Damla Açık Profil bilgileri Damla nickli üyeye özel mesaj gönderin Damla´nin Web Sitesini ziyaret edin Damla nickli üyeye ait bütün mesajları arattır Üyelik tarihi 14 Aralık 2014 Bulunduğu yer İzmir. Mesajlar 45.997 Seslenildi 8368 Mesaj Etiketlendi 235 Konu 69/HÂKKA Suresi 14 Ocak 2016 1 69/HÂKKA Suresi 69/HÂKKA-1: El hâkkah(hâkkatu). Hakikat (vuku bulması gerçek olan). 69/HÂKKA-2: Mel hâkkah(hâkkatu). Hakikat (gerçek) olan (vuku bulacağı mutlak olan) nedir? 69/HÂKKA-3: Ve mâ edrâke mel hâkkah(hâkkatu). Ve hakikat olanın (vuku bulacak olanın) ne olduğunu sana bildiren nedir? 69/HÂKKA-4: Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriah(kâriati). Karia’yı (korkunç olayı) Semud ve Ad (kavmi) yalanladılar. 69/HÂKKA-5: Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeh(tâgıyeti). Fakat bu sebeple Semud (kavmi) azgın (çok şiddetli) bir azapla helâk edildi. 69/HÂKKA-6: Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtiyeh(âtîyetin). Ve amma, Ad (kavmi) ise (o da) bu sebeple şiddetli dondurucu, azgın esen bir fırtına ile helâk edildi. 69/HÂKKA-7: Sehharehâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terel kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyeh(hâviyetin). (Allah), onu (fırtınayı) ardarda, 7 gece, 8 gün onların üzerine musallat etti. Bundan sonra o kavmi orada, içi boş hurma ağacı kütükleri gibi yerlere serilmiş görürsün. 69/HÂKKA-8: Fe hel terâ lehum min bâkıyeh(bâkıyetin). Artık onlara ait bir bakiye (geriye kalan bir şey) var mı, görüyor musun? 69/HÂKKA-9: Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeh(hâtıeti). Ve firavun ve ondan öncekiler ve şehirleri alt üst olan kimseler o büyük hata ile geldiler (kıyâmeti, hesap vermeyi, ceza görmeyi inkâr etmişlerdi). 69/HÂKKA-10: Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeh(râbiyeten). Böylece, Rab’lerinin Resûl’üne isyan ettiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalamayla yakaladı. 69/HÂKKA-11: İnnâ lemmâ tagal mâu hamelnâkum fîl câriyeh(câriyeti). Muhakkak ki (tufanda) su taştığı zaman, sizi (akıp giden) gemide Biz taşıdık. 69/HÂKKA-12: Li nec’alehâ lekum tezkireten ve teıyehâ uzunun vâıyeh(vâıyetun). Onu sizin için bir ibret kılalım ve işiten kulaklar onu bellesin diye. 69/HÂKKA-13: Fe izâ nufiha fîs sûri nefhatun vâhıdeh(vâhıdetun). Artık sur’a tek bir üfleyişle üflendiği zaman. 69/HÂKKA-14: Ve humiletil ardu vel cibâlu fe dukketâ dekketen vâhıdeh(vâhıdeten). Ve yeryüzü (arz) ve dağlar yerlerinden kaldırılıp, tek bir çarpışla parçalandığı zaman. 69/HÂKKA-15: Fe yevme izin vekaatil vâkıah(vâkıatu). İşte izin günü, o vakıa (büyük olay) vuku bulmuştur. 69/HÂKKA-16: Ven şakkatis semâu fe hiye yevme izin vâhiyeh(vâhiyetun). Ve sema yarılmıştır. Artık o, izin günü zaafa uğramıştır (dengesi bozulmuştur). 69/HÂKKA-17: Vel meleku alâ ercâihâ, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semâniyeh(semâniyetun). Ve o melek, onun (göğün) çevresi üzerindedir. Ve izin günü Rabbinin arşını üstlerinde taşıyanların sayısı sekizdir. 69/HÂKKA-18: Yevme izin tu’radûne lâ tahfâ minkum hâfiyeh(hâfiyetun). İzin günü (Rabbinize) arz olunacaksınız. Sizden (size ait hiçbir şey) sır olarak gizli kalmaz. 69/HÂKKA-19: Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînihî fe yekûlu hâumukreû kitâbiyeh. O zaman kitabı (hayat filmi) sağından verilen kimse ise o zaman: “Alınız, kitabımı okuyun.” der. 69/HÂKKA-20: İnnî zanentu enniy mülâkın hısâbiyeh. Muhakkak ki ben, hesabıma mülâki olacağımı (hesabımla karşılaşacağımı) biliyordum. 69/HÂKKA-21: Fe huve fî îşetin râdıyeh(râdıyetin). İşte o razı olduğu bir yaşayış içindedir. 