İki yahudi ortak olup kumaş ticareti işine girmeye karar vermişler. adamlar malum ticaret erbabı piyasayı yoklamışlar sormuş soruşturmuşlar. haki renk kumaşların o yıl çok revaçta olacağını öğrenmişler. ellerinde avuçlarında ne var ne yok hepsini döküp çevrelerindeki bütün haki renk kumaşları toplamışlar. toplamışlar ama kumaşlara hiç talip çıkmamış. derken yahudi arkadaşlar dükkanda sinek avlarken omzunda galaksi bulunan bir asker bu iki ortağın dükkana gelmiş. ordu adına geldiğini haki renkli kumaş aradığını söylemiş. bizim ortaklar kumaşları göstermişler. komutan gayet memnun bir şekilde:
- bide bu kumaş örneğini üst merciler ile görüşeyim. eğer yarın öğlene kadar mektupla bildirmez isem tüm kumaşları alacağız. almayacak olursak en geç yarın on ikide haberiniz olur. demiş ve çekmiş gitmiş.
ertesi gün ortaklar heyecanla dükkanı açıp beklemeye başlamışlar. saat on ikiye yaklaştıkça gelen giden yokmuş. ortakların yüzleri gülmeye başlamış. tam on ikiye beş kala postacı köşeden gözükmüş ve bunların dükkana yönelmiş. iki kafadarın tüm hayalleri suya düşmüşken ortaklardan simon postacının getirdiği zarfı almış ve elleri titreyerek açmış. heyecanla ortağını bağırmış:
-müjde moiz baban ölmüş.
Kimse sınanmadığı biɾ günahın masumu saymamalı kendini.