Hanefî mezhebi Irak'ta doğmuş ve Abbâsîler devrinde Ebû Yûsuf'un
"kadılkudât" (baş kadı) olması ile devletin başlıca fıkıh mezhebi haline gelmiştir.
Hanefî mezhebi bilhassa doğuya doğru yayılarak Horasan ve
Mâverâünnehir'de büyük bir gelişme göstermiştir. Pek çok Hanefî fakihi de
buralardan yetişmiştir. Abbâsî devri sona erince yayılma durmuşsa da Osmanlı
Devleti’nin kurulması ve bu mezhebi ülke genelinde hukukî istikrarı
ve yargı birliğini sağlamak maksadıyla âdeta devletin resmî mezhebi olarak
benimsemesi üzerine etki alanı yeniden genişlemiştir. Bugün Türkistan,
Afganistan, Türkiye ve Balkanlar’da Hanefî mezhebi çok yaygındır. Diğer
36 İLMİHAL
mezhep mensuplarının pek az bulunduğu Hindistan'da ve Pakistan'da ise
Hanefî mezhebinin tek mezhep olduğu söylenebilir.
Mâlikî mezhebi, fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ikincisi olup,
büyük hadis ve fıkıh bilgini Mâlik b. Enes'e nisbet edildiği için bu isimle
anılmıştır. İmam Mâlik b. Enes, 93 (712) yılında Medine'de dünyaya geldi.
Orada yetişti. Medine o dönemde, Peygamber'in hadisleri ve sahâbe ve
tâbiûn fetvaları bakımından bir merkez idi. Mâlik b. Enes böylesine zengin
bir ilim atmosferinde eğitim öğretim gördü. İbn Hürmüz, İbn Ömer'in âzatlısı
Nâfi‘, İbn Şihâb ez-Zührî, Yahyâ b. Saîd gibi tanınmış tâbiûn bilginlerinden
hadis ve fıkıh dersleri aldı. Olgunluk çağına gelince, Medine'de Mescid-i
Nebevî'de ders ve fetva vermeye başladı. Döneminde Medine fıkhının imamı
olarak tanındı, etrafında geniş bir ilim halkası oluştu, öğrenciler yetiştirdi ve
179 (795) yılında vefat etti.
Öğrencilerinin rivayetlerinden ve mezhebin usulünü yazan âlimlerin ifadelerinden
İmam Mâlik'in hüküm istinbatında kitap, sünnet, icmâ, sahâbe
kavli, örf ve âdet delilleri dışında kıyas, istihsan, mesâlih-i mürsele, sedd-i
zerâi‘ gibi fer‘î delillere de başvurduğu anlaşılmaktadır. İmam Mâlik'in fıkhının
en belirgin özelliği, Medine halkının uygulamasına (ameli ehl-i Medîne)
çok önem vermesidir. O haber-i vâhidi kabul için, bu haberin Medineliler'in
ameline muhalif bulunmamasını şart koşmuştur. Ona göre, Medineliler’in
ameli mütevâtir sünnet mesabesindedir. Zira İmam Mâlik zamanındaki Medine
tatbikatı, Hz. Peygamber döneminden tevâtür sayısının çok üzerinde
topluluklar aracılığıyla intikal ettirilmiş uygulamalardır. Hz. Peygamber yaklaşık
on yıl onların içinde yaşamış, onların örf ve âdetlerini görmüş, İslâm'ın
ruhuna aykırı olanlarını ilga etmiş, bir kısmını düzeltmiş, diğer bir kısmını
da olduğu gibi bırakmıştır. Şu halde bu uygulamanın (amelin) mütevâtir
sünnet mesabesinde sayılması gerekir.