69/HÂKKA-22: Fî cennetin âliyeh(âliyetin). Onlar yüksek bir cennettedirler. 69/HÂKKA-23: Kutûfuhâ dâniyeh(dâniyetun). Onun olgunlaşmış meyveleri yakınlaşmış (aşağı sarkmış) durumdadır. 69/HÂKKA-24: Kulû veşrebû henîen bimâ esleftum fîl eyyâmil hâliyeh(hâliyeti). Geçmiş günlerde yapmış olduğunuz şeyler sebebiyle (mükâfat olarak) afiyetle yeyin ve için! 69/HÂKKA-25: Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bi şimâlihî fe yekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh. Ve kitabı (hayat filmi) solundan verilen kimse ise o zaman: “Keşke bana kitabım verilmeseydi.” der. 69/HÂKKA-26: Ve lem edri mâ hısâbiyeh. Ve hesabımın ne olduğunu bilmeseydim. 69/HÂKKA-27: Yâ leytehâ kânetil kâdiyeh(kâdiyete). Keşke o (ölünce hayatım) bitmiş olsaydı. 69/HÂKKA-28: Mâ agnâ annî mâliyeh. Malım bana bir fayda vermedi. 69/HÂKKA-29: Heleke annî sultâniyeh. Benim saltanatım (mal gücüm) helâk oldu. 69/HÂKKA-30: Huzûhu fe gullûh(gullûhu). Onu tutun, sonra da onu bağlayın (kelepçeleyin)! 69/HÂKKA-31: Summel cahîme sallûh(sallûhu). Sonra onu alevli ateşe (cehenneme) atın! 69/HÂKKA-32: Summe fî silsiletin zer’uhâ seb’ûne zirâan feslukûh(feslukûhu). Sonra uzunluğu yetmiş arşın (zira) olan bir zincir içinde, öylece onu (cehenneme) sevkedin. 69/HÂKKA-33: İnnehu kâne lâ yu’minu billâhil azîm(azîmi). Muhakkak ki o, Azîm olan Allah’a inanmıyordu (îmân etmiyordu). 69/HÂKKA-34: Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni). Ve yoksullara yemek vermeye teşvik etmiyordu. 69/HÂKKA-35: Fe leyse lehul yevme hâhunâ hamîm(hamîmun). Artık o gün, onun burada yakın bir dostu yoktur. 69/HÂKKA-36: Ve lâ taâmun illâ min gıslîn(gıslînin). Ve kanlı irinden başka bir yemek yoktur. 69/HÂKKA-37: Lâ ye’kuluhu illel hâtiûn(hâtiûne). Onu günahkârlardan başkası yemez. 69/HÂKKA-38: Fe lâ uksımu bima tubsırûn(tubsırûne). Artık hayır, gördüğünüz şeylere yemin ederim. 69/HÂKKA-39: Ve mâ lâ tubsırûn(tubsırûne). Ve görmediğiniz şeylere de (yemin ederim). 69/HÂKKA-40: İnnehu le kavlu resûlun kerîmin. Muhakkak ki o, gerçekten Kerim Resûl’ün sözüdür. 69/HÂKKA-41: Ve mâ huve bi kavli şâirin, kalîlin mâ tu’minûn(tu’minûne). O bir şairin sözü değildir. Ne kadar az îmân ediyorsunuz? 69/HÂKKA-42: Ve lâ bi kavli kâhin(kâhinin), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne). Ve bir kâhinin de sözü değildir. Ne kadar az tezekkür ediyorsunuz. 69/HÂKKA-43: Tenzîlun min rabbil âlemîn(âlemîne). Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. 69/HÂKKA-44: Ve lev tekavvele aleynâ ba’dal ekâvîl(ekâvîli). Ve eğer, bazı sözleri Bize karşı uydurmuş olsaydı. 69/HÂKKA-45: Le ehaznâ minhu bil yemîn(yemîni). Elbette onu sağından tutup alırdık (yakalardık). 69/HÂKKA-46: Summe le kata’nâ minhul vetîn(vetîne). Sonra mutlaka onun can damarını keserdik. 69/HÂKKA-47: Fe mâ minkum min ehadin anhu hâcizîn(hâcizîne). Ayrıca sizden hiçbiriniz ondan men edici olamaz (buna mani olamaz). 69/HÂKKA-48: Ve innehu le tezkiretun lil muttekîn(muttekîne). Ve muhakkak ki O (Kur’ân), gerçekten muttakiler (takva sahipleri) için bir öğüttür. 69/HÂKKA-49: Ve innâ le na’lemu enne minkum mukezzibîn(mukezzibîne). Ve muhakkak ki Biz, sizden (içinizde) tekzip edenler olduğunu (yalanlayanları) elbette biliyoruz. 69/HÂKKA-50: Ve innehu le hasretun alel kâfirîn(kâfirîne). Ve muhakkak ki O (Kur’ân), kâfirlere elbette hasrettir. 69/HÂKKA-51: Ve innehu le hakk'ul yakîn(yakîni). Ve muhakkak ki; O (Kur’ân), gerçekten Hakk’ul yakîn’dir (kesin olarak Hakk’ı bilmektir). 69/HÂKKA-52: Fe sebbıh bismi rabbikel azîm(azîmi). O halde Rabbini “Azîm” ismiyle tesbih et. Alıntı To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. Years and years.