Damla Açık Profil bilgileri Damla nickli üyeye özel mesaj gönderin Damla´nin Web Sitesini ziyaret edin Damla nickli üyeye ait bütün mesajları arattır Üyelik tarihi 14 Aralık 2014 Bulunduğu yer İzmir. Mesajlar 45.997 Seslenildi 8368 Mesaj Etiketlendi 235 Konu Kısa Aşık Hikayesi 13 Aralık 2015 1 Kısa Aşık Hikayesi Ne yapacağını bilmiyordu. Hayata karşı genel bir kayıtsızlığı vardı. Aslında son zamanlarda böyle bir hisse kapılmıştı. Neşeli, öylesine de mutlu olabilen bu adam bir anda kendisini depresyon denen illetin pençesinde bulmuştu. Zaman çok hızlı geçiyordu evet. Artık o geçmiyor günler geçmiyor türküsü tedavülden kalkmıştı. Zaman alabildiğine hızlı geçiyordu. Bu duruma inanmak zoruna gidiyordu. Kaldıramıyordu böyle bir şeyi. Çünkü ne zaman bir şeyler yapmaya niyetlense hep bir oyalanmacalar silsilesi onu takip ediyor ve onu işinden alıkoyuyordu. Yine öyle olmuştu. Bir kanepeye yaslanmış öylece duruyordu. Yorulmuştu. Çok mu çalışmıştı? Hayır. Ama bir yorgunluk vardı. Sanki sabahlara kadar kitaplar okumuş da kavrayamamış bir öğrencinin yorgunluğunu yaşıyordu ve yahut da iki gün art arda çalışmış bir işçinin o helal kazanç yorgunluğunu... Aslında derdi apaçık ortadaydı. Aşık olmuştu. Bu sarmaşık onu bütünüyle sarmıştı ve artık kurtulmak imkansızdı. Aşık olmak neydi? İnsan güzel olan her şeye aşık olabilir mi? Yoksa bu his ve ya duygu sadece insandan insana mı münhasır? Aşk denen şey kime karşı hissedilirse hissedilsin çok güzel bir şey olduğu apaçıktı çünkü aşk insana merhamet veriyordu. Şuana kadar farketmediği kedilere süt vermiş ve sokakta oynayan çocuklara şekerler vermişti. İşte bu bir varoluştu. Çevresinin farkına varıyordu. Öyle felsefi filan düşünmeyin canım. Basit şeyleri farkediyordu. Kedilere süt vermek anca aşıkların yapabileceği birşeydi. Her insanoğlu gibi bizimki de bir kıza aşık olmuştu. Düşünüyordu. Sevmek ne güzeldi. Öyle güzel cümleler kuramazdı. Ama hissediyordu işte. Kalbinin o köşesinde aşk köşesinde bir kıpırdanma vardı. Hatta yanıyordu. Her zamankinden daha hızlı atıyordu. Hele göz göze geldiklerinde sormayın sanki yerinden fırlayacaktı kalbi. Ama onun kalbinin fırlaması için sevdiği kızı uzaktan görmesi daha yeterdi. Günler yine akıyordu. Derken aylar geçti. Açılamamıştı bizim oğlan kıza. Şair de değildi fakat bilemiyoruz neden açılamadı. Her gün onu görmek için fakülteye gidiyordu. Gördüğüyle de kalıyordu. Bir gün tam konuşacaktı ki vazgeçti. Döndü. Oturdu bir banka, soluklandı. Sağa sola bakındı. Rahatlamak istedi. Hava kapalıydı. Tam kalkacaktı ki bacaklarında derman kalmamıştı. Sanki vücudundan kan bir anda boşalmıştı. Yandı ciğeri. Gözleri bir tek noktaya sabitlendi. Aşık olduğu o kızın yanında kendinden de yakışıklı bir oğlanı gördü. Bununla da kalmadı, eller de gördü. Eller sımsıcak eller. İki el. Tutuşmuşlardı. Orada iki el tutuşuyordu. Halbuki burada bizimkinin kalbi tutuşmak istemişti, el neydi ki? İç çekti oğlan. İç çektiğiyle kaldı. Zor bela kendini eve attı. Müthiş bir boşluk. Sanki hayatın bir anlamı kalmamıştı. Bu ne kadar bayat bir düşünüştü. Hayat her zaman vardır; bazen acıyla bazen aşkla. Ama bu sefer acı vardı. Bunu kavraması biraz zaman alacaktı. Nasıl almasındı. Aylardır hayaliyle yattığı kızı bugün bir başkasının kolları arasından görmüştü. O kadar da değil. Abartıyordu biraz. Sadece dört saniyecik bir el tutuşmasıydı. Ama aşık abartır. Olsun, geçecek. -Yusuf Altınışık Alıntı To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. Years and years.