filminin yeniden kesilip editlenmesinden yapılmış 19 dakikalık olan, Amerika’nın en meşhur sürrealist kısa filmlerinden biridir. 2001 yılından itibaren Amerikan ulusal film arşivinde saklanmaktadır.
SıcakKahve, Narsist ve Bishamon bunu beğendiler.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Ocak 2017
Mesajlar
302
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
67 Konu
Standart Cevap: Sürrealist Film Arşivi
27 Ocak 2017
4
Meshes of the Afternoon (1943)


Yönetmen: Maya Deren, Alexander Hammid
Tür: Kısa Metraj
Vizyon Tarihi: 1943
Süre:14 dakika
Senaryo: Maya Deren

Meshes, Amerikan avangardının özel bir hikaye anlatma türünden; bir figürün sürekli değişen düşsel mekanlar boyunca gerçeküstücü yolculuğu. Kendi fantezilerinden yola çıkan ve çekimleri kendi evinde yapan Deren, sezgileriyle filme kalıcı tınısını veren bir sıçrama yapar. Deren’in Los Angeles’ı, ürkütücü ve tehdit dolu havası bir yana, mimarisi ve iç mekan tasarımıyla bile bu mitik-şiirsel atağın atmosferinin, kara filmin öncüsü sayılmasına yeter.

Bu film, kimlik bölünmesi yaşayan, görüntülerin aldattığı ve farklı gerçeklikler arasında gidip gelen bir kadının yaşadığı gotik kopuşu, tüm önemsiz ayrıntıların (oturma odasının merdivenindeki eğimden, mutfak masasının üstündeki ekmek bıçağına kadar) abartıldığı evin aydınlık mekanlarına unutulmaz bir biçimde bağlayan ilk çalışmalardan biri. Deren’e göre, kadınların düştüğü tuzağın ağlarını ören ve onları donuklaştıran günlük ev yaşantısıdır.

**

At Land (1944)


Yönetmen: Maya Deren
Senarist: Maya Deren
Tür: Kısa Metraj
Süre: 15 dk.

Maya Deren’in senaryosunu yazdığı, yönetmenliğini üstlenip oyuncu olarak bulunduğu deneysel filmdir. Maya Deren film için “kişinin kendi kimliğini düzeltme çabasıdır” demiştir.

**

Dreams That Money Can Buy (1947)


Yönetmen: Hans Richter
Vizyon Tarihi: 1947
Süre:99 dakika
Senaryo: Hans Richter, David Vern, Hans Rehfisch

Sürrealist sanatçı ve dda film akımı teorisyeni Hnas Richter tarafından 1947 yılında yapılmış deneysel filmdir. Yapımcılığını ve yönetmenliğini Hans Richter yapmıştır. Film Venedik film festivalinde en iyi sinematografi ödülü almıştır


***

Last Year at Marienbad (Geçen Yıl Marienbad) (1961)


Yönetmen: Alain Resnais
Senarist: Alain Robbe-Grillet
Türü: Uzun metraj
Süre: 1 s. 34 dk.

Geçen Yıl Marienbad'da, 1961 Fransa İtalya ortak yapımı gerçeküstü deneysel filmdir. Bu bilmece gibi gizemli ve rüyayı andırır tuhaf filmde, otel olarak kullanılan muhteşem bir şatoda karşılaşan bir kadın ve bir erkeğin sürekli olarak daha önce nerede karşılaştıklarını sorgulamaları, geçmişlerini aramaları (belki de hiç karşılaşmamışlardır) çapraşık geri dönüşlerle anlatılır. "Geçen Yıl Marienbad'da" bir bakıma Hollywood melodramlarının sürrealist bir parodisi de sayılabilir.

**

El Angel exterminador (Mahvedici Melek) (1962)


Yönetmen: Luis Buñuel
Senarist: Luis Buñuel
Türü: Uzun metraj
Süre: 1 s. 35 dk.

