"Mecazi olarak değil, gerçekten biz kuklalarız, felek de kuklacı.
Varlık sahnesinde oynayıp durduk, sonra birer birer yine yokluk sandığına girip gizlendik!"
Ömer Hayyam (5)
Tufan ve Kıyamet
Kadim çağlarda periyodik olarak gelip giden tufanlar, felaketler ile dünya devre sonu üzerinde görüşler oldukça yaygındır. Nordik Kuzey efsanelerde evrensel kıyamet Ragnarök olarak bilinirdi. Heraklitus, Empedokles, Platon, Aristoteles düzenli aralıklarla biri sudan, biri de ateşten felaketlerin peş peşe geldiklerini inanıyorlardı. Platon dünyayı suya boğan ve Atlantis'in batışı ile sonuçlanan tufandan önce "ışıldayan" anlamına gelen Phaeton (6) gök cismin düşmesiyle oluşan ateş felaketi, ekpyrosis'i eserlerinde anlatıyordu. Aristoleles, "Protreptikus" adındaki kayıp eserinde (7) büyük seneyi oluşturan Magnus Annus'un (25,920 yıl) yaz ve kış noktalarında (solstis) felaketlerin oluştuğunu yazmıştı. Latince'de diluvium denilen bir su felaketinden sonra bir ateş felaketi gelirdir (konflagratiyo). Hint görüşünde, bu nispeten küçük felaket devreleri dışında, bir de dünyanın, güneş sistemin ve evrenin oluş ve yok oluşunu belirleyen daha büyük devinimler de olmaktadır. En sonunda dünyanın yok olması ile sonuçlanan kıyamet günü, Hint edebiyatında Samvartaka olarak adlandırılmaktadır. Hint kozmolojisine paralel olarak, Zerdüst'ün kurduğu Mecusilik'te Zervan Akarana sonsuz zaman anlamına gelir ve bunun bir Mahayuga'ya eşit olduğu söylenir (3).
Mezopotamya efsanelerine döndüğümüzde, Babil rahibi Berossos'un yazdığı tarihi kitabına göre halka ilk medeniyeti öğreten Oannes adında yarı balık yarı insan bir varlıktı (sembolik olarak balık burcu veya su elemanı?) ve ondan sonra 259,200 yıllık (29,200 x 10) bir devre geçti (8) ve bundan sonra 10 kralın hükmettiği 432,000 bir devir başlayarak tufanla sona ermişti. Bu on kralın hükümleri Tevrat'ta söz edilen, ilki Adem olan ve sonuncusu Nuh olan tufan öncesi on patriyark (kabile önderleri) ile ortak bir efsane ürünleri oldukları düşünülmektedir. Tevrat'ta bu önderlerin ömürleri için oldukça uzun süreler verilmektedir. Örneğin, önderler arasında ömrü en uzun olan Metuşelah'ın ömrü 969 yıl olarak verilmektedir. Aşağıdaki cetvelde Tevrat'a dayanarak her bir önderin bir sonraki öndere doğum verdiği yıl aralıkları verilmiştir. Bu şekilde Tevrat'taki verilere dayanarak tufan öncesi devrin 1656 yıl sürdüğü kanısı ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar bu süreler Berossos'un verdiği sürelere göre çok daha kısa ise, yine de bu verilerin insan ömrüne göre çok uzun olmaları bazı araştırmacıların bu verileri çeşitli usullerle küçültmelerine sevk etmiştir. Örneğin, bu yılların aslında aylar olduğu ortaya atanlar olmuştur. Ancak, Tevrat'ta bunlar açıkça yıl olarak verilmiştir ve zamanla, özellikle tufandan sonra insan ömrü kısaldığı belirtilmiştir. Örneğin Hz. İbrahim'in ömrü 175 yıl, Hz. Musa'nın ömrü 120 yıl olarak verilmiştir.
Assurulolog Julius Oppert'in (1825-1906) yaptığı hesaba göre (8), bu iki farklı cetveller birbirine orantılıdır. Sümerlerin Takvimleri 72 tane beş günlük hafta içermektedir (72 x 5 = 360). 72 x 360 ise, 25,920'e eşittir. 432,000 ise, 6000 x 72'e eşittir. Tevrat'ta tufan öncesi dönem için verilen 1,656 yıllık süre ise 72 x 23'e eşittir. Unutmamak gerekir ki, 72 yıl ekinoksların bir derece gerilemesinin (devinme) ve ayrıca kadimlere göre insan ömrünün normal süresidir. O halde 72 sayısı bu iki cetvelin ortak paydasıdır ve aralarındaki nihai orantı 6000'e 23'dür. İbrani takvimde bir yıl 365 güne eşittir ve 23 yıl artı 5 yıllık ekli yıl (sene-i kebise) 8400 güne ve 1200 haftaya (7 günlük) eşittir. O halde, 1656 yılda 86,400 hafta vardır (1200 x 72). Oysa Babil hesaplarına göre bir yıl 72 adet beş günlük haftaya eşittir ve her Babil yılı bir gün olarak ele aldığımızda, 432,000 günü beş ile bölerek 86,400 sayısını elde ederiz (9).
"Ya Rab, Sen bize mesken idin bütün devrelerde.
Dağlar doğmadan önce.
Ve Sen yeri ve dünyayı yaratmadan önce,
Ezelden ebede dek sen Allahsın.
İnsanı toprağa döndürürsün,
Ve: Ey Ademöğulları, dönün dersin.
Çünkü senin gözünde bin yıl
Geçen dünkü gün ve bir gece nöbeti gibidir."
Mezmurlar, 90:1-4, Hz. Davut,Kitabı Mukaddes
"Fakat ey sevgililer, şu bir şeyi unutmayın ki Rab'ın indinde bir gün bin yıl ve bin yıl bir gün gibidir."
II Petrus, 3:8 (İncil) Kitabı Mukaddes
"... Rabbin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir."
Kuran-ı Kerim 22/47
"Bir Brahma Günü'nün bin yıl/çağ sürdüğünü ve Gecesi'nin de bin yıl/çağ sürdüğünü bilenler - gerçekten bir günün ve bir gecenin anlamını bilmektedirler."
Krişna, Bhagavad Gita
Hayatın ağıtını bilenler anlar ancak.
Değeri değere değen kavrar.
Bilgi kokmayan karşı çıkışlarda cehalet kokusu ve kompleks vardır.