Forumunuz.Com

Forumunuz.Com (https://www.forumunuz.com/)
-   Üye Günlüğü (https://www.forumunuz.com/uye-gunlugu/)
-   -   Atsızca. (https://www.forumunuz.com/uye-gunlugu/38530-atsizca.html)

Lord 06 Temmuz 2015 20:22

Cevap: Atsızca.
 
http://i.hizliresim.com/RYdRka.jpg

Lord 06 Temmuz 2015 20:22

Cevap: Atsızca.
 
http://i.hizliresim.com/1yz0db.jpg

Lord 06 Temmuz 2015 20:23

Cevap: Atsızca.
 
http://i.hizliresim.com/zAdqng.jpg



TURANCIYIZ NE OLACAK?

Lord 06 Temmuz 2015 20:29

Cevap: Atsızca.
 
http://i.hizliresim.com/1yz0GD.jpg

Lord 06 Temmuz 2015 20:32

Cevap: Atsızca.
 
Ruh Adam : kitap özet - Roman

Hüseyin Nihal Atsız “Ruh Adamâ€

Bu roman Selim Pusat adında kralcı sisteme bağlı oluşundan dolayı ordudaki görevi ne son verilen eski bir yüzbaşının bir yıl gibi süre içinde yaşamış olduğu gerçek ve olağan dışı olayların anlatıldığı bir olaydır.
Roman 31 fasıldan ibarettir. İlk dört bölüm Selim Pusat ve eşi Ayşe’nin tanıtımına ve Selim Pusat’ın ordu görevine son verilişine ayrılmıştır. Bu bölümlerde iki zıt kutlu temsil eden yüzbaşı Pusat ile eşi edebiyat öğretmeni Ayşe’nin inançları ve karakterleri anlatılmıştır. Diğer bölümlerde Pusot’un yaşamış olduğu bir takım olağandışı hadiseler anlatılmıştır.