Kentin ileri gelenleri, zengin birinin evindeki davette bir araya gelirler. Bu soylu ve seçkin insanlar, her zamanki gibi ‘çok önemli konuları’ konuşacaklar, muhtemelen ‘çok önemli kararlar’ alacaklar ve bol bol da yiyeceklerdir. Ama bir anda beklenmedik bir şey olur. Tüm kapılar açıktır ancak bulundukları yerden çıkamazlar. Sonunda kendi ritüellerine hapsolmuşlardır. Biraz önce birbirleriyle en kibar dilleriyle konuşan insanlar artık birer vahşi hayvan gibi saldırmaya, kavga etmeye başlarlar.

Adeta Robinson gibi adaya düşen bu ‘yaratıklar’ kurtulmayı başarabilecekler midir? Mahvedici Melek, gerçeküstücü sinemanın en önemli ismi Luis Buñuel’in pek çok sinemasevere göre en iyi filmi. Burjuvazi ve ahlâk sorgusunu, kendi gerçeküstücülüğünün nimetlerini sonuna dek kullanarak yapan Bunuel'den yine hayal gücünü zorlayan ilginç bir film.
SıcakKahve ve Narsist bunu beğendiler.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Ocak 2017
Mesajlar
302
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
67 Konu
Standart Cevap: Sürrealist Film Arşivi
28 Ocak 2017
5
Suna no onna (1964) / (Kumların Kadını)


Yönetmen: Hiroshi Teshigahara
Senaryo: Kôbô Abe, Eiko Yoshida
Ülke: Japonya


Hiroshi Teshigahara'nın tuhaf varoluşsal meseli Suna No Onna (Kum Kadın), gerçekçiliğin ve eğretilemenin alışılmadık bir birleşimi olarak göze çarpıyor. Kumsalda böcek toplayan bir böcekbilimci (Eiji Okada), gizemli bir kadının (Kyoko Kishida) misafirperver davetini kabul eder. Ama bu kadının, bir kum çukurunun dibine kurulmuş, durmaksızın sürünen kum taneciklerinin sürekli kürekle atılarak durdurulabildiği evinde, çok geçmeden kendisini tıpkı koleksiyonlarındaki böcekler gibi kapana kısılmış bulur.
Kısmen neofeminist bir deneme, kısmen politik bir tez, kısmen de bir yaşamda kalma öyküsü olan Suna No Onna, temel düşüncesinden hem daha azını hem daha çoğunu ifade ediyor. Okada, çukurdan felakete bulaşmadan kaçamamaktadır ama ilk akla gelen soru neden öyle bir yere ev yapıldığı yönünde olacaktır. Kishida, Okada'nın işi karşılığında ona cinsel tekliflerde bulunur ancak bunun ne kadarı onu yalnızlığından uzaklaştırma amaçlıdır? Suna No Onna, evcimenlikle dalgasını mı geçmektedir, onu yüceltmekte midir yoksa onu mitolojideki Sisifos efsanesi tarzında bir karabasan olarak mı betimlemektedir? Her nasılsa, bu film, oldukça ilgi çekici kum görüntüleri barındırıyor. Filmin kendisi gibi, görüntü yönetmeni Hiroshi Segawa'nın görüntülediği kum tepeleri de hiç ummadığınız yerlerde sık sık yer değiştiriyor, kayıp gidiyor, eleniyor, yıkılıyor

