Kuş kanatlı Dev Kelebekler


Kuş kanatlı dev kelebeğin (Ornithoxtera) dişisi yumurtalarını tek tek yaprakların üzerine bırakır. Yumurtadan çıkan tırtılların gövdeleri boyunca altı sıra etli yumrucuk vardır. Ayrıca başlarında da "ozmeteryum" denilen Y biçimli ilginç bir organ bulunur. Bu organ vücuttaki salgı bezlerine bağlıdır. Tırtıl korktuğu zaman ozmeteryum içeri girip çıkar ve kötü bir koku salgılar. Bu sayede tırtıl düşmanlarını caydırmış olur.
(Hayvanlar Ans. C.B.P.C Publishing Böcekler s.26)

Monarkların Bağışıklık Sistemleri
*
Milkweedler son derece zehirli bitkilerdir. Pekçok hayvan için öldürücü olmasına rağmen Monark kelebeklerinin tırtılları çok şaşırtıcı bir şekilde hiçbir önlem almadan zehirli Milkweed bitkisiyle beslenirler. Çünkü tırtılların Milkweed'in zehirine karşı bağışıklıkları vardır. Diğer birçok hayvan Milkweed'den kaçınarak uzak durduğu halde Monark kelebekleri yaprakların tümünü yiyebilirler. Ayrıca bu zehiri bir savunma aracı olarak da kullanırlar. Monark tırtılları diğerlerinden farklı olarak çok parlak renklere sahiptirler. Bu düşmanları için bir uyarıdır ve onlara tırtılların yenemeyecek özelliklerde olduklarını gösterir. Tırtıllar kelebeklere dönüştüklerinde de bu zehir molekülleri değişmeden ve çok güçlü bir şekilde vücutlarında kalır. Bu da Monarklara çok iyi bir savunma sağlar. (David Attenborough The Trials of Life s.58)

Mavi Kelebek Tırtılının Şaşırtıcı Planı:

Mavi kelebek tırtıllarının son derece ilginç bir barınma yöntemleri vardır. Tırtıl yumurtadan çıktıktan sonra yaklaşık 3 haftalık bir süre boyunca kekik bitkisiyle beslenir. Bu sürenin bitiminden sonra da tırtıl bitkiden aşağıya doğru iner ve daha sonra etrafına bir koku yaymaya başlar. Bu hareketinin çok önemli bir nedeni vardır. Tırtılın yaydığı koku yakınlarda yaşayan kırmızı karıncalara çok cazip gelen bir kokudur ve karıncaları tırtılın bulunduğu bölgeye çekecektir. Etrafına karıncaları toplayan tırtılın bu aşamadan sonraki davranışları ise son derece ilgi çekicidir. Kokunun etkisiyle kendisine yaklaşan kırmızı karıncaları gördüğünde tırtıl başının arkasındaki deriyi şişirerek karınca larvalarını taklit etmeye başlar. Taklit o kadar başarılıdır ki buna aldanan karıncalar tırtılı karınca larvası zannederek kendi yuvalarının olduğu yere taşırlar. Tırtıl hemen hemen 1 yıl boyunca bu yuvadaki karınca larvalarıyla beslenerek büyür. Kış mevsimini karınca yuvasında derin bir uykuda geçiren tırtıl ilkbahar gelince kendine bir ipek kozası yapar. Yazın ortası geldiğinde ise yuvayı terketmeden önce kozanın içerisinde değişmeye başlayarak yavaş yavaş yetişkin bir kelebek haline gelir. (Michael ScottThe Young Oxford Book of Ecology s. 33)


Zebra Çatal Kuyruklu Kelebekler:
Zebra çatal kuyruklu kelebeklerin üst kısımları adlarından da anlaşılacağı gibi zebraya benzeyen çizgileri olan siyah ve beyaz renklerden oluşmaktadır. Kelebeğin kanatlarındaki bu desenlerin düşmanlarının dikkatini kuyruğuna doğru yönelttiği düşünülmektedir. Bu kelebek için önemli bir savunma sistemidir. Çünkü kanatlarındaki bu yapı sayesinde bir kuş kelebeğin kuyruğuna gagası ile çarptığında dahi kelebek için hayati bir tehlike söz konusu olmaz. Çünkü kopan kuyruk kelebeği etkilemez. Kozaları dış görünüş olarak bir yaprağa benzer. Bu evrede ipek bir kuşakla bulundukları yere bağlanırlar. Diğer kelebeklerin pupalarında olduğu gibi bu kelebeklerin pupaları da zamanı geldiğinde kenarlardaki dikiş yerlerinden ayrılır. Ve bu şekilde kozada bir kapak ortaya çıkmış olur. Kozadan çıkmaya çalışan kelebek bu kapağın arkasını iter yukarıya doğru yuvarlanır ve kuruması için kanatlarını bir süre aşağıya doğru asılı bir şekilde tutar. Kozanın yapısındaki bu özel tasarımın tesadüflerle oluşabileceğini öne sürmek elbette ki imkansızdır.

