Sevgili kardeşlerim @
Hatra ile sürekli yaptığımız usul ile konuyu kaleme almak istiyorum inşallah...
Öncrlikle ayetleri tek tek ele alıp ayetlerin yorum merkezli mealle beraber kavramsal olarak ve çıkarılmadı gereken dersler ile birlikte aynı zamanda Vahy i bugüne taşuma gayreti güdeceğiz inşallah...
Amacımız bir an önce bitirmek yada çokça yazmak değil... Anlamak, üzerine düşünmek, onu zihnimizde yoğurmak ve hayatımıza tatbik etmektir... Akletmek, fehm etmek ve fıkh etmek merkezli bir çalışma yapacağız inşallah...
Bismillahiteala...
17. Bağlı, bahçeli ülkelerin halkını âfetlerle imtihan ettiğimiz gibi, biz onları da âfetlerle imtihan ettik. Hani o zaman bahçe sahipleri yemin etmişlerdi! Kesinlikle, sabah erken bağlarındaki bahçelerindeki gece dökülen ve kesecekleri meyvalarını fukaraya göstermeden devşireceklerdi.
Evet değerli kardeşler...
Allah bu örneğin tarihte sadece bir kez yaşanmadığını vurgulamak ve imtihan sürecinin hayat sürdüğü müdetçe aktif olarak devam edeceğini vurgulamak için bahçe sahiplerinden önceki bir çok bağ ve bahçe sahiplerinide bir çok imtihandan geçitmiştir. Bu imtihanlar hayatın her alında çeşitlilik arzetmektedir. Bazen çok vererek bazende kısarak mal yada evlatlarla bazende makam ve mevki yada şan şöhret ve nefs ile imtihan etmektedir.
İşte Bizlerin bu imtihan sürecine dikkat etmesi gerekiyor. Verenin Allah olduğu gibi, alanında yine Allah olduğu bilincinde olmamız gerekiyor. Bize Verilen her şeyin yaşadığınız hayatın devam ettirilmesi için bize ikram olarak sunulan emanetler dir. O halde emanete hakkı ile sahip çıkmak ve onu hak sahiplerine dağıtmak gibi zorunlu bir görevimiz olduğunu bilmemiz gerekir. Tasarruf hakkı Bize verilen emanetlerin ihtiyaç sahiplerine haklarının ve hayatlarının idamesi.için gerekli olan payı ayırmalıyız. Bu hayatın her alanı için böyledir. Makamda adalet, Mülkte sadaka, evlatta salih ve faydalı bir yetiştirme, yetenkte doğru kullanma, görevde hakkıyla yerine getirme gibi bize emanet edilen şeyleri eğer hakkıyla korur ve istenileni yerine getirirsek imtihanı kazananlar oluruz. Yoksa imtihanı kaybetmeye bahçe sahipleri gibi mahkumuz.
Ülkemizde Adam kayırma ve torpilin hayatın her mecrasında sürdüğü bir dönemde buna tavırngeliştirmek, hırsızlığın ve adaletsizliğin kol gezdiği bu diyarda ilkeli bir karşı duruş sergilemek muhakkaknsınavı kazanmamız için bize sunulan en güzel nimetlerdir.
Mal evlat ve makalm mevkileri ile övünen ve bunu birer tasallutbve jekobanlık aracı kılan iktidar yada güç sahipleri karşısında asla boyun eğmemeli vahyin pratizesini bize öğreten Muhammed (s) gibi kendi çağında ebu cehiller, ebu lehebler, velif bin muğire karekterlerine karşı bu çağdaki moder karekterletine karşı ilkeli bir tavır sergilemek bizden istenen şeydir... İşte imtihan bilinci ile hareket eder isek bizlere örnek ve darbı mesel olarak sunulan bahçe sahipleri gibi hayatı ve emekleti talan etmemiş oluruz. Yoksa Vallahi bizi o yakıtı insanlar ve taşlat olan ateş çukurlarından kimse alamaz.
18. Yeminlerini "Allah izin verirse"..� ile kayıtlamıyorlar, muhtaçları bile istisna etmiyorlardı.
Evet değerli kardeşlerim...
Bu bir karekteristik hastalıktır. İşlerimizi Allah izin verirse yada inşallah diye söylem ve eylemselliğini geliştiremezssek. geleceğe dair kessin ve katii kararlar alırsak, Allahı ve onunda bir hesabı olduğu döngüsünü unutursak yarın beklediğimiz yada verdiğimiz söz yada iş yerine gelmediğinde ozaman dövünüp duranlardan oluruz.
Oysa onlar yemin yani sözleşmelerini yarın bahçeyi toparlamak için vermemişlermiydi? Allahı ve onun üzerimizdeki gözetleyiciliği hesaba katmadan ahitleşenler ahitleri yerine gelmeyince mahzun olur ve hüsrana uğrarlar. Bu yüzden söz ve eylem bütünlüğüne dikkat etmemiz geekmektedir inşallah...
Devam edecek...