***

Rekopis znaleziony w Saragossie (1965) / Zaragoza'da Bulunmuş El Yazması


Yönetmen: Wojciech Has
Senaryo: Tadeusz Kwiatkowski, Jan Potocki
Ülke: Polonya

Polonyalı yazar Jan Potocki’nin Türkçe’ye de çevrilmiş romanından uyarlanan film, Napolyon Dönemi’nde bir savaş esnasında, Zbigniew Cybulski tarafından canlandırılan ana karakterin bir el yazması bulmasıyla başlayan olayları takip eder. Film, göz alıcı bir siyah beyaz görsellikle desteklenen masalsı atmosferi, hikaye içinde hikaye şeklinde özetlenebilecek yapısıyla kusursuz bir uyum göstererek seyircinin de bu rüya içinde kaybolmasını sağlıyor. Çekildiği dönemin ardından neredeyse unutulan bu gerçeküstücü epik, bugünkü kült statüsünü Martin Scorsese ve Francis Ford Coppola tarafından keşfedilip, batılı seyircilerle buluşturulmasına borçlu. Bu iki ustaya ek olarak Luis Bunuel, David Lynch, Neil Gaiman gibi isimlerin de filmin hayranları arasında bulunduğunu belirtmekte fayda var.

***
Sedmikrásky / Küçük Papatyalar (1966)


Yönetmen: Vera Chytilová
Senaryo: Vera Chytilová, Ester Krumbachová, Pavel Jurácek
Ülke: Çekoslavakya


Hiç kuşkusuz 1960'ların en coşkulu sinemasal üslup ve duygu patlamalarından biri olan Vera Chytilovâ'nın Sedmikrasky’si (Küçük Papatyalar), delişmen ve saldırgan bir feminist fars olarak birçok yönden dikkat çeker. O dönemde birçok Amerikalı ve Batı Avrupalı yönetmenin yıkıcılıklarından onur duymalarına karşın, o on yılın ideolojik ve biçimsel açıdan en radikal filminin Doğu'dan, 1968'de Çekoslovakya'daki Prag Baharı'nın kısa vadeli politik reformlarına yol açan özgürleştirici galeyandan doğmuş olması doğal.

Sedmikrasky (Küçük Papatyalar): her ikisi de Marie adlı, 17 yaşında iki özgür kızın (Jitka Cerhovâ ve Ivana Karbanovâ) hikâyesini anlatır. Kızların bir olay örgüsünden çok, unutulmaz bir edepsizlik sahneleri dizisi oluşturan çeşitli çılgınlıkları arasında, Chytilovâ'nın başını hükümetle belaya sokmasına yol açan birçok penis- karşıtı gag'ler (salatalık ve muz soymak gibi), çirkin yaşlı adamlara eğilim ve kaliteli yemeklerin ikram edildiği herkese açık (Laurel ve Hardy'ye rakip olabilecek cinsten) bir parti bulunur. Bu rahatsız edici ama özgürleştirici güç gösterisi, yetenekli yönetmeninin özgürlükle neler yapabileceğini gözler önüne serer. Jacques Rivette'nin Celine and Julie Go Boating'i üzerinde büyük bir etkisi olan Sedmikrasky, eleştirmen Ruby Rich'in de dile getirdiği üzere, Medusa'nın kahkahası ola¬rak yorumlanabilecek, yıkıcı, canlı, enerjik ve çoğu erkek izleyici için (tehditkâr değilse bile) ürkütücü kadın kıkırdamalarıma dopdolu.

***

Koroshi no rakuin / Öldürme Arzusu (1967)


Yönetmen: Seijun Suzuki
Senaryo: Hachiro Guryu, Mitsutoshi Ishigami, Takeo Kimura
Ülke: Japonya

Japonya’nın kültürel gangster filmi türü ‘yakuza filmi’ni bozmak için yola çıkan devrimci bir alt tür örneği. Dünya sinemasında alana dair var olan öğeleri aynı potada eriten “Branded to Kill”, dünyanın en önemli iki kiralık katilinin rekabetine odaklanır. Bunlardan ikinci sırada kalanın psikolojisini Godardiyen bir fetiş unsuruna çevirirken, siyah-beyaz pelikülde biçimci evreler ve katıksız bir anti-kahraman üretmiştir. Hatta David Lynch’den Takashi Miike’ye uzanan geniş bir skalada da iz bırakmıştır.
SıcakKahve ve Narsist bunu beğendiler.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
Narsist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
17 Haziran 2015
Bulunduğu yer
ω
Mesajlar
1.134
Seslenildi
82 Mesaj
Etiketlendi
135 Konu
Ruh Hali
Yalniz
Standart Cevap: Sürrealist Film Arşivi
28 Ocak 2017
6
Emeğinize sağlık takipte olucağım
Arieh Ahiezer bunu beğendi.


