Ahmed b. Hanbel ibadet ve muâmelât konularında iki ayrı usul benimsedi.
İbadet konularında naslara ve Selef’in eserlerine sımsıkı sarıldı. Delilsiz
hüküm vermekten sakındı. Muâmelâtta da yine Selef’in yolu olan, bir şeyin
haram veya helâl olduğuna dair naslarda delil yoksa o mubahtır prensibine
sarıldı. "Eşyada aslolan mubahlıktır" prensibini Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîler de
benimserler, ancak Hanbelîler muâmelâtta daha belirgin biçimde serbestlik
taraftarıdırlar. Onlar mukavele serbestisini alabildiğine geniş tutmuşlardır.
Dinin haram kıldığı şartlar müstesna, bu mezhep ticarette tarafların istedikleri
şartları koşabileceğini hükme bağlar. Bu mezhepte nassa ve esere sıkı
sıkıya bağlı olmanın neticesi bir yandan ictihadla hüküm elde etme güçleştirilirken,
diğer yandan nassa dayanmadan bir şeye câiz değildir demeyi de
zorlaştırmıştır. Eşyada aslolan mubahlıktır kaidesi temel alındığı için mubah
ufku genişlemiş ve bu bakış açısı büyük ölçüde akidlere de yansımıştır.
Ahmed b. Hanbel'in çoğu müstakil veya mezhepte müctehid olan talebe
ve müntesipleri, onun görüşleri etrafında Hanbelî fıkıh ekolünün oluşmasını
sağlamışlar, önceleri Bağdat'ta doğan bu mezhep daha sonra diğer İslâm
bölgelerine de yayılmaya başlamıştır. Hanbelî mezhebinin usul ve özellikleri,
temelde Ahmed b. Hanbel'in metodolojisi ve fıkhî görüşlerine dayanır. Mezhebin
ayırıcı vasfı olarak re’y ve kıyastan çok âyet, hadis ve sahâbe kavli
gibi naklî delillere dayanması dikkat çeker. Mezhepte bir bakıma hadise
dayalı fıkıh anlayışı hâkimdir. Sadece fiilen karşılaşılan problemlere çözüm
üretilmiştir. Teknik anlamda tam bir fıkıh mezhebi değil, bir nevi hadis ekolü
olarak da görüldüğü için, Hanbelîliği fıkıh mezhepleri arasında saymayanlar
da vardır. Ahmed b. Hanbel'in, devrinde Şîa'ya ve diğer Ehl-i sünnet dışı
fikrî ve itikadî akımlara karşı mücadele etmesi, onlara karşı hadisleri ve geleneksel
din anlayışını (Selefîlik) savunmuş olması, onu devrinde Ehl-i sünnet'in
temsilcisi konumuna getirmiş, Hanbelîliğin fıkıh mezhebi olmasında
bu hususun büyük etkisi olmuştur. Ancak Hanbelîliğin fikrî ve fıkhî gelişiminde
yukarıda zikredilen tedvîn faaliyetlerinin yanı sıra İbn Teymiyye ve
öğrencisi İbn Kayyim el-Cevziyye'nin eserlerinin de büyük payı vardır.