![]() |
Din Kardeşlerime Vasiyetim Din Kardeşlerime Vasiyetim’ Son asırda yaşamış alimlerimizden merhum Ahmed Davudoğlu “bütün din kardeşlerine ve şahsına ait olmak üzere” iki vasiyet bırakmıştır. Bu vasiyetin bazı kısımlarını paylaşalım: “Bütün din kardeşlerime vasiyetim şudur: Her şeyden evvel imanınızı korumaya çalışınız! Allah’a iman bize bahşedilen nimetlerin en büyüğüdür. O, öyle paha biçilmez bir pırlantadır ki, kazanması kolay fakat muhafazası son derece zordur. İlk vazifeniz imanınızı ve çoluk çocuğunuzun imanlarını temin ve muhafaza etmektir. Ondan sonra onun gereklerini birer birer yerine getirmeye gayret ediniz. Çocuklarınıza dinlerini mutlaka öğretin. İbadetlerini yerli yerince bilerek tatbik etsinler. Onları İslâm adap ve terbiyesi üzerine yetiştirin. Bu vazifeleriniz ta çocuk dünyaya geldiği andan başlar ve hayatınız müddetince devam eder. İlk yapacağınız iş, ona bir müslüman adı koymaktır. Beş altı yaşlarına girince namaza alıştırın. Kur’an-ı Kerim okumayı asla ihmal etmeyin, zira Kur’an-ı Kerim müslümanların her şeyidir. Yediğimiz ve yedirdiğimiz lokmaların haram mı helal mi olduğuna dikkat ediniz. Kız çocuklarının terbiyesine, tesettürüne hususi surette itina gösterin. Bugün adette, giyimde ve sair hususta küffarı taklit moda olmuştur. Ders verirken öğrencilerime yaptığım tavsiyeleri burada tekrarlıyorum. Sakın Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat yolundan ayrılmasınlar. Öğrencilerime ve diğer din kadeşlerime vasiyetim şudur ki: Hayatımda Cenab-ı Hak’tan benim için güzel son ve vefat edince af ve mağfiret dilesinler, beni hayır dualarında unutmasınlar, vefatımı duyanlar cenazeme koşsunlar. Cenazemde bid’atlere yer verilmemesini isterim. Vârislerim imkan bulurlar da devrimi yaptırırlarsa memnun olurum. (Devir, eda edemediği ibadetler için kişinin vefatından sonra bir miktar parayla fakirlere fidye ödenmesi usulüdür.) Bütün din kardeşlerim haklarını bana helal etsinler. Allah cümlesinden razı olsun.” (Ölüm Daha Güzeldi / Hatıralarım, Ahmed Davudoğlu, Şamil Yay., İst, 2012, s. 138-139-140) Milli Mücadele’de İslâm Alimleri Milli Mücadele’de din alimlerinin gayretlerini, özellikle bir dönem kasıtlı olarak göz ardı edildiği, unutturulduğu için pek bilmiyoruz. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa devletlerini Anadolu’nun dört bir yanını işgal etmesi üzerine teşkilatlanan Kuva-yı Milliye birlikleri vatanı savunmuştur. Bu birliklerin teşkilatlanma sürecinde ve halkı teşvik etmede müftülerin, alimlerin büyük payı ve katkısı olmuştur. Mesela Milli Mücadele’de Ege bölgesinde en çok gayret eden, halk üzerinde büyük tesir uyandırıp işgalci Yunan’a karşı cihada teşvik edenlerin başında Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi gelir. 1861 yılında Denizli’de doğan Hulusi Efendi, babası ve abisi de Denizli müftülüğü yapmış bir alimdir. Dedesi de Denizli’nin yetiştirdiği sayılı alimlerinden Veliyyüddin Efendi’dir. Ahmed Hulusi Efendi’nin Milli Mücadele’ye katkıları hakkında ayrı bir kitap yazılsa yeridir. İl il dolaşmış, fetva yayınlamış, vaaz etmiş, halkı teşkilatlandırmıştır. İzmir’in işgali üzerine şu tarihî konuşmayı yapmıştır: “Muhterem Denizliler! Bugün sabahın erken saatlerinde İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Bu tecavüze karşı haraketsiz kalmak, din ve devlete ihanettir. Cihad tam manasıyla teşekkül etmiş dinî bir görev olarak karşımızdadır. Silahımız olmayabilir; topsuz tüfeksiz sapan taşları ile de düşmanın karşısına çıkacağız. İstiklâl aşkı, vatan sevgisi, haysiyet şuurumuz ile kalbimizdeki iman ile mücadelemizin sonunda zaferi kazanacağız. Bu uğurda canını verenler şehit, kalanlar gazidir. Bu mutlak olarak mukaddes cihaddır. Korkmayınız, ümitsiz olmayınız! Bu Liva-yi Hamd’in altında toplanınız ve