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

Başkalarının iyiliğine çalışmak ,kendi mutluluğunu sigorta etmektir.


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Ocak 2017
Mesajlar
302
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
67 Konu
Standart Cevap: Sürrealist Film Arşivi
29 Ocak 2017
7
Kôshikei / (Death by Hanging) (1968)


Yönetmen: Nagisa Ôshima
Senaryo: Michinori Fukao, Mamoru Sasaki, Tsutomu Tamura
Ülke: Japonya

Bir idam cezası gerçekleştirilirken, hayatta kalmayı başaran bir adam ve sonrasında bu sorun çevresinde yaşananların hikayesi...

***

Bara no sôretsu / Funeral Parade of Roses (1969)


Yönetmen:Toshio Matsumoto
Senaryo: Toshio Matsumoto
Ülke: Japonya


Eddi çalıştığı gay barda patronun Gonda'nın son gözdesi olan bir travestidir. Fakat patronun başı sevgilisi Leda ile derttedir. Çünkü Eddie'nin kendi yerini alacağından şüphelenen Leda, aynı zamanda uyuşturucu satıcısı olan Gonda'ya karşı eli güçlüdür.

Film içinde film, hikayenin neresindeyim hissi ve güçlü sinematografisi ile oldukça katmanlı trajik bir hikaye. Kimlikler ve arkasına saklanılan maskeleri anlatırken sosyo-politiğe girmekten kaçınmayan yönetmen, fonda dönemin politik gündemi, sanatçı tayfası, hippilerin nasıl takıldığı, travestilerin yaşam tarzını yeryer mizahi bir şekilde anlatılmış.

Toshio Matsumoto 60'ların Japonyasını ve alt kültürünü travestiler üzerinden anlattığı Funeral Parade of Roses deneysel, avangard çekim tekniği ve belgeselvari kurgusu ile sinemaseverlere çok şey vaad ediyor.

***

L'éden et après (Cennet ve Sonrası) (1970)


Yönetmen: Alain Robbe-Grillet
Vizyon Tarihi: 20 Nisan 1970
Senaryo: Alain Robbe-Grillet

Bir grup üniversiteli genç, okuldan arta kalan zamanlarında düzenli olarak "Cafe Eden" (Cennet Kafe) adlı tuhaf bir kulüpte toplanıp sadomazoşist ve pornografik ögeler içeren çeşitli oyunlar oynamaktadır. Bir gün bir yabancı gelir ve her şey değişir. Yabancı, canlandırdıkları fantezileri pek "soyut" bulur ve onlara kara Afrika'nın gizemlerinden söz eder. Onun sayesinde ilk defa gerçek anlamda korkuyu tadarlar. Belki de yabancı, Şeytan'ın ta kendisidir

***
El Topo / Köstebek (1970)


Yönetmen: Alejandro Jodorowsky
Senaryo: Alejandro Jodorowsky
Ülke: Meksika

Oğluyla birlikte yolculuk yapan bir silahşör, bir kadının hayatını kurtardıktan sonra, çöllerin en sıkı dört silahşörüyle karşı karşıya gelmek durumunda kalır.

Silahşör türlü meziyetleri olan bu adamları yok ettikten sonra ise yeraltına sığınmak zorunda kalır. Dışlanmışların ininde onu manevi bir uyanış beklemektedir. Gözlerini açtığında, dünyayı değiştirmek ve oğlunu bulmak üzere planlar yapmaya başlar.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Ocak 2017
Mesajlar
302
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
67 Konu
Standart Cevap: Sürrealist Film Arşivi
01 Şubat 2017
8
Auch Zwerge haben klein angefangen (Cüceler de Başta Küçüktü ) (1970)