MUHTEVA
Roman haldeki bir olayla başlar. Ayşe eşi Pusat’a eski bir Uygur hikayesini okumaktadır. Pusat askeri görevinden ayrıldıktan sonra dünyadaki her şeye ilgisizdir. Ayşe onun bu durumundan kaygılanmakta ve ona hayatı yeniden sevdirmenin çoban içindedir. Pusat askerlik sanatı dışındaki her şeye kayıtsızdır.
Ayşe üç yıl önce ayrılmış olduğu görevine geri döner. Kız lisesine edebiyat öğretmeni olarak tekrar gelir. Orada Ayşe’ye ilgi gösteren eski cebir hocası ve üç kız öğrenciden başkası olmaz. Bu üç kız Güntülü, Aydolu, Nurhan’dır. Özellikle Güntülü edebiyattaki bilgisi ile Ayşe öğretmeni etkiler. Güntülü roman boyunca etkili olan birisidir. Selim Pusat bazı akşamlar Çamlı koruya geziye gider. Burada onula birlikte ordudan ihraç edildikten sonra intihar eden arkadaşı Şeref vardır. yine böyle bir akşamda Selim çamlı korudaki gezintisi sırasında gaipten bir kadınını şiir okuyan sesini duyar. Birden yanında Leyla adında tarih öğretmeni olduğunu söyleyen bir kadın belirir. Bu kadın Pusat’ u tanımaktadır. Eşi Ayşe’nin eski öğrencilerindendir. Kendisini birinin takip ettiğini söyler ve Pusat’ tan yardım ister. Pusat o akşam Leyla’yı eve bırakır.
Ertesi akşam yine Çamlı koruda Leyla mutlakla karşılaşır. Tarih üzerine tartışırlar. Leyla’yı takip eden kişi gözükür. Selim Leyla’yı bıraktıktan sonra bu kişiyi yine görür. konuşurlar adının yok olduğunu söyler. Bu insan Selim hakkında çok şey bilmektedir. Selim’e Leyla’nın tahtın varisi olduğunu söyler. Ve kendisini onun tahta geçmesi için çalıştığını anlatır.
Selim’in bu çamlı koru gezileri Ayşe’yi tedirgin eder. Selim’i neşelendirmek maksadıyla eve tarih öğretmeni ve üç öğrencisini davet eder. Selim bu davette tarih öğretmenine Leyla ile ilgili sorular sorar. Ayrıca öğrencilerden Güntülü’nün etkisinde kalır.
Ertesi gün Selim’in eline bir telgraf geçer. Telgrafta Leyla’nın asıl adının hanzade olduğu ve gerçek bir prensese olduğu yazılmaktadır. İşin daha da ilginç telgraf üç saat önce Erzurum’dan Yek tarafından gönderilmiştir.
Selim yine ertesi gün Leyla’yı bulmak maksadıyla çamlı koruya gider. Fakat orada eski arkadaşı Tahsin’le karşılaşır. Tahsin kendisine Neşriyat şubesinde iş önerir. Selim işi kabul eder ve çalışmaya başlar. Selim Neşriyat şubesindeki işini sevmekle beraber buradaki insanları sevmez. Özellikle Yek’ e benzerliğindin dolayı Osman Fişer adında biriyle ağız kavgasında bulunur. Şubede çalışanlar tasavvufla ilgilenmektedir. Şubedekilerin rahat hayatlarının bu inançtan kaynaklandığını düşünen Pusat tasavvufu merak eder. o gece Ayşe’ye tasavvufla ilgili sorular sorar. Ama Pusat bu fikri beğenmemektedir.
Bir bayram günü Pusat Ayşe’yle beraber önce Huzur çay hanesine sonra Çamlı koru’ ya gezmeye giderler. Yanlarında Gültülü ,Aydolu, Nurhan ve tarih öğretmeni vardır. Bu gezinti sırasında Güntülü Pusot’ a kendisinin 2000 yıldır yaşadığını söyler. Bu arada Pusat o gün Çamlı koruda şiir okuyan sesin Güntülü’ye ait olduğunu anlar. Güntülü Pusat’ın Mete’nin ordusunda asker olduğunu (askerlerin nişanlılarına ok atma sınavı) ok atamadığı için idam edildiğini ve kendisinin de ok atamadığı nişanlısı olduğunu söyler.
Pusat yine ertesi gün yine Çamlı koruya gider Leyla yine ordadır. Ona prensesliğini sorar. Ve Leyla kendisinin gerçekten prenses olduğunu anlatır. O Osmanlı soyundan gelmektedir. fakat Leyla’nın Yek adına şüpheleri vardır. Selim gerçeği öğrenir ve eve döner. O gece Güntülü’yü düşünür ve onu unutmak için çok içer. Tekrar Çamlı koruya gitmek ister ama kendisini Nurhan’ın evi önünde bulur. Onun piyanoda çaldığı “eski arkadaşlarâ€marşını dinler. Bir ar sendeler ve düşür . kendini yerden Yek kaldırır. Yek bu seferde kendisinin de eski bir asker olduğunu söyler.