Zebra çatal kuyruklu kelebeklerinin hem erişkinleri hem de pupaları düşmanlarından korunacakları sistemlerle birlikte Allah tarafından yaratılmıştır. Çekici dış görünümleri aynı zamanda düşmanlarından korunmalarını sağlayan bir savunma sistemidir de...

Ophtalmophora:

Amazon ormanlarında yaşayan Ophtalmophora (kanatlarında gözleri olan anlamındadır) cinsi kelebeklerin kanat desenleri de son derece şaşırtıcıdır. Kanatlardaki beneklerin merkezlerinde sedefimsi bir lekeden oluşan parlak birer "gözbebeği" vardır. Bu da kanatların bir çift göze benzemesini sağlamıştır. Gerektiği zamanlarda kelebek kanatlarını açar ve düşmanlarının korkmasını sağlar. (Bilim ve Teknik Sayı 257 s.12)

Diurne:

Diurne adlı kelebeklerde kanatların birbirleriyle olan bağlantıları (kuplajı) yine kanatların çok geniş olan yüzey yapısıyla birleştiğinde kelebeğe en az kas gücünü kullanarak en yüksek performansta uçabilme imkanını vermektedir. Az sayıdaki kanat çırpma frekansı da (nadiren saniyede 5 çırpmanın üzerinde) onlara dalgalı bir uçuş şekli vermektedir.

Apollon Kelebeği:
Dağlık bölgelerde yaşayan Apollon kelebeği 6.000 m. yükseklikte bile yaşayabilen bir türdür. Bu kelebeklerin vücutları kürke benzeyen siyah tüylerle kaplıdır. Gövdenin koyu rengi böceğin güneşten ısı emmesine yardım eder. Siyah benekli beyaz kanatlar diğer kelebeklerinkine oranla daha büyüktür. Böylece güneşin ışınlarını almak için daha geniş bir yüzey sağlanmıştır. Ayrıca bu kanatlar olağanüstü yükselme yönteminde de kelebeğe yardımcı olur. Kanatları son derece incedir bu yüzden hemen hemen saydam gibidir. Bu da güneş ışınlarının kelebek tarafından kolay emilmesine yardımcı olur.
*

Sarı Kelebek ve Orkide Arasında ki Ortaklık: S

Bir buçuk ayak orkidesinin nektarı 30 cm. kadar derindedir. Nektarı bu kadar derinde olan bir çiçeğin döllenmesi oldukça zordur. Bu çiçeklerin nasıl olup da çoğaldıkları sorusunun cevabını merak eden bilim adamları çeşitli araştırmalar yapmışlardır. Araştırmaların sonunda bu orkidenin kullanmadığı zaman ağzında yumak gibi sarılı duran 25 cm.lik dili olan bir kelebek türü tarafından döllendiği bulunmuştur. Bu kelebek ismi "sarı kelebek" anlamına gelen Xanthropan morgani predicta'dır. (Bilim ve Teknik Dergisi Şubat 1985 s. 32)

Monark Kelebeklerin Güçü:

Monark kelebekleri sonbahar döneminde gerçekleştirdikleri hayranlık uyandırıcı göçle bilinirler. Milyonlarca kelebek sonbaharla birlikte tam 3200 kilometrelik yolculuk için havalanmaya hazırdır. Göç çok ilginç bir biçimde tam sonbaharda gecenin gündüze eşitlendiği gecede başlar. Kanada’dan havalanan bu dev kelebek bulutunun hedefi Meksika’dır. Bu ülkelerarası yolculukta izlenen rota son derece hassas ayarlanmıştır: Kelebekler Meksika’da her defasında hep aynı dağların yamaçlarını bulur ve kışı buradaki volkanik kayalarla kaplı arazide geçirirler. Burada Aralık’tan Mart'a kadar 4 ay boyunca hiçbir şey yemezler. Yaşamlarını vücutlarındaki yağ stoklarıyla sürdürürken yalnızca su içerler.

İlkbaharda açmaya başlayan çiçekler Monarklar için önemlidir. 4 aylık bir bekleyişten sonra ilk defa bu dönemde kendilerine bir bal özü ziyafeti çekerler. Mart sonunda yola koyulmadan önce çiftleşirler. Tam gece ile gündüzün eşitlendiği gün koloni tekrar geldiği yere dönmek üzere kuzeye uçmaya başlar.

