Handadır handa, bir kara manda Üç yüz yaşındaydım evvel zamanda Mavi çadır gerilmiş, duydum pazar kurulmuş Vurdum karıncaya palanı Kırk yerinden bağladım kolanı Sardım sırtına seksen sekiz çuval soğanı Vardım pazara Vay ne pazar ne pazar, güzeller durmaz gezer Kırlangıçlar terzi, köpekler kalaycı, tilkiler tüccar
Buldum bir köşe, başladım işe Soğan sarmısak satarken Terazimin kolu kırıldı bir güzele bakarken Kurbağa kanatlandı gitti gelin getirmeye Gelin çıktı çardağa, çat yerleşti bardağa Masaldır bunun adı, dinlemekle çıkar tadı