![]() |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. Senli bir yokluk benimkisi. Sen gidiyorsun ama Bende kaliyorsun Cunku ben senim Sen giderken kendini de olduruyorsun Sanki o sen ondan ayrilirsan yine forumlara Girersin derken bilmisti Yada ben ahmet kayadan Ayriligin hediyesine eslik ederek Cagirmistim ayriligi. Ama bak hala bendesin Sesindeki huzne yar edindim kendimi Ve sen en guzel yar'a oldun bende. Bugun babam golgesini Cekebilirdi her an. Terkedebilirdi bizi. Sana diyemedim. Gitme dedim. Sana cok gitme dedim turuncu geminin kaptani. Yine sanki bilmis gibi Bir Ahmet Kaya sarkisinda dedigi gibi Gozum.yasariyor Yuregim.kaniyor OLMASAYDI SONUMUZ BOYLE .... |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. Ah be gunluk. Yasiyorum ama bildigin gibi de degilim. Bitki gibiyim. Gulemiyorum. Zaten gulsem.egreti durur. Yuzum bana ait degil sanki. Hayalet gormus gibiyim Nedense kirec gibi. Öldüm mü dersin bu yokluk ondan midir? |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. Sen yine de sor beni Nasilsin de Ben iyi olurum... |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. Biraz değiştim, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar Değiştim Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum, Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni Ben benimle savaşıyorum, Seninle değil Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın, ne kazanabileni ne de kaybedeniyim Sorun değil Elbet Alışırım Biraz alıştım. Her şey kadar, her kez kadar, sen kadar Alıştım! Varlığını istemediğim tüm eksik yanları Ve çokluğunu da, yokluğunu da istemediğim iki arada bir derede duyguya alışıyorum Bir yanım bırak diyor bir yanıma Kesin değil! Henüz tanıştık Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha Samimi değil Bir hayli kırıldım Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım Aslında ne sana, ne olanlara Kendime kırgınım!.. Maziye hiç değil, âna kırgınım Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna Bir hayli kırgınım Beni ben kırdım oysa İyi değilim. Galiba yoruldum Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar Kalbime, kalbimi kanıtlamaktan Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum!.. Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum. Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık Ki Seni sorgulamamasını nasıl beklerim?!.. Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı Sana bakan yanımsa toprakla aynı Hıh! Ne yaparsan yap, gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin! Gözlerim yorgun Dudaklarım, dudaklarım hissiz Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır Sarılmadan geçip giden uğurlamaların, kavuşmaları hep beklentisiz Söyleyemediklerini söylesende şimdi Sesine aşina yanım, onca sessizlikten sonra artık sağır! İsteyerek değil Çok çalıştım Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkiye Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen Daha öncede gitmiştim Çok çalıştım Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı git izine Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine Ve bende bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için Çok çalıştım Daha öncede gitmiştim Kendi isteğimle Anladım ki daha önce sevmemiştim! Çok çalıştım inan Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye Her defasında daha da tozlanan canımı kırmadan korumaya Ve alışmaya kendime Bu göz gözü görmez dumanlı halime Çok alışmaya çalıştım hem de Tanıştım seninle doğan yanımla da, ölen yanımla da Birini yaşattım! Yaşatıyorum da hala Ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da Yorulmak, dinlenmekten geçmiyor An be an çöküyor, insanın içindeki güç Işığı sönüyor Beyaza dönüyor rengi git gide Hissizleşiyor Ne yormak istedim Seni, Nede yormak kendimi Çok çalıştım Gitmeye de kalmaya da İkisi de aynı acı, ikiside rezil Daha öncede gitmiştim Ama böyle kalarak değil Böyle kalarak değil Can Yücel - Biraz Değiştim |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. değiş sırf yazmak olsun diye biraz. biraz da şaşkınlıktan. dün gece bir şeyler karaladım. ara ara yazdığım saçma bir şey var kendi kendime. son yazdığım paragraf şuydu: Ellerimizi uzattık, memnun olduk. Güldürdük sonra birbirimizi, ikinci çaylarımızı isterken şekerli çay içtiğini fark ettim sonra. Oradan belliydi bir maraz çıkacağı. Aşklar ya karşılıklı aynı anda aynı yöne doğru çay karıştırırken ya da şekerleri garsona aynı anda geri verince başlar çünkü. Gerisi yalan. Gerisi yalan dolan." bugün, akşamüstü işbu blogpost'u görüp bir blogum olduğunu hatırlayınca açtım blog'u, geriye doğru bakındım biraz. bundan tam bir yıl beş ay önce şöyle yazmışım: "insan birine nasıl aşık olduğunu çok saçma anlarda fark ediyor. mesela ben bir keresinde çayı karıştırırken fark etmiştim. çayı şekersiz içerim, hayatta en özlediğim seslerden biridir çay karıştırma sesi. başka, saçma, müthiş armonik bir melodi bence. çay içiyorduk şimdi yıkılmış çay bahçelerinden birinde. anlatırken gözüm eline, kulağım çay karıştırma sesine takılmıştı. mideme bir yumruk indi sanki. öyle işte. resmen yalancılık. |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. hayata genellikle ben topu ayağımdan çıkarayım da o düşünsün diye baktığımdan, bu kadar çalım beni pek yoruyor. |
Cevap: Şimdi Saat Sensizliğin Ertesi.. Babasının arabasını apartmanın otoparkına girdiğini görmüş gibi, eve dönerken babasının arabasını kapının önünde görmüş, evde onu beklediğini hemen bilmiş gibi sevdi onu. Babası yoktu, onun yerine onu koymuştu. Kapıdan babası girdiğinde ona sarıldığı gibi sarılıyordu ona. Şefkatle, o biçimsiz sevgiyle karmakarışıktı. Aşık gibi, değil gibi, ondan sadece şefkat bekler gibi,ona şefkat göstermek ister gibi sevdi onu. Gözlerine her baktığında yeterince sevemediğini düşündüğü babasını gördü. Hiç gösterememişti ona onu ne kadar çok sevdiğini, yani hiç sözcüklere dökememişti. Başkalarına hep derdi babamı çok seviyorum diye de babası hiç bilmezdi onun babasını ne kadar çok sevdiğini. Sevmek ayıpmış gibi, sevdiğini söylemek ayıpmış gibi hiç söylemedi. Sonra babasının yerine başka adamları koydu, onları sevdi, onlara onları sevdiğini söyledi, babasını anlattı, babasını ne kadar çok sevdiğini, babasına sarıldığında dünyaya sarılıyormuş gibi hissettiğini anlattı, ama babasına hiç bunu anlatamadığını anlatamadı. Sonra babası öldü, o öldüğünde ona ancak söyleyebildi onu ne kadar çok sevdiğini, her sarıldığında canına sarıldığını, her kız çocuğu gibi ilk babasına aşık olduğunu, her seviştiği adamı babasına benzetmeye çalıştığını. Babası onu çok seviyordu. Işin kötüsü, o da bunu annesinden duymuştu. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:13. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.
Site kurucuları: Damla ve Meltem