Kleptomani Hırsızlık mıdır?

Özellikle kadın dergilerinin sık sık ele aldıkları bir konu: Kleptomani. Bir çok ünlü artistinsanatçınıntanınmış kişinin kleptoman olduğunamağazalarda hırsızlık yaparken yakalandığına ilişkin haberler okuyoruz. Tanınmış kişilere ilişkin bu haberler ve sunuluş şekillerikleptomaniyi adeta önemli ve zengin insanların sorunuhatta gizemli bir olay haline getirmektedir. Aslında habersiz ve gizli olarak başkasına ait bir malı almabilinen adıyla hırsızlık yapmaktır. Ama kleptomaninin bildiğimiz hırsızlıktan önemli bir farkı var. Hırsızlık genellikle kazanç elde etmek için yapılır. Oysa kleptomanların genellikle aldıkları malı ödeyecek paraları vardır. Çoğu kez aldıkları şeyin maddi değeri de yoktur. Ama kişi içindeki çalma dürtüsüne karşı koyamazalır ve aldığı şeyi saklar. Amaç çalınan malsa bunun adı hırsızlıktır; amaç sadece o eylemi yapmaksa kleptomani. Amaç nesneyi çalmak olduğu anda artık kleptomaniden söz edilemez.


Vazgeçmezler;
Kleptomani eyleminden önce kişide gittikçe artan bir gerginlik hissi eylemi gerçekleştirdikten sonra ise haz almadoyum sağlama ve rahatlama olur. Gerginlik azalır. Yaparken vicdan azabısuçluluk hissi olsa da eylemden vazgeçmez. Zaten malı almayıyani çalmayı planlamamıştır ve yalnızdır. Filmlerdehaberlerde olduğu gibi eyleme katılan gözcülük yapan başkaları yoktur. Akıllarına hapse düşebilecekleri gelmez. Başları belaya girse bilebir sonraki seferde aynı şeyi yapmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Nadir görülen bir hastalık olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca hastalar utandığı için genellikle gizlenirler. Tesadüfen yakananlar ve başka bir nedenle başvuruda ortaya çıkar. Görüşmeler sırasında kişinin öyküsüde çalma dürtüsü saptanır. Aşırı bir gerginlik ve çalmadan sonra rahatlama tarif etmesi kleptomiyi düşündürür.

Herkesten Gizlerler;

İnsan yaptığı davranışın yanlış olduğunun farkındadır. Bunu planlamadandürtüsel olarak yaparlar. Bazen yakın buldukları kişilere anlatabilmekle beraberçoğunlukla herkesten gizlerler. Çalmayı durduramadıklarındansokağa çıkmaktanalışverişe gitmekten kaçınabilirler. Eve kapanıpinsanlardan uzaklaşabilirler. Yasal olarak kleptomanlar hırsızlıktan ceza almazlar. Bu nedenle bazen hırsızlar kleptomanmış gibi rol yapabilirler. Dikkatli oluması gerekir ki kleptomanlar ceza görmesin ya da hırsızlar serbest kalmasınlar. Ayrıca manişizofrenimental retardasyon (zeka geriliği) gibi bazı bozukluklarda da zaman zaman çalma davranışı görülebilir. Kadınlarda erkeklerden fazla görüldüğü söylenir. Ama bunun nedeni erkeklerin psikiyatriste gönderilme yerinehapise gönderilmesi olabilir.

Yanlışlarını Bilirler;
Kadınlarda daha erken (30-35 yaş)erkeklerde daha geç (50-55 yaş) görülür. Çocukluk döneminde başlayabilir ama nadirdir. Genellikle çocukluk döneminde hırsızlık yapanlarınilerde kleptoman olmaları sık görülen bir durum değildir. Zaman zaman çalma davranışının hiç görülmediği süreler olur. Sonra peşpeşe dürtülere karşı konulamayan bir dönem başlar. Bu dönemleri hayal kırıklıklarıkayıplar tetikleyebilir. Çoğu kleptoman yaptıklarının yalnış olduğunu bilmelerine karşın hiç yakalanmamış ve olayın gerçeği ile yüzleşmemiştir. Hatta bazıları bunun bir hastalık olduğu gerekçesiyle kendilerinde çalmaya hak bulurlar. Bu nedenle de yakalanma tutulanma gibi bir durum olduğunda sorunlar çıkar.

Tedavi Yararlı Olur;
Kleptomanlar kendiliklerinden tedaviye gelmedikleri içinömür boyu süren bir sorun olarak kalır. Oysa tedavi edilebilen bir sorundur. Bir çeşit dürtü kontrol bozukluğu olduğu için ilaç tedavisinden yarar görebilirler. Özellikle antidepresanlar bu konuda etkili olabilmektedir. Hastanın durumundan şikayetçi olamasısuçluluk duyması gibi durumlarda ise psikoterpi oldukça faydalıdır. Ayrıca davranışçı yöntemler de uygulanabilir. Az görülmesiaz yardım istenmesi gibi nedenlertedavilerin etkinliği konusunda kesin yorumları engellemektedir. Haber olarak gündeme geldiği kadar sık rastlanmadığına görebaşkalarına ait bir şeyleri habersiz alırken dikkatli olmakta yarar var. Unutmayınhırsız olma ve bu şekilde tanınma riskinizkleptoman olarak ilginç bulunma olasılığınızdan fazladır.