Allahü teâlâ bütün Peygamberlere ayrı ayrı, (Sen kimsin?) diye soruyor.
Âdem aleyhisselam, (Yâ Rabbi, ben Safiyullahım) diyor.
İbrahim aleyhisselam, (Yâ Rabbi, ben Halilullahım) diyor.
Nuh aleyhisselam, (Yâ Rabbi, ben Neciyullahım) diyor.
Musa aleyhisselam, (Yâ Rabbi, ben Kelimullahım) diyor.
İsa aleyhisselam, (Yâ Rabbi, ben Ruhullahım) diyor.
Sıra Peygamber efendimize gelince, (Yâ Rabbi, ben Ebu Talib'in yetimiyim) diyor. Habibullah olduğunu söylemiyor. Bu tevazu, Allahü teâlânın çok hoşuna gittiği için buyuruyor ki:
(Ey Habibim, senin bu tevazuun yok mu, senin bu güzel huy ve ahlakın yok mu, ben sana âşığım. Seni yalnız ümmetine değil bütün Peygamberlere de şefaatçi kıldım. Yalnız ümmetine değil, Peygamberlere de şefaat edeceksin.)
*
Bu yaşanmışlığı okurken, Efendimizin cevabına gelmeden evvel, zihnimde efendimizin sadece Allah'ın kulu olduğuna dair bir cevap verdiği düşüncesi geçti. Mütevazi bir cevap verdiğini tahmin ettim ama tahminimdeki tevazü bile onun tevazüsünün yanına yaklaşamadı. Nihayet cevabını okuyunca öylesine hoşuma gitti ki, aniden boğazım düğümlendi.
Ne de güzel bir sevgilisin sen...