Yönetmen: Werner Herzog
Yapımcı: Werner Herzog
Senarist: Werner Herzog
Yapım yılı: 1970

Cüceler de Başta Küçüktü, 1970 Batı Almanya yapımı gerçeküstücü deneysel filmdir. "Yeni Alman Sineması" nın önemli temsilcisi Werner Herzog'un senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda yapımcılığını da üstlendiği bu düşük bütçeli filmin siyah beyaz görüntülerini Thomas Mauch çekmiştir. Sinemanın yanı sıra opera yönetmenliği de yapan Herzog, filmin müziklerinin düzenlemesine de katkıda bulunmuştur. Verdiği mesajlarla hem sağdan hem de soldan eleştiriler alan bu film haliyle ticari gösterimde fazla kalamamıştı.

Gözlerden uzak bir ülkede yer alan kasvetli bir enstitünün (filmde niteliği belirtilmemiştir, ıslahevi olabileceği gibi terapi merkezi de olabilir) bazıları görme engelli olan cücelerden oluşan sakinlerinin, gördükleri sömürü ve eziyetten bıkarak kendileri gibi cücelerden oluşan idarecilerine başkaldırıp kontrolü ele geçirmeleri, statükoyu tam tersine çevirerek yarattıkları kargaşa ortamında diğer cüce ve özürlülerle hayvanlara ve çevrelerindeki diğer nesnelere tuhaf biçimlerde zarar vermeye başlamaları anlatılmaktadır. Bu eylemleri yer yer gülünç olabildiği gibi zaman zaman da can sıkıcı, hattâ dehşet verici olabilmektedir

***

Trzecia czesc nocy / (The Third Part of the Night) (1971)


Yönetmen: Andrzej Zulawski
Senaryo: Andrzej Zulawski, Miroslaw Zulawski
Ülke: Polonya

İkinci dünya savaşı sırasında Polonya bazı Almanlar tarafından işgal edilmiştir.. Bazı alman askerler bir kadını, oğlunu ve gelinini öldürmüşlerdir. Ancak kadının kocası ve babası kaçmayı başarmıştır.. Ve kovalamaca başlar.. Bu sırada genç adam kaçarken bir apartman dairesine sığınacak ve oradaki bir hamile kadına yardım doğumda yardım etmek durumda kalacaktır..

***
Solaris (1972)


Yönetmen: Andrei Tarkovsky
Senaryo: Stanislaw Lem, Fridrikh Gorenshteyn, Andrei Tarkovsky
Ülke: SSCB

Ağır işleyen filmlerindeki muhteşem görsellikle sinema tarihinde önemli bir yere sahip olan Rus yönetmen Andrey Tarkovskiy'nin yönetmenliğini yaptığı sinema filmi "Solyaris", 1972 senesinde çekildi. Stanislaw Lem'in kitabından uyarlanan 170 dakikalık filmin çekimleri Rusya ve Japonya'da gerçekleşti. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye adayı olan "Solyaris", FIPRESCI Ödülü ve Jüri Özel Ödülü sahibi oldu. 2002 senesinde usta yönetmen Steven Soderbergh'in yeniden çektiği bu eser, Tarkovsky'nin en önemli yapımları arasında yer alır. İnsanlığın sadece utanç duygusuyla kurtulabileceğine inanan yönetmen, Solaris gezegeni bölgesine kurulu olan bir uzay istasyonunda iki bilim adamının yaşadığı insanlık deneyimini aktarıyor. Filmde Natalya Bondarchuk, Donatas Banionis, Jüri Järvet ve Anatoli Solonitsyn gibi isimler rol alıyor.

Doktor Kris Kelvin, gönderilen bilim insanlarının geri dönmediği Solaris gezegenine gider. Burada olup bitenleri anlamaya çalışan Doktor, kısa bir süre sonra gezegenin sırrını anlayacak ve büyük bir vicdan muhasebesi yaşayacaktır.