mücadeleye hazırlanınız. Müftünüz olarak cihad-ı mukaddes fetvasını ilan ve tebliğ ediyorum.” Zafer Yadigârı Mavzer İzmir’in işgalinden sonra Denizli’nin de işgal tehdidi altına girmesi üzerine halk Tavas, Acıpayam, Burdur ve Antalya’ya göç etmeye başlamıştı. Bunun üzerine Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi, 1 Temmuz 1919 günü Delikliçınar’da düzenlenen mitingde, halkı göç etmemeye, korkmamaya, memleketlerini ve haklarını fiilen korumak için düşmanla mücadele etmeye davet etmiş, gönüllü olarak orduya yazılmalarını istemiştir. Onun konuşmalarının tesiriyle 115 gönüllünün oluşturduğu bir müfreze kurulmuştur. Ege bölgesi ordu komutanının Müftü Efendi’ye gönderdiği bir mektup onun ordu üzerindeki tesirini ve hizmetlerini ispat etmektedir: “Makam-ı Pederim Efendi Hazretleri, Gece Kestanecik cephanesinden döndüm. Fazla yorgunluğuma rağmen bu mektubumu alelacele takdim ediyorum. Size son Kestanecik savaşımızın yadigârı olmak üzere bir miktar fişekle bir Yunan mavzeri takdim ediyorum. Ayrıca Yunan askerlerinin başlarına giydikleri zırhlı şapkalardan da bir tane gönderiyorum. Bunlar önayak olduğunuz büyük ve kutsal mücadelenin bir hatırasıdır. Bir de parçalanmamış top mermisi gönderiyorum. Bu da masanızı süsler sanırım. Hayır dualarınızın berekâtı ile cephelerimizde kudret, kuvvetimiz ve faaliyet istediğimiz derecededir. Cenab-ı Hak siyasî sebepleri de yaratarak sancağımızı bu büyük beladan kurtarsın. Mazlum halka da saadetler bahşetsin, âmin! İnşallah ikinci çarpışmada da Mutasarrıf Bey’e de (kaymakam) bir Yunan mavzeri takdim ederim. Şimdilik düşmandan aldıklarımızı karşı cephede kullanıyoruz. Bu pek hoşumuza gidiyor. Heyet-i Milliye azalarına cümleten hürmetlerimi sunarım. Sizin de mübarek ellerinizden öperek hayır dua ve sıhhatlerinizi temenni ederim. Harekât-ı Harbiye Başkanı Mehmet Tahir.” (Milli Mücadelede Din Adamları-1, Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yay., Ankara, 2002, s. 90) Çetelerle Savaşan Müftü A nadolu’da teşkilanlanan Kuva-yı Milliye’de bizzat mücadele eden müftülerden biri de Silvan Müftüsü Abdurrahman Efendi’dir. 1876 yılında Silvan’da doğmuştur. İlk öğrenimini Silvan Sıbyan Mektebi’nde yapmış, ardından hafızlığını tamamlayıp öğrenimini Silvan Medresesi’nde sürdürmüştür. Bu medreseden 1909 tarihinde müderrislik icazeti almıştır. Tahsil hayatı sonrasında bir süre bu medresede hocalık yapmış, 27 Ekim 1910 tarihinde de Silvan Müftülüğüne tayin edilmiştir. Müftü Efendi, 1915 yılında Rus askerlerinin Muş ve çevresinde bulunduğu sırada harekete geçen Ermeni çetelerinin bertaraf edilmesinde görev almıştır. Emrindeki gönüllülerle üstün hizmetlerde bulunmuş ve bu hizmetlerinden dolayı Van Seyyar Jandarma Komutanlığınca takdir edilmiştir. 30 Temmuz 1915 tarihli, Jandarma Komutan Vekili Binbaşı Ahmet imzalı resmi yazıda şöyle denilmektedir: “Tarolu ve Geligüzan mıntıkalarında toplanan Ermeni çetelerinin def edilmesi için mücahitlerle ve yirmi talebesiyle savaşa katılan Silvan Müftüsü Abdurrahman Efendi’yle yanındakilerin gösterdikleri cansiperâne hizmet, hakikaten takdire şayan derecede bulunmuştur.” Abdurrahman Efendi, Milli Mücadele’ye ilk günden itibaren destek olmuş, bizzat savaşmıştır. Vaaz ve nasihatleriyle halkın savaşa katılmasını sağlamış, Silvan çevresinde askerin ikmaline de yardımcı olmuştur. Ankara Fetvası’nı tasdik ederek Anadolu’daki diğer müftüler gibi harekâta destek olmuştur. İstiklal Madalyası sahibi Abdurrahman Efendi, sonraki yıllarda Kars ve Muş müftülüğü yapmıştır. Soyadı kanununda Yardımcı soyadını almış, 12 Ağustos 1947 tarihinde Ankara’da vefat etmiştir. (Milli Mücadelede Din Adamları-2, s. 255-256) |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:29. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem