1984 / George Orwell 
Bu resım kucultulmustur.Gercek boyuta donmek ıcın tıklayın.Orjınal boyut 900x1369
Winston Smith

"Doğruluk Bakanlığı"nda çalışmaktadır. İşi özel bir borudan

ona gelen notları eski verilerin ve bilgilerin yerine yazmaktır yani tarihi değiştirmektir. İşinden memnun

işini iyi yapan biridir. Ama bir gün Winston için herşey değişir. Tüm olacaklar Winston'un antika eşyalar satan bir dükkandan

yaprakları yumuşacık bir defter ve mürekkepli kalem almasıyla başlar. Bu özel defteri günlük yapmaya karar verir. "Tele Ekran"dan görülmeyecek şekilde saklandıktan sonra günlüğünü yazmaya başlar ve artık o düşüncelerini yazmaya cesaret edebilmiş bir düşünce suçlusudur. Suçu "Büyük Birader" diye biri olmadığını

devleti yönetenlerin tarihle oynadıklarını

insanların kandırıldığını düşünmesidir. Bu düşüncelerini doğrulayacak kaynak

ona inanacak kişi arayışına girer.
"Doğruluk Bakanlığı"nda çalışan "Anti-Sex" adlı örgütün üyesi olan Julia ve devletin önemli adamlarından olan O'Brien'in da kendisiyle aynı düşünceleri paylaştıklarını düşünür. Kısa bir süre içinde de bu düşüncelerini doğrulayan üç kağıt eline geçer. Birini Julia gizlice avucuna sıkıştırmıştır ve içinde "Seni Seviyorum" yazmaktadır. Julia da artık düşünce suçlusudur çünkü birini sevmiştir. Julia ile birlikte "düşünce polisi"nin olmadığı gizli yerlere giderler ve Winston'un uzun seneler önce* ayrıldığı ama resmiyette eşi olan kadını aldatırlar. Bu gizli buluşmalarında hatırladıkları geçmişlerini paylaşır

kendilerince mutlu olurlar. İkinci kağıdı ise O'Brien

"Yeni Konuş" için yapılacak sözlüğe katkıda bulunmasını bahane ederek "tele ekran"ın gözü önünde ona vermiştir ve içinde O'Brien'in adresi yazmaktadır. O'Brien'in evine Julia ile beraber gittiklerinde

O'Brien

Winston ve Julia'ya yemin ettirir ve bir kaç gün içinde onlara bir kitap ulaştıracağını bu kitabı okuduklarında merak ettikleri şeylerin cevabına ulaşacaklarını söyler. Üçüncü kağıt ise ona yapması gerekenleri anlatan borudan düşer. Bu kağıt zaman içinde borunun içinde sıkışmış

tarihin değiştirildiğinin kanıtı olan bir fotoğraftır. Fakat Winston bu fotoğrafın kıymetini tam olarak anlayamadan el alışkanlıyla tarihin yok edildiği

ateşe atar.
Winston kendindeki bu değişimi

iş arkadaşları ve komşularından saklamak

kitabı okumak ve Julia ile daha rahat birlikte olabilmek için

günlüğünü aldığı dükkanın üst katını kiralar. Burası

Büyük Birader'in çalışanlarına verdiği dairelerden çok farklıdır. Eski tarzda döşenmiştir ve odada "Tele Ekran" yoktur! Onlar için "Tele Ekran"nın olmaması çok büyük bir avantajdır çünkü "Tele Ekran" hem alıcı

hem verici olarak kullanılan bir alettir ve düşünce suçlularını yakalamakta kullanılmaktadır. Julia ile buluştuklarında

Julia elinde gerçek çikolata

gerçek ekmek vb. ve sadece sokak kadınlarının kullandığı adi bir kaç makyaj malzemesi ile gelir. Bunlar ikisinin de sadece adlarının duydukları ama gerçeklerini görmedikleri şeylerdir. Çünkü onların yaşadığı zaman diliminde

herşey yapaydır. Bu gizli kiralık oda da kitabı okumaya başlarlar ve devletin yapısını anlamaya başlarlar.
Kitaba göre;
Sorun

dünyadaki gerçek zenginliği artırmaksızın

endüstri çarkını döndürmektir. Üretim sürdürümeli

ama üretilenler insanlara dağıtılmamalıydı. Uygulamada bunun için tek çözüm yolu

sürekli savaş durumunda olmaktı. Savaş endüstrisi

tüketim maddeleri üretmeksizin işgünü kullamasının akıllıca bir yoludur. Yeni silahlar bulmak için araştırmalar aralıksız sürdürülmektedir