***

Le charme discret de la bourgeoisie (Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği) (1972)


Yönetmen: Luis Buñuel
Vizyon Tarihi: 1972
Süre:102 dakika
Dil: Fransızca, İspanyolca
Senaryo: Luis Buñuel, Jean-Claude Carrière


Oscar ödüllü Burjuvazinin Gizli Çekiciliği, sosyeteden altı kişinin yemek yeme planlarının aksilikler yüzünden sürekli suya düşmesi gibi son derece basit bir konudan yola çıkarak sadece komedinin değil, gerçeküstücü akımın da en güzel ve eğlenceli örneklerinden birini sergiliyor. Terörist eylemler, cinsel kaçamaklar ve tutuklanmalar arasında sürekli aksayan yemek, sinema tarihinin en çarpıcı rüya sahnelerinden birine de malzeme oluyor.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Ocak 2017
Mesajlar
302
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
67 Konu
Standart Cevap: Sürrealist Film Arşivi
08 Şubat 2017
9
Lucifer Rising (1972)


Yönetmen: Kenneth Anger
Ülke: ABD, İngiltere, Batı Almanya

Kennet Anger'in sembolist ve ezoterik göndermelerle dolu 1972 yapımıkısa metrajlı sürreal filmidir.. Başrollerini Marianne Faithfull'un oynadığı filmde Jimmy Page de ufak bir rol alır.. Filmin müziklerini Bobby Beausoleil.. Film ancak 1980 yılında dünya çapında gösterime girmiştir..

***

Sanatorium pod klepsydra / (The Hourglass Sanatorium) (1973)


Yönetmen: Wojciech Has
Senaryo: Wojciech Has, Bruno Schulz
Ülke: Polonya


İkinci Dünya Savaşı öncesi dönem... Genç bir adam, ölmek üzere olan babasını ziyaret amacıyla sanatoryuma gelir. Burası genç adama tuhaf görünür ve hatırlarının canlanmasına neden olur. Sıradışı atmosferiyle, olağanüstü bir iç macera.

***


The Holy Mountain (Kutsal Dağ) (1973)


Yönetmen: Alejandro Jodorowsky
Vizyon Tarihi: 1973
Süre: 114 dakika
Senaryo: Alejandro Jodorowsky

İsa benzeri bir karakter ruhani bir liderin dünyasına girer ve onun aracılığıyla, gezegenleri temsil eden renkli bir grupla tanışır. Her birinin farklı dünyası vardır ve başlangıçta onların dünyalarını izleriz. Daha sonra kutsal dağa doğru gerçekleştirilecek yolculuk başlar.

Öncelikle her Jodorowsky filmi gibi, anlatılması, özetlenmesi zor bir çalışma olduğunu belirtmek gerek. Her tür özet filmi anlatmak için yetersiz ve hatta 'saçma' kalıyor.

Yönetmen öncelikle saykodelik kültüre ve gerçeküstücülüğe bağlı kalarak çekmiş bu filmi ve görsel olarak çarpıcı bir galeri var karşımızda. Fakat yönetmen 70'lerde karşı kültürün hedefi haline gelmiş her türlü kurumu da çaktırmadan eleştiriyor.

***

La planète sauvage / (Fantastic Planet) (1973)

Yönetmen: René Laloux
Senaryo: Stefan Wul, Roland Topor, René Laloux
Ülke: Fransa, Çekoslavakya


Fransız animasyoncu René Laloux imzalı başyapıt, iki farklı tür arasındaki ezeli mücadeleyi anlatıyor.

Dev yaratıklar ve küçük 'insansılar' arasındaki mücadele, içerdiği etkileyici fantastik unsurlara rağmen son derece tanıdık geliyor. Laloux ve senarist arkadaşları, 70'lerin politik iklimini çok iyi yansıtan bu filmde, sınıf mücadelesine dair düşüncelerini paylaşıyorlar aslında.


