Yugalar
Yugalar, kadim Hint kutsal kitaplarında söz edilen oldukça uzun siklüslerdir. Aşağıda bu siklüslerle ilgili Hint destanı Mahabarata'dan bir bölüm verilmektedir:
"O zamanlar evren şimdiki gibi değildi... Krita Yuga'da her şeyin farklı olduğu bir durum vardı, ve Treta Yuga'da ondan farklı bir durum vardı. Dvapara Yuga ile büyük değişiklikler oldu. Şimdiki Yuga'da ise, her şey küçülmüştür... İlahlar, evliyalar ve her şey değişmiştir.
"Krita Yuga (Kamil Çağ), adını o devirde tek bir din oluşuna borçlu. O devirde bütün insanlar kamildi, onun için dini ayin ve ibadetler yapmaları gerekmiyordu. Kutsallık o devirde hiç azalmadı ve insanlar hiç düşmediler. Krita Yuga'da ilahlar yoktu, ifritler, Yakşalar, Rakşalar ve Nagalar yoktu. İnsanlar ne aldılar, ne sattılar, zengin ve fakir yoktu, işçiliğe gerek yoktu, çünkü insanlar bütün isteklerini irade gücü ile sağlıyordu. En önemli fazilet dünyevi arzuları terk etmekti. Krita Yuga'da hastalık yoktu, yaşlanmak yoktu, kin yoktu, ne de kibir veya herhangi bir kötü düşünce, keder ve korku yoktu. Bütün insanlar en yüksek ululuğa erişebiliyorlardı. Evrensel ruh Narayana'dı, o beyazdı. O herkesin sığınağıydı ve herkes onu aramaktaydı. Kamil Çağ baştan sonuna dek insan benliğinin evrensel ruhla bağdaştırmasını içerirdi.
"Treta Yuga'da adaklar başladı ve dünya ruhu kırmızıya boyandı. Fazilet bir çeyrek azaldı. İnsan gerçekleri aradı ve dini törenler uyguladılar. İstediklerini vererek ve çalışarak elde ettiler.
"Dvapara Yuga'da dünya ruhu sarıydı. Din yarıya indi. Veda (bilindiği kadar Hindu kutsal kitaplarının en eskileri) Krita Yuga'da tek bir kitaptı, ama bu çağda dörde bölündü. Birçok kişinin bu dört Vedalar üzerinde bilgi sahibiyken, bazıları sadece üç, veya birini bilmekteydi. Zihin gücü düştü, Hakikat eridi ve arzular, felaketler ve hastalıklar geldi. Bunlardan dolayı insanların cezalardan geçmeleri gerekti. Günahların yaygınlığından dolayı bir çökme çağıydı.
"Kali Yuga'da (şimdiki zaman) dünya ruhu siyah oldu. Bu demir çağıdır. Sadece çeyrek fazilet kalmamıştır. Dünya kedere boğuldu, insanlar şerre dönmüşler, hastalıklar gelmiştir, bütün yaratıklar soysuzlaştılar, kutsal ayinler ters sonuç vermekte, her şey değişimlere girmekte ve birçok Yugaları yaşayanlar dahi [reinkarnasyon yolu ile] değişime tabi olmaktadır." (1)
Bu efsanelerde çağlar çeşitli renklere bölünmekteydi (sırasıyla beyaz, kırmızı, sarı ve siyah). Bu da beyaz, Kızılderili, sarı ve zenci ırklarının türeyişi ile ilgili bir doktrin sakladığını göstermektedir. Benzer çağ evrelerini içeren efsaneler de diğer Hint-Avrupa kökenli topluluklarda bulunmaktadır. Grek mitosları dile getirenlerden en eskisi Hesiodos çağları şöyle sıraladı: Altın Çağı (sarı), Gümüş Çağı (beyaz), Tunç Çağı (kırmızı ve Demir Çağı (siyah).
Yaklaşık 20 ciltlik Mahabharata'nın küçük fakat önemli bir bölümü içeren "Bhagavada Gita", kozmik siklüsler hakkında şöyle yazar: "Madde alemindeki en yüksek gezegenden en alçağına dek, hepsi sürekli doğum ve ölümlerin bulunduğu ıstırap mekanlarıdır. Ama benim mekanıma ulaşan için, tekrar doğmak yoktur, ey Kunti'nin oğlu, beşeri hesaplara göre bin çağ, Brahma'nın [Tanrı] tek bir gününüdür. Ve bu aynı zamanda bir gecesine de eşittir. Brahma gününde bütün canlı varlıklar meydana gelir ve gecesi düştüğünde her şey yok olur. Tekrar ve tekrar gün gelir ve varlıklar topluluğu harekete geçer. Ve tekrar ve tekrar gece düşer ve topluluk yok olur, ey Partha. Sonsuz başka bir mekan vardır. Orası, bu tezahür eden ve tezahür etmeyen madde mekanından üstündür. Orası yücedir ve hiç bir zaman yok olmaz. Bu dünyada her şey yok olunca, orası olduğu gibi kalır. O yüce hal, tezahür etmemiş ve kusursuz denilir. Biri oraya girdi mi, dönmez. Orası Benim yüce mekanımdır... Gökyüzünde nasıl rüzgar her yerde eserse, bütün kozmik tezahürat benim içimdedir. Ey Kunti'nin oğlu, bin çağın sonunda bütün maddi evren Benim bünyeme döner ve diğer bir bin çağlık döneminin başında, Ben kendi gücümle yeniden yaratırım (2)."