zeki beyinler için tek doyum alanı buradadır. Okyanusya'da

şu anda eski anlamdaki bilim artık yaşamamaktadır. Yenikonuş'ta "bilim"i karşılayacak bir sözcük yoktur. Teknik gelişmeler

eğer insan özgürlüğünü biraz daha kısıtlamaya yarıyorsa kullanılır.
Televizyonun yapımı ve aynı aygıtın

hem alıcı hem verici olarak kullanılmasını sağlayan teknik gelişmeler

özel hayata son verdi. Her yurttaşın ya da en azından gözetlenmesi gerekecek kadar önemli herkesin

hiç aralıksız polis denetimi ve başka iletişim yolları bulunmadığından

sürekli bir resmi propaganda bombardımanı altında tutalabilmesi sağlandı. Böylece tarihte ilk kez herkesin devletin isteklerine boyun eğmesi ve her konuda düşünsel bir birliğin oluşması sağlandı. Karşıt olayların ve kavramların birbirine bağlanması

Okyanusya toplumunun en belirgin yanıdır. Resmi ideoloji

gerek olmayan yerlerde bile çelişkilerle doludur. Böylece Parti

sosyalizm akımının savunduğu tüm ilkerleri yadsır

kötüler ve sonra bunun sosyalizm adına yapıldığını söyler. İşçi sınıfının yüzyıllardır hor görüldüğünü söylerken

kendi Parti üyelerine

işçilere giydirilen ve bu nedenle kabul edilmiş uniformaları giydirir. Aile bağlarını düzenli bir biçimde çürütürken

önderini doğrudan aile duygularına seslenen bir adla-Büyük Birader- çağırır. Gerçekte iktidar

ancak karşıtların uzlaştırılması yoluyla sonsuza dek elde tutulabilir. Eğer eşitsizlik sürdürülecekse -yani yüksek grup yerini koruyacaksa- zihinsel koşullar

denetlenmiş olmalıdır.
Kimse yönetime onu bırakmak için geçmez. İktidar araç değil

amaçtır. Kimse devrime bekçilik etmek için diktatörlük kurnaz; devrim diktatörlüğü kurmak için yapılır. Baskı kurmanın amacı

baskı kurmaktır. İşkencenin amacı işkencedir. İktidarın amacı

iktidardır.
Julia ve Winston

dışardan gelen seslerle uyanırlar. Düşünce polisi onları bulmuş

teslim olmalarını istemektedir. Teslim olmadan önce birbirlerinden asla vazgeçmeyeceklerine söz verirler ve düşünce polisi içeri girer. Düşünce polisi aslında

odayı kiraladıkları

günlüğü aldığı antikacıdır! O yaşlı görünüşü gitmiş gençleşmiş ve gerçek yüzüde ortaya çıkmıştır. Meğer odada "tele ekran" varmış ve her hareketleri izleniyormuş!
Oradan

Sevgi bakanlığına götürülürler.Sevgi Bakanlığı hiç penceresi olmayan

yerin bilmem kaç kaç altına inen korkunç bir yapıdır. Orada Winston'a çeşitli işkenceler yapılır böylece devlet hakkında düşündüğü ve okuduğu tüm bilgileri bir tarafa bırakarak

devlete yani partiye koşulsuz itaat etmesi sağlanır. Düşünceleri kontrol altına alınır. Ama hala duyguları kontrol altına alınamamıştır. Ama Sevgi bakanlığında bunun da bir çözümü vardır. Winston'un yüzüne fareleri yaklaştırınca

farelerle kendi arasına Julia'ya koyar. Çünkü koyacak başka kimsesi yoktur. Benim yüzümü ısırmasınlar

Julia'nın yüzünü ısırsın

der.
Sevgi Bakanlığından gönderildikten sonra çok rahat koşullar altında

hiç izlenmeden yaşamaya başlar. Ama hiç arkadaşı yoktur ama bunun onun için bir önemi de yoktur. Bir gün yolda Julia ile karşılaşır. Julia'da korkusuna yenik düşüp onu satmıştır. Birbirlerinden özür dileyip

dostça ayrılırlar. Ve geçen hergün

Parti ve Büyük Birader'e olan bağlılıkları artarak yaşamaya devam ederler.