Forumunuz.Com

Forumunuz.Com (https://www.forumunuz.com/)
-   Türkçe-Edebiyat (https://www.forumunuz.com/turkce-edebiyat/)
-   -   Küfe ... (https://www.forumunuz.com/turkce-edebiyat/16322-kufe.html)

buSe 24 Mart 2015 12:14

Küfe ...
 
Beş on gün oldu ki mu'tâda inkıyâd ile ben
Sabahleyin çıkıvermiştim evden erkenden.
Bizim mahalle de İstanbul'un kenârı demek:
Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmiyerek!
Adım başında derin bir buhayre dalgalanır
Sular karardı mı artık gelen gelir dayanır.
Bir elde olmalı kandil bir elde iskandil
Selâmetin yolu insan için bu başka değil!
Elimde bir koca değnek onunla yoklayarak
Önüm adaysa basıp yok denizse atlayarak
- Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden
Lisân-ı hâl ile amma rükûa niyyet eden -
O sâlhûrde harâb evlerin saçaklarına
Sığınmış öyle giderken hemen ayaklarına
Delîlimin koca bir şey takıldı... Baktım ki:
Genişçe bir küfe yatmakta hem epey eski.
Bu bir hamal küfesiymiş... Aceb kimin? Derken;
On üç yaşında kadar bir çocuk gelip öteden
Gerildi tekmeyi indirdi öyle bir küfeye:
Teker meker küfe bîtâb düştü tâ öteye.
- Benim babam senin altında öldü sen hâlâ
Kurumla yat sokağın ortasında böyle daha!
O anda karşıki evden bir orta yaşlı kadın
Göründü:
- Oh benim oğlum gel etme kırma sakın!
Ne istedin küfeden yavrum? Ağzı yok dili yok
Baban sekiz sene kullandı... Hem de derdi ki: "Çok
Uğurlu bir küfedir kalmadım hemen yüksüz... "
Baban gidince demek kaldı âdetâ öksüz!
Onunla besleyeceksin ananla kardeşini.
Bebek misin daha öğrenmedin mi sen işini?"
Dedim ki ben de:
- Ayol dinle annenin sözünü!
Fakat çocuk bana haykırdı ekşitip yüzünü:
- Sakallı yok mu işin? Git cehennem ol şuradan!
Ne dırlanıp duruyorsun sabahleyin oradan?
Benim içim yanıyor: Dağ kadar babam gitti...
- Baban yerinde adamdan ne istedin şimdi?
Adamcağız sana bak hâl dilince söylerken...
- Bırak hanım o çocuktur kusûra bakmam ben...
Adın nedir senin oğlum?
- Hasan.
- Hasan dinle.
Zararlı sen çıkacaksın bütün bu hiddetle.
Benim de yandı içim anlayınca derdinizi...
Fakat baban sana ısmarlayıp da gitti sizi.
O bunca yıl çalışıp alnının teriyle seni
Nasıl büyüttü? Bugün sen de kendi kardeşini
Yetim bırakmayarak besleyip büyütmelisin.
- Küfeyle öyle mi?
- Hay hay! Neden bu söz lâkin?
Kuzum ayıp mı çalışmak günah mı yük taşımak?
Ayıp: Dilencilik işlerken el yürürken ayak.
- Ne doğru söyledi! Öp oğlum amcanın elini...
- Unuttun öyle mi? Bayramda komşunun gelini:
"Hasan dayım yatı mekteplerinde zâbittir;
Senin de zihnin açık... Söylemiş olaydık bir...
Koyardı mektebe... Dur söyleyim" demişti hani?
Okutma sen de hamal yap bu yaşta şimdi beni!
Söz anladım uzun hem de pek uzun sürecek;
Benimse vardı o gün birçok işlerim görecek;
Bıraktım onları saptım yokuşlu bir yoldan
Ne oldu şimdi aceb kim bilir zavallı Hasan?

Bizim çocuk yaramaz evde dinlenip durmaz;
Geçende Fâtih'e çıktık ikindi üstü biraz.
Kömürcüler kapısından girince biz develer
Kızın merâkını celbetti dâima da eder:
O yamrı yumru beden upuzun boyun o bacak
O arkasındaki püskül ki kuyruğu olacak!
Hakîkaten görecek şey değil mi ya? Derken
Dönünce arkama baktım: Beş on adım geriden
Belinde enlice bir şal başında âbâni
Bir orta boylu güler yüzlü pîr-i nûrânî;
Yanında koskocaman bir küfeyle bir çocucak
Yavaş yavaş geliyorlar. Fakat tesâdüfe bak:
Çocuk benim o sabah gördüğüm zavallı yetîm...
Şu var ki yavrucağın hâli eskisinden elim:
Cılız bacaklarının dizden altı çırçıplak...
Bir ince mintanın altında titriyor donacak!
Ayakta kundura yok başta var mı fes? Ne gezer!
Düğümlü alnının üstünde sâde bir çember.
Nefes değil o soluklar kesik kesik feryâd;
Nazar değil o bakışlar dümû-i istimdâd.
Bu bir ayaklı sefâlet ki yalnayak baş açık;
On üç yaşında buruşmuş cebîn-i sâfı yazık!

O anda mekteb-i rüşdiyyeden taburla çıkan
Bir elliden mütecâviz çocuk ki muntazaman
Geçerken eylediler ihtiyârı vakfe-güzîn...
Hasan'la karşılaşırken bu sahne oldu hazîn;
Evet bu yavruların hepsi pür-sürûd-i şebâb
Eder dururdu birer âşiyân-ı nûra şitâb.
Birazdan oynayacak hepsi bunların ne iyi
Fakat Hasan babasından kalan o pis küfeyi
-Ki ezmek istedi görmekle reh-güzârında-
İlel'ebed çekecek dûş-i ıztırârında!
O yük değil kaderin bir cezâsı masûma...
Yazık günâhı nedir bilmeyen şu mahkûma!


Şairin Adı : » Mehmet Akif ERSOY
Şiirin Ölçüsü : Aruz
Şiir Türü : Genel
Kitabın Adı : » SAFAHAT


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:09.

Powered by vBulletin® Version 3.8.9   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.

Site kurucuları: Damla ve Meltem