Selim yine evdedir. Selimin son günlerdeki durumu Ayşe’yi telaşlandırır. Onu muayene etmesi için doktor çağırır. Doktor onun rahatsızlığının aşktan olduğunu söyler. Selim bu aşkın Güntülü’ye duyulduğunu bilmektedir.
Ayşe’nin görev yaptığı lisenin mezuniyet töreni vardır. Nurhan, Aydolu ve Güntülü Selim ’i de davet ederler. Selim’ in Güntülü’ye ilgisi burada daha da belirginleşir ve Ayşe bu ilgiyi anlar. Selim’ in kafasında Yek’ le ilgili sorular vardır. Bunların cevabını bulmak için Leyla’nın yanına gittiği bir günde Leyla onu aşık olduğunu anlar. Ve ona bu aşktan vazgeçmesini söyler. Pusat bu aşktan vazgeçmenin tek yolunun kendisini yani Leyla’yı sevmesi olduğunu söyler. Leyla’da buna izin verir.
Şeref akşam eve geldiğinde oğlu Tosun’ un annesinin ağladığını söyler. Zira Ayşe artık Pusot’ un vaziyetinden umudunu kesmiştir. O gece Pusat evde intihar eden arkadaşı Şefle konuşur. Şeref ona yüreğinin kanadığını söyler. Sebebinin ise selimin Güntülü’ye duyduğu ilgi olduğunu anlatır. Sabah olunca evde kan izleri vardır. Bu da Selim’ in gece olan olayın gerçek olduğunu anlamasını sağlar.
Yine bir gün Selimle Ayşe dolaşırken Güntülü ve annesine rastlarlar. Güntülü onları evlerine davet eder. burada Güntülü ile Selim arsında bazı tartışmalar olur. Selim akşam eve geldiklerinde bu sefer Güntülü’nün hayali ile konuşur. Güntülü ona Selimin masası üzerinde bulunan Şerefin resmi yerine Kendi resmini koymasını söyler. Şeref isteneni yapar.
Ertesi akşam Şeref meyhanededir. Orada bir hayli içtikten sonra Güntülü’nün evine gelir. Eve girmek ister. Ama Şeref yine belirir ve ondan uzak tutmak ister ve kendisinin bu yüzden Selim’le dostluğunu bozulacağını söyler. Selim eve gelir. Ertesi sabah şerefin masadaki resminde daha önce olmayan gözyaşları vardır.
Selimin Güntülü’ye ilgisi günden güne artar. Selim bundan kurtulmak için çok içki içer. Artık evde Ayşe ile birer yabancı gibidirler.
Bir gün oğlu tosun ona bir mektup verir mektubun içinde Selim’ in Güntülü’ye yazmış olduğu şiir vardır. Güntülü bu mektubu geri göndermiştir. Selim daha sonra bu şiiri Nurhan ve Aydolu’ nun da okuduğunu öğrenecektir.
Yine Selim’in içkiyi çok kaçırdığı bir akşam kapı çalınır. Kendisine bir mahkeme celpnamesi gelmiştir. celpnameye getiren Yek’ ti ve onu büyük mahkemeye aşk suçundan çağırıyordu. Bu mahkemede yine olağan üstülükler yaşanır. Hakim Tanrı’ dır. Ve Selim Güntülü ‘ yü severek işlediği yasak aşktan yargılanır. Cebrail, Mikail, İsrafil, peygamberler ileri gelen Türk hükümdarları ondan davacı olurlar. Onu savunan tek insan annesidir. Ve kara alarak Selim’ in suçsuzluğunu ispatlayabilmesi için Temuçin, <Cengiz Kaan’ın ordusundan bir bahadırla dövüşüp onu yenmesi şartı getirilir. Selim ve Bahadır Çamlı koru’ da karşılaşırlar. Dövüşü Bahadır kazanır. Selim yaralanır ve yere yığılır. Uyandığında hastanededir. Burada 6 gün kalır. Hastaneden çıkınca prenses Leyla’nın evine gider. Fakat Leyla gitmiştir. Yerine kimse bilmez.
Ayşe akşam okuldan eve gelir. Tosuna babasının nerede olduğunu sorar. Tosun babasının gittiğini ve kendisinin subay olunca döneceğini söylediğini anlatın.
Roman 30. Bölümde sona erer. 31. Bölümle okulda bulunan 3 kızdan bahsedilir. Bunlardan Ülker adlı kız romanın başında anlatılan Uygur hikayelerindeki kahraman Burkay’ ın soyundan gelmektedir. ve bazen Burkay’ ın sesini işitmektedir.

MEKAN:

Romandaki olayların geçmiş olduğu mekanlar sınırlıdır. Bu mekanlar daha çok kapalı mekanlardır. Bu mekanların başında Pusat’ ın evi gelmektedir. Açık mekan olarak sayabileceğimiz Çamlı koru ve huzur Çayhanesi vardır.
Bu mekanlar sadece isim olarak geçmektedir. Mekanın nasıl olduğu hiç anlatılmamıştır. Sadece çamlı koruda mezarlık olduğu söylenmiştir.
Romanda mekanın kişiler üzerinde etkisinden de bahsedilemez. Romanda olayın az olması mekan üzerinde fazla durulmamasını sağlamıştır
ZAMAN
Romanın zaman diliminin tam olarak tespit etmek güçtür. Roman içinde zamanla ilgili belirgin ibareler yer almamaktadır. Fakat romanın başında Ayşe’nin tekrar öğretmenliğe başlaması ve sonda mezuniyet töreni gibi ifadelerden romanın zamanının bir yıl olduğunu anlıyoruz.
Zamanda geri dönüşler vardır. Özellikle 4. Bölümde zamanda üç yıllık bir dönüş yapılarak Pusat’ un ordudan ihracı ve Ayşe’nin yaşadıkları anlatılmıştır. Ve romanın bazı bölümlerinde 2-3 bin yıl önceki olaylara dönülerek hatırlatmalar yapılmıştır. Aynı zamanda romanda zamanda kopmalar vardır. Pusat belirli bir zaman dilimindeyken bazen kendisinin de anlamadığı başka bir zaman dilimine geçer.
BAKIŞ AÇISI VE ANLATICI
Romandaki olaylar her şeyi bilen ve gören hakim bakış açısı ve anlatıcısı tarzında anlatılmıştır. Bu bakış açısı şahıslar üzerinde ve olaylar üzerinde yorum yaparak vak’ ayı daha belirli hale getirmiştir.
ŞAHIS KADROSU
Romanın şahıs kadrosunu birinci dereceden etkili ve ikinci dereceden etkili kişiler olarak iki gruba ayırabiliriz.
Birinci dereceden etkili kişiler; Selim,Pusat,Güntülü,Ayşe, Leyla Mutlak, Şeref,Yek.
İkinci dereceden etkili kişiler; Tosun, Aydolu, Nurhan, Osman Fişer olarak alabiliriz.
Ayrıca romanda hayal mi gerçek mi olduğu bilinmeyen kişiler vardır. Bu kişiler genelde Selim Pusat’ ın içkili olduğu zamanlarda karşılaştığı kimselerdir. Bunlar arasında Türk dünyasının ileri gelenleri vardır.
Şimdi sırasıyla bu şahısların üzerinde duralım
Selim Pusat; Pusat bütün ömrünü askerlik mesleğine vakfetmiş bir yüzbaşıdır. Biz onu romanda kralcı sisteme bağlı oluşundan dolayı ordudan ihraç edilmiş bir subay olarak buluruz.
Selim Pusat’ın hemen her şeyi askerlik mesleğidir. Onun için dünyanın en kutsal mesleği budur. Öyle ki gerek Ayşe ile girmiş olduğu tartışmalarda gerek diğer kişilerle girmiş olduğu tartışmalarda hep askerliği üstün tutmuştur.
Selim Pusat’ın inanç konusunda ciddi sorunları vardır . o manevi olan hiçbir şeye inanmamaktadır. En büyük isteği Mete’nin ordusunda bir subay olabilmektir.
Selim Pusat’ ın askerlik mesleğine neden bağlı olduğunu ve kralcı sisteme bağlılığını romanının son bölümlerinde yapılan mahkemeden de anlarız. Bu mahkemede Selim Pusat tanrının dahi bazı sözlerine itiraz ederken Türk dünyasının ileri gelen komutanlarına tam bir teslimiyet içindedir.
Selim pusat askerlik görevinden atıldıktın sonra suskun dünya ve insanlardan nefret eden bir kişiliğe bürünmüştür. Evde bütün zamanını harp kitaplarını okuyarak geçirmeye başlamıştır. Selim Pusat’ ın bir yönü de şair oluşudur. Romanda onunu Güntülü’ ye yazmış olduğu bur şiir de bulunmaktadır.
Ayşe; Ayşe Selim Pusat’ ın eşidir. İyi bir edebiyat öğretmenedir. Fikir açısından Selim Pusat’ ın zıttı bir tip tir diyebiliriz.
Ayşe; eşinin ordudan atılmasından sonra eşini tekrar kopmuş olduğu dünyaya bağlamanın yollarını aramaktadır. Bu uğurda eşenin kendisine yapmış olduğu hakaretlere bile katlanmıştır. Ayşe; Selim Pusat’ ın kralcılık fikrinin diyetini ödeyen en önemli kişidir. Roman boyunca Selim Pusat’ ın hayatı bağlamanın yollarını arayacaktır.
Güntülü; Ayşe’nin öğrencisidir. değişik bir kişiliği sahiptir. Selim Pusat’ ın geçmişi ile .ilgili söyledikleri ile Pusat’ ı şaşırtır.
Kendince Mete zamanında bahadırların kendi nişanlılarına ok atması sınavında ok atılmayanlardan birisidir. Ve 2 bin yıllık bir geçmişi vardır. Selim Pusat onu çok vahşi bulmaktadır. Bu kızda vahşi ve hırçınlığından ileri gelen bir çekicilik vardır. pusat bu kıza aşıktır. O bir anlamda Selim’ in Mete’nin ordusundan atılmasına sebep olan kızdır.
Ayrıca Güntülü edebiyatta olan başarısıyla da Ayşe öğretmenin dikkatini çekmektedir.
Şeref; selim Pusat’ ın arkadaşıdır. Selim’ le birlikte ordudan atılmış ve intihar etmiştir. O da Selim gibi asker ir kişiliktedir. Romanda gerçek mi, değil mi olduğu anlaşılmayan bazı olaylar vardır. Bu olayların bazılarında Şeref Pusat’ la konuşur. Ve onu Güntülü hakkında uyarır.
Leyla Mutlak; Leyla mutlak kanuninin soyundan gelen bir prenstir. O da kralcı sisteme inanmaktadır. Fakat onun derdi tekrar bu sistemi getirmek değil asıl ismi olan Hanzede’ yi kullanabilmektir. Leyla Mutlak’ ta Ayşe’nin eski öğrencilerindendir. Ve Selim Pusat’ ın Güntülü aşkına karşı gelenlerdendir.
Yek; Kambur, topal biridir. Romanda değişik yerlerde ansızın belirir. Tam olarak kim olduğu bilinmez. Kendine göre Leyla Mutlak’ ın tahta geçmesi için çalışmaktadır.
Olağan üstü bir kişiliktir. Hep olmayacak zamanlarda o vardır. Pusat’ la ilgili her şeyi bilmektedir.
Yek bir anlamda Selim’ i kamçılayan merak unsurudur.
İkinci derece etkili şahıslar roman da silik kalmıştır. Mesela Ayşe ile Selim’ in oğlu olan Tosun bir iki bölüm dışında pek anılmamıştır. Diğer kahramanlar da dekor özelliğindedir.
Roman alışılmış roman kurgusunun bir hayli dışında bir yapıdadır. Roman kişilerinde sürekli bir reankarnasyon özelliği vardır. Çoğu daha önceki yüzyıllardan izler taşımaktadır.