Bu durum bilim adamları için büyük bir merak konusudur. Kelebek gibi küçük bir canlı nasıl olup da 3200 kilometre gibi uzun bir mesafeyi havada katedebilmekte milyarlarca defa kanat çırptığı bu yolculuk için nasıl olup da yeterli enerjiyi depolayabilmektedir? Dahası milyonlarca kelebek nasıl olup da aynı anda bu kararı vermektedir? Bilim adamları için bu soruların yanında asıl bilmeceyi kelebek nesilleri hakkında bilinenler oluşturmaktadır.

Bir senede dört ya da beş nesil monark kelebeği yaşar. Sonbahar göçünü bu nesillerden sadece bir tanesi gerçekleştirir. Bu neslin ömrü diğerlerininkinden çok daha uzundur. Diğer nesiller ortalama 6 hafta yaşadıkları halde göç eden nesil 6 ay kadar yaşayabilir. Böylece göç eden nesiller her sene yenilenmiş olur. Bir diğer deyişle göçe hazırlanan nesil bu yolculuğa ilk kez çıkmakta 3200 kilometre uzaktaki bölge ya da geçilecek yollar hakkında ‘hiçbir şey’ bilmemektedir. Bir göç nesli bir önceki senedeki göç neslinin torunlarının torunlarıdır. Bu kelebekler nasıl olup da hiçbir bilgileriharitaları ve yön belirleme pusulaları olmadan bu ‘bilinmeyen’ yolculuğu başarabilmektedirler?

Güneşe Doğru Ayarlanan Bir Pusula mı?
Bilim adamları arasındaki yaygın düşünce monark kelebeklerinin bu isabet yeteneğinin güneşin gökyüzündeki konumunun izlenmesine bağlı olduğu yönündeydi. Ancak aynı bilim adamları güneşin gökyüzünde sürekli hareket ediyor olmasının bu varsayım için önemli bir sorun oluşturduğunun hep farkında oldular. Bu sorunu ABD’deki Massachusetts Üniversitesi Tıp Okulu araştırmacılarından Lincoln Brower şöyle ifade ediyor:

“Eğer güneydoğu yönünde Meksika’ya gitmek istiyorsanız gün doğarken güneşe göre açıyı hesaplarsınız. Bununla ilgili sorun ise güneydoğuya doğru yönünüzle güneş arasındaki açı farkının güneş gökyüzünde hareket ettikçe değişmesidir”. (Internal Clock Leads Monarch Butterflies to Mexico John Roach 10 Haziran 2003)

Brower ve arkadaşları kelebeğin sürekli değişen bu hesaplamayı nasıl başarabiliyor olabileceği sorusuna cevap vermek için bir dizi deney gerçekleştirdiler. Sonuçları ABD’nin ünlü araştırma dergisi Science’ta yayınlanan deneylerinde kelebeğin bu hesaplamalarında ‘içsel saatin’ oynadığı rolü ortaya çıkardılar.

Biyolojik saat adıyla da bilinen bu içsel saatler canlıların genlerinde 24 saatte bir tekrarlanan ritimler sayesinde uyku ve uyanıklık hallerindeki gibi fizyolojik etkinlik seviyelerini düzenlemede rol oynarlar. Bu saatlerin hayranlık uyandıran bir özelliği ise ortamdaki ışık seviyesine göre ritimlerin ayarlanması. Işıkları açık bir odada uyumakta zorlanmamızın nedeni de bu ayarlamadır.

Bilim adamları kelebeklerin yolu üzerindeki ABD’nin sonbahar mevsiminin ışık şiddetini gece ve gündüze göre taklit edebilen bir laboratuvar ortamı hazırladılar. Bu ortamda bir süre tutulan kelebekler daha sonra açık havadaki uçuş simülatörüne (kelebek uçuşunun yapay olarak gözlemlenebilmesini mümkün kılan camekanla kaplı cihaz) yerleştirildi.

*
Kelebekler daha sonra cihaza ince metal bir telle bağlandı. Böylece kelebekler ancak ileri-geri ve sağa-sola hareket edebilecek şekilde sabitlenmiş oldular. Kelebeklere uçtukları izlenimini vermek için cihazın zemininden kelebeklerin altına doğru hafif bir de hava akımı yönlendirildi.
Bu ayarlamalar sonunda görüldü ki sonbahar günlerini taklit eden laboratuvar ortamında bir süre kalmış olan bu kelebekler sanki Meksika yönüne gidiyormuş gibi güneydoğuya yöneldiler. Bu yönelme kelebeğin sonbahardaki ışık şiddetinde güneydoğuya doğru gidecek şekilde ‘programlandığını’ ortaya koyuyordu.


Alıntı.