Elimiel Nickli Üyeden Alıntı
Allah kulunu neden imtihan etsin ki.Anne baba evladını edebiliyormu ben bunu anlayamıyorum.

Yüreğinize sağlık
Öncelikle ilgili ayeti verelim;



Sonra ayetlerin tefsirini de okumak isterseniz;

http://www.tahavi.com/tefsir/021a.html

34. Ve senden evvel hiçbir insana daimî bir hayat vermedik. Şimdi sen ölür isen onlar baki kalıcılar mıdırlar?
34. Bu mübarek âyetler, Resül-i Ekrem'in de diğer insanlar gibi bir gün vefat edeceğini ve insanların bu âlemde bir imtihan için birer belirli müddet yaşayıp sonra ahiret âlemine sevkedileceklerini bildiriyor. Hz. Peygamberin putlar aleyhindeki beyanatını alaya alan kâfirlerin ise merhamet sahibi yaratıcıyı inkâr eden kimselerden olduklarını kınayarak teşhir buyurmaktadır. Şöyle ki: Ey yüce RasûM. Senin bütün insanlık
için bir nimet, bir ilâhî rahmet olduğunu takdir edemiyen bir takım inkarcılar, senin vefatını bekliyorlar, yakında vefat edecektir, diyorlar, düşünmüyorlar ki, bu dünyada hiçbir kimse kalıcı değildir. (Ve)
malumdur ki, Habibim! (senden evvel) de (hiçbir insana daimî bir hayat vermedik) diğer Peygamberler de birer müddet yalayıp sonra ahirete gitmişlerdir. İnsanların dünyada ebedî olarak kalmaları yaratma hikmetine, teşri hikmetine aykırıdır, (şimdi sen ölür isen onlar) o senin vefatını bekleyenler (baki kalıcılar mıdırlar?) elbette onlar da edeceklerdir. O halde senin vefatınla sevinç ve mutluluk gösterişinde bulunmaları pek aptalca bir hareket olmaz mı?



35. Her nefs, ölümü tadacaktır ve sizi bir imtihan olmak üzere şer ile ve hayr ile deneriz ve bize döndürüleceksinizdir.
35. Evet... Şüphe yok ki: (her nefs) her hayat sahibi olan mahlûk (ölümü tadacaktır) ölümün acısını hissedecektir, ruhu cesedinden ayrılacaktır, hiçbir kimse bu dünyada kalıcı değildir. Artık hiçbir kimse, başkasının ölümünden dolayı sevinmemelidir, ergeç kendisi de ölecektir.
"Her kim var ise bugün cihanda"
"Nâbud olacak yakın zamanda"
(Ve) Ey insanlar! Veya ey inkarcılar! (sizi bir imtihan olmak üzere şer ile ve hayr ile deneriz) yani: Sizi imtihana tutanların muamelesi gibi bir muameleye tâbi tutarız, sizi bazen hastalık, fakirlik gibi bir belâya uğratırız bazen de sıhhat gibi, servet gibi bir dünyevî nimete nail kılarız, tâki, sabr ve şürkeder olduğunuz veya olmadığınız meydana çıkmış olsun. (Ve) sonunda (bize döndürüleceksinizdir) hakkınızda dünyadaki amellerinize göre muamele yapılacaktır. Dindar olanlar, vazifelerini yapmış bulunanlar mükâfatlara nail olacaklardır, aksine hareket etmiş olanlar da lâyık oldukları cezalara uğrayacaklardır. Ne büyük bir va'd ve tehdit! Bundan anlaşılmış oluyor ki: Zâten bu dünyaya getirilmiş olmamızdaki gaye, burada bir imtihana tâbi tutulup ona göre ya mükâfata veya cezaya kavuşmaktan ibarettir. Cenab'ı Hak'tan muvaffakiyetler niyaz ederiz.

Umarım açıklayıcı olmuştur.
Çünkü kuralları koyan, bizleri yaratan...
Alakanıza çok teşekkür ederim,
Selam ve dualarımla...