Kaynak: Ruh Adam


Ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin…

Yazmış kaderin: Aşkıma ömrünce esirsin!

Aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin.

Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın…


Ruh Adam, Türk edebiyatında pek alışılmamış çeşitte bir romandır. Müellifin tarihi romanlarını okumuş olanlar, tarihi bir roman gibi başlayan bu eserin öyle olmadığını görecek, sayfalar ilerledikçe kendilerini aşırı bir sembolizmin içinde bulacaklardır. Ruh Adam, kendi nefsi ile mücadele eden bir insanın macerasıdır. Edebi-ruhi tahlilini yapanlar, eserin hakikaten bir roman mı, yoksa yaşanmış bir hayat mı olduğunu kestirmekte hayli tereddüde düşeceklerdir..


Kaynak: Alıntılar

Lord 06 Temmuz 2015 20:33

Cevap: Atsızca.
 
Niçin seversin Güntülü?
…
Sevginin niçini olmaz ki efendim… Düşünsem belki makûl bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakikî sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim.

Ruh Adam / Hüseyin Nihal Atsız

Lord 07 Temmuz 2015 23:33

Cevap: Atsızca.
 
"Ey Genç Türk Kızı, yarının mutlu ve büyük Türkiye’sini kendine ülkü edinen insanlar senin gücüne, senin inancına, senin desteğine muhtaçtırlar. [...]
Ey genç Türk Kızı, istedikten sonra her şeyi başaracağına inanıyorum. Çünkü: “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.†"
Hüseyin Nihâl Atsız

Lord 07 Temmuz 2015 23:33

Cevap: Atsızca.
 
“Türk olmayan gider†diye ilk söyleyen Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’dır. Ben onu te'kid etmiş oluyorum. Ona da meydan okusanıza… Ama kızıl Kürt’te o yürek nerede? Türkiye’yi parçalamaya kalkıştığınız gün nereye gönderileceğinizi göreceksiniz. Yeter ki o gün gelsin…
Hüseyin Nihâl Atsız

Lord 07 Temmuz 2015 23:38

Cevap: Atsızca.
 
"Bu toprağa nasıl dersin kara bir ölü
Ki bağrında bütün şanlı ecdat gömülü. "

Lord 08 Temmuz 2015 21:06

Cevap: Atsızca.
 
atsızlığı nam eden yiğitlerim atlansın;
kor taşıyan avuçlar,pas çözsün,pusatlansın!
yıkılsın ergenekon; yurtlarım azatlansın!

hainlere kargışlı,kahpe acun dar olsun!
"vaktiyle bir atsız varmış"; var olsun!

ayzıt yarenlik etsin,kurt doğursun almıla,
demir yığan,vade az,koşsun atam irkıl'a,
ozan çuçu söyleye,gök çöke yer yıkıla,

bay kılınsın budunum,kalanı bizar olsun!
"vaktiyle bir atsız varmış"; var olsun!

sançar bas kahkahayı,çınlat tanrı dağı'ndan,
kara kağan gafleti,az bu gaflet çağından,
"kurtkaya elini çöz",çık sürgün otağından,

"kanlı sınır boyları yağıya mezar olsun"
"vaktiyle bir atsız varmış"; var olsun!

deli kurt çakır alsın, gökçen'i terkisine,
açığma-kün kul olsun, burkay'ın kargısına,
i-çing katun delirsin, kürşat'ın korkusuna

"hayat çelik kollarla atılan bir zar olsun",
"vaktiyle bir atsız varmış", var olsun!

geçmesin geri gelen bir mektubun yarası,
selim pusat sorgusu,bir mektebin sırası,
yurt olmaya yetmesin iki kutbun arası,

atam'a süngülerim, kılıçlarım yar olsun,
"vaktiyle bir atsız varmış", var olsun!

bozkurtlar diriliyor,ey kutlu atam atsız,
yolların başıdır bu; onun için pusatsız,
bir işimiz hep yarım! yapılmıyor kürşat'sız!

ve katında ona da kırk ayrı selam olsun,
'vaktiyle bir atsız varmış', var olsun!

anılmadan yaşarsın ve bilmeden acımı,
belirsiz mezarlarda bir "tabutluk" geçimi,
-ki bugünün erleri, iyi görsün öcümü,

böyle düzen, böyle çağ, böyle devran kahrolsun,
"vaktiyle bir atsız varmış", var olsun!

sen ömründe bir kere,bir kere sevinirken,
tanrı yolu uzaktır! biz sıkı giyinirken,
ve demirdağ bir daha,bir daha delinirken,

mezar taşımız yastık,yorganımız kar olsun,
"vaktiyle bir atsız varmış", var olsun!


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:52.

Powered by vBulletin® Version 3.8.9   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.

Site kurucuları: Damla ve Meltem