Hintliler kadim kozmik siklüslerini şöyle hesaplarlardı: Bhagavad Gita'da söz edilen 1000 çağlık dönümü Brahma'nın bir gününe eşittir. O halde, bir gün ve bir geceden oluşan dönem 2000 çağı içerir. Bu çağlardan her biri dört Yuga'yı içerir. Yugalar adlarını, Hindu üst sınıfını (kast) oluşturan Brahminlerin oynadığı bir oyunun zar yüzlerinden alır. Brinci Yuga, Krita zarın dört noktalı tarafını, ikinci Yuga Treta (Latince'de tres, Grekçe'de treis, Sanskritçe'de traya, üç anlamına gelir) zarın üç noktalı tarafını, üçüncü Yuga, Dvapara (Latince ve Grekçe'de Duo, Sanskritçe'de Dva, iki anlamına gelir) zarın iki noktalı tarafını ve dördüncü Kali Yuga da zarın tek noktalı tarafından adlarını alırlar. Ayrıca her Yuga'nın başında ve sonunda Sandhya ve Sandyansa denilen geçiş dönemleri vardır(3).
Dört Yuga'nın toplam süresi 12,000 "kutsal yıl"a eşit olup Mahayuga denilen bir süre/siklüs oluştururlar. Her "kutsal yıl" bildiğimiz yıllardan 360'ını oluşturur. Dolayısıyla bir Mahayuga 4,320,000 yıla eşittir ve Yugaların yıllara göre hesapları şöyledir:
Krita Yuga 4,800 x 360 = 1,728,000 yıl
Treta Yuga 3,600 x 360 = 1,296,000 yıl
Dvapara Yuga 2,400 x 360 = 864,000 yıl
Kali Yuga 1,200 x 360 = 432,000 yıl
Mahayuga Toplam 4,320,000 yıl
Eğer Berossos'un verdiği sayı günümüz değerlerine göre muazzam ise, Mahayuga'nın süresi bundan tam on misli daha büyüktür. Üstelik Mahayuga, daha büyük siklüsler içersinde bir birim oluşturmakta. Yine'de akademik çevreleri bu sayılardan çeşitli sonuçlara varmışlardır. 1822 yılında Mackay adında bir astronom Yugalar üzerinde uzun bir araştırma yaptı. Onların ilginç yanı 25,920 yıllık gök kubbe veya kutup dönüşü ile orantılı oluşudur. Bu gösteriyor ki Hindu astronomlar, yıllar önce ileri seviyede bilimsel verilere sahipti.
Hint hesaplarına göre biz şu anda Kali Yuga'da bulunmaktayız, bu nispeten karanlık çağı M.Ö. 3101 yılında başlamış. Bir Brahma günü veya Kalpa 2,000 Mahayuga'ya eşit olduğuna göre. Bir Kalpa 8,640,000,000 yıla eşittir. Bir "kutsal yıl" ise 3,110,400,000,000 yıla eşittir. Bir Brahma ömrü ise 100 "kutsal yıla" eşit olup 311,040,000,000,000 yıla eşittir. Bu süre dolunca, Mahapralaya denilen 100 Brahma yılına eşit bir uyku devri başlamaktadır. Bu devir bitince yine bir Mahavantara veya Mahakalpa başlamaktadır. Başka bir deyişle, modern bilimin de kabul ettiği gibi evrende Büyük Patlama ve Büyük Çekilişler ardarda gelmektedir.
Her Kalpa'da 14 Manu hükmediyormuş ve her Manu'nun 71 Mahayugalık 306,720,000 yıllık bir devri varmış. 14 Manu'nun hükmü 994 Mahayuga'dan oluşmuş 4,294,080,000 yılmış. 6 Mahayuga'dan oluşmuş devrelere de Sandhis denilmektedir (4). Bu süre 25,920 yıla eşittir. Bu da kutupların 25,920 yılda tamamladıkları devinmeye eşittir. Yukarıdaki sayıları ele alsak 311,040,000,000,000 = 25,920 x 12,000,000,000.
Hayatın ağıtını bilenler anlar ancak.
Değeri değere değen kavrar.
Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.