Forumunuz.Com

Forumunuz.Com (https://www.forumunuz.com/)
-   Üye Günlüğü (https://www.forumunuz.com/uye-gunlugu/)
-   -   Bilinç ve Ruh Bileşkesi (https://www.forumunuz.com/uye-gunlugu/943-bilinc-ve-ruh-bileskesi.html)

Asrevya 05 Şubat 2015 19:40

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 

Kuyuya Bismillah!
Zindana Bismillah!
Karanlıktan aydınlığa çıkaran duaya, hüzün ile semaya ağan ruha Bismillah!
Ey kalbin üzerinde titreyen hüzün !
Acıya Bismillah!
Ateşe Bismillah!
Gözyaşına Bismillah!


Nazan Bekiroğlu



Asrevya 05 Şubat 2015 19:42

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 


Hayatı yaşayarak bilmek

Bilmeden yaşamaktan iyidir



(Alıntı)



Asrevya 07 Şubat 2015 03:03

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 
Birbirimizin imtihanıyız.
Sorular eşit dağıtılmış. Bizim, dert edindiklerimiz farklı..


İ.Tenekeci


Asrevya 07 Şubat 2015 03:05

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 

Sahip olunması zorunlu tek şey var:
Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh !!!

Nietzsche


Asrevya 07 Şubat 2015 03:06

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 

Bir kelimedir bizi yollara düşüren: ÖNCE İNSAN

Hayatın ve zamanın ruhuyla bilenmişliğimizle bütün kadim öyküleri demleyen bir kelime.
Yüreklerimize her dem uçsuz bucaksız bir gökyüzü esenliği veren.

Yürürken de onurlu, düşünürken de erdemli ve ayaklanırken de duruşumuza direngenlik katan bir kelime bu;
yeryüzünde ‘insan’ı tarif edişin çok boyutlu imgesi:
gönlümüzde taşıdığımız derinlik.
Ki emanete,sadık kalmışlığımızla ölçülecek özgürlüğümüz.

Herkesin birbirine benzeşmeye başladığı, sıradanlaştığı ve varoluşumuzu sağlayan değerlerin buharlaştığı bir zamanda içimize doğru bir yolculuğa çıkmanın işaret taşlarını dikmek.

Ferhat Kalender



Asrevya 07 Şubat 2015 03:07

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 

Sokakların bile ayartılabileceğini, kentinse cerahatleşebileceğini,
çapul ve talanın ve ihanetin alkışlanabileceğini
bilemeyecek kadar gençtik.
Gençliğimiz avucumuzda mumdu; uysal ve titrek!

Oysa her gece Buraklara binip uzaklara giden bizdik.
Sesimiz yediveren gülleri, hanım elleri ninnilerimizdi.
Bol acılı romanlardan geçerdi çocuklar; ne çok kovulmuş kapılardan ne çok arabesk. Sermayemiz gülümsemekti.

Çekerdik üstümüze gecenin karanlığını. Telde kalırdı uçurtmamız, bilyelerimizse hep kayıp. Her gece bozguna çıkar, marş söylerdik.

Dua küçük ellerimizin uzak ülkesiydi.

Biz, o zaman ölen her yavru kunduzun geçkin bir kadına kürk olacağını bilmeyecek kadar temizdik. Gölgesine pençelerini takmış kentte adresimiz; hurma gölgesi, kullanılmamış çöldü. Korkularımızı son giden trenle göndermiştik. Bizden sorulurdu duvarlar ve sokaklarda habere volta büyütürdük. Yıkılan duvarlara yazı olurduk şehir kustukça bizi.

Her sözümüz devrimdi, her bakışımız militan.

/ aç çıplak ve susuzdum. Anama söylemedim. Yorgun ve uykusuzdum, bunu da. Vurulup düşerdim bir devin kalkışı gibi…/

Kandan geçti yolumuz ve konduk bir ateşin kıyısına. Mecnunlarla okundu ve ezberlendi adımız. Ama biz korkulu kalabalıklardan kalbimize yol bularak gererdik yumruklarımızı hor görülen bir hayatı yaşamak için.

İsyan önsözümüzdü.

Düşler ve kement sürekli boynumuzu sorgulardı. Mahcuptuk bakarken tarihe, tarihse silikonlu pazılarını şişirerek; tebama söyleyin, asmasın şehzadeyi musa’nın asasına, derdi.

/ devasa bir masalın ortasında kelebeğim, ateşle sınanan.

Sonrası eylüldür, eylülse hüzün… konuşamam. Vişne çürüğü bir akşamdı vuruldum.

Ölüm ilanıyla girdim adresini yitirdiğim şehre; talan edilmiş panayırda herkes figüran, börtü böcek, ıvır zıvır…/

Doğulu olmak yalnızlıktır. Bunu geç anladım. Talandı bu ters asılmış levhalar. Bozgun çığlığı, uzak acılar. Söz makas değiştirdi. Onur sözcük cehenneminde muğlak bir takı. Kumsala düşen cenin yeşermiyor, bakışımız yorgun. Kaybetmiş gökyüzünü her şey puslu ve özensiz. Dostluklar yanılsamadan ibaretmiş, bulmuyor adresini saf yürek göndermeler.

/ ben ki çırılçıplak bir yürek kesilmiş ellerimle umutsuzluğun gırtlağına sarılıp unutturduğunuz isimlerden geliyorum. Yüreğimi kınından çıkarıp size adıyorum. Ben ki sizin için okudum ezberledim içimi…/

Sımsıcak alın terimiz yarınlar kadar.

Adımlarımız korkusuz. Başımız dik, onurluyuz. Duruşumuz bembeyaz.
Ay şafağa yakın sönmeden, kuşlar uyanmadan, çiçekler açacak baharımıza.
Anılarımıza kayıtsız kalacak kadar yorgunsak, terimizi soğutmayacak kadar süvariyiz.
Ölüm dur ihtarına uymayacak kadar diridir; elveda karanlığa.
Sımsıcak dualarla adıyoruz ruhumuzu rüzgâra.
Selam ey özgür menekşesi dağlarımızın. Bir günlük tanrısını yiyen çocuklardan ammarlar çoğaltan yâr!


/ yüreğim habire toprağın damarlarını zorluyor. Saçlarıma kar yağsa da ben bu yürekle ısınırım./


Ahmet Usta



Asrevya 07 Şubat 2015 03:09

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 

"Her gönül bir tek sevgiliye muhtaçtır aslında ,
Ne var ki kıblesi yanlıştır, bulduğunu sandığı şey gerçekte aradığı şey değildir ,
Kimisi bir gözleri ahuya zebun , kimisi bir güzel yüzlü güzele meftun , kimisi bir ceylan bakışlıya mecnundur ,
Bazısı dünyaya kanmış, bazısı da hayal alemini gerçek sanmıştır,

Oysa her biri bir tek sevgili tarafından sınanmıştır.



Alıntı



Asrevya 08 Şubat 2015 02:15

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 

Asrevya 11 Şubat 2015 16:22

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 


''Mutluluk için istediğin şartları bulamayınca,
Bulduğun şartlarda mutlu olmayı bilmelisin.''

Gabriel Garcia Marquez



Asrevya 13 Şubat 2015 07:38

Cevap: Bilinç ve Ruh Bileşkesi
 


Marifet; can için sevgili aramak değil
Sevgili için can taşımaktır ...

Hz. Mevlana


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:32.

Powered by vBulletin® Version 3.8.9   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.

Site kurucuları: Damla ve Meltem