70'lerin en başarılı animasyon filmlerinden biri olduğunu özellikle belirtmek gerek. Saykodelik teknikleri, bilinçaltına işleyen müzikleri ve müthiş detaylar ve göndermeler içeren senaryosuyla ölümsüz bir klasik.
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
Arieh Ahiezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi
25 Ocak 2017
Mesajlar
302
Seslenildi
55 Mesaj
Etiketlendi
67 Konu
Standart Cevap: Sürrealist Film Arşivi
13 Şubat 2017
10
Ivan Vasilievich: Back to the Future (1973)


Yönetmen: Leonid Gaidai
Senaryo: Mikhail A. Bulgakov, Vladlen Bakhnov, Leonid Gaidai
Ülke: SSCB

Şurik Timofeev bir zaman makinesi modeli yapar. Apartman yöneticisi İvan Bunşa ve hırsız George Miloslavski kazara 16. Yüzyıl'a Moskova'ya giderler. Korkunç Çar İvan ise 1973 yılına yolculuk eder.

***

Le fantôme de la liberté (Özgürlük Hayaleti) (1974)


Yönetmen: Luis Buñuel
Vizyon Tarihi: 1974
Süre:104 dakika
Dil: Fransızca
Senaryo: Luis Buñuel, Jean-Claude Carrière

Toplumun kurallarıyla boğuşan, cinsellik ve özgürlüklerinin karmaşasına düşen karakterlerle dolu, birbirine muğlak derecelerde bağlı olan bölümlerden oluşan bir Bunuel filmi.

Filmde, bir yemek masası çevresinde klozetlere oturmuş insanların kimsenin görmediği yerlere çekilip yemek yemek için özürlerle sofradan kalkmaları gibi sahneler mevcut.

Komik ve çılgın öğelerin bulunduğu filmde, Luis Bunuel sürrealistliğini doyasıya ortaya çıkarmıştır. Onlarca başyapıt çıkarmış bir yönetmenin en sıradışı çalışmalarından biri.

***

Sweet Movie (1974)

Yönetmen: Dusan Makavejev
Senaryo: France Gallagher, Dusan Makavejev, Martin Malina
Ülke: Kanada, Fransa, Batı Almanya



Sinema tarihinin en rahatsız edici filmlerinden birisi olduğu gibi sinema tarihinin en ironik film isimlerinden birine de sahip olan Sweet Movie, Dusan Makavejev’in hastalıklı düşüncelerini bütünsel bir yapıdan ziyade parça parça görselleştirdiği bir sinemasal deneyim. Politik bir eleştirelliğin etrafına dizilen ve seks ve cinayet gerçekselliğinden gücünü alan rahatsız edici unsurlar tipik bir iticilikten çok daha fazlasını oluşturuyorlar. ‘Başyapıt’ ve ‘çöp’ temelli olarak iki farklı koldan değerlendirilebilen bu tartışmalı ve can sıkıcı film hem tuhaflığıyla hem de kendine özgülüğüyle her bakımdan göz kamaştırıyor.

***


Céline et Julie vont en bateau / (Celine and Julie Go Boating) (1974)



Yönetmen: Jacques Rivette
Senaryo: Juliet Berto, Dominique Labourier, Bulle Ogier


Jacques rivette'in 1974 tarihli filmi. sürekli birbirleriyle kimlik değiştiren julie ve celine isimli iki genç kızın aynı zamanda gizemli ve metruk bir evin içinde yıllar evvel gerçekleşmiş bir cinayeti, cinayeti önceleyen dakikaları flashbacklerle yaşayarak çözmeye çalışmaları üstüne kuruludur. 3 saate yakın süresi, durmadan değişen kimlikler ve düz mantığı ayar eden sürreel hikayesi ile oldukça yorucu bir filmdir. (ekşi'den alıntı)
“Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim –hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da…–Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum –uyuşamadık. Hepsi bu”

Oruç Aruoba
  • Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan
  • 1
  • 2
Konuyu 1 kişi okuyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Benzer Konular
Konu
Konuyu Başlatan
Forum
Cevaplar
Son Mesaj