Bahçe sahipleri ile ilgili bir araştırma yaptım Qasem, ancak öncelikle Kalem Suresi'nde neden bu hikayeden bahsedildiğine değinmek gerek.
Peygamber Efendimiz'e ilk ayetlerden itibaren tepkiler başlamış; alaycı, küçümseyici ve zaman içerisinde artacak olan saldırgan tavırların adımları atılmıştı.
Bu insanların başında gelen Velid bin Muğire ve Ebu Cehil gibi mal, evlat, güç ve söz sahibi Mekkeli müşrikler, sahip olduklarıyla övünerek Efendimizi ve vahyi reddediyor, "Eskilerin masalları" diyerek aşağılayıcı davranıyorlardı.
Allah Teala bu zihniyeti daha ilk ayetlerden sert bir şekilde uyarmış hatta tehdit etmiştir. İşte bu hikaye üzerinde durulmasının sebebi de budur.
Bahçelerinden elde ettiği ürünün bir bölümünü fakirlere dağıtan cömert bir adam vefat eder ve mirası oğulları arasında paylaştırılır. Fakat oğullar açgözlüdür, bahçelerin sadece kendilerine yeteceğini söylerler. İçlerinden sadece bir tanesi daha makul düşünse de kalabalığın içinde sözleri kaybolur gider. Oğullar kendilerinden öyle emindirler ki mallarını kimseyle paylaşmayacaklardır. Ancak Allah Teala bahçelere bir afet indirir ve bütün ürünler yok olur. Sonuç olarak akl-ı selim kardeşlerinin sözüne gelirler ve pişman olurlar...
Bu kıssada üzerinde durmamı istediğin noktayı anlıyorum: Allah'ı tesbihin önemi. O'nun iznini gözetmeksizin her şeye gücünün yeteceğini düşünenler, elbet hezimete uğrayacaklardır. Kibir ve güç; nefsin tanrılaşmasına, kula acizliğini unutturup haddi aşmasına, isyan etmesine, "ben" aşkıyla hem kendisine hem başkalarına zulmetmesine sebep oluyor.
Allah Teala, geçmiş olaylardan örnekler vererek etkiyi artırıyor ve zamanın gelip geçiciliğini göstererek aynı zihniyetin her dönemde cezayı hak ettiğini belirtiyor. Dolayısıyla bu öğretilerden neler anladığımız, ne gibi dersler çıkardığımız ve yaşantımıza ayetleri ne derece yansıttığımız son derece önemli, hayati.