Bilmek bazen öyle acıtır ki. Söylemek istediğimiz ne varsa kalır dilimizin ucunda.. Söyleyemediğimiz ne varsa dilimize de vurmaz zaten. İşte bu yüzdendir ki vurması için görmemiz gerekir. Öte yandan da görmek için ise çok bir şeyi yapmaya gerek yoktur, Yapmayı istemek yeter çoğu zaman..
Ve ben bundan ziyadedir ki bu aralar hep
mış gibi yapmış. Ve daha bir sürü şeyi, Şuramda saklamışımdır.
Kalbimdeki ağırlığınca acı yokluğunda ki hasretin kavuruculuğu'dur. Acının sebebi kirpiklerimde yer edinmiş gözyaşımdır. Gözyaşlarım ise kurumuş olsa da akacak bir yolu vardır elbette. Aşkların hep kiraz mevsiminde yaşanmışlığı vardır artık. İnancı kalmamış bir cevaptır bu benim için. Tüm sözcüklerim harflerle birleşip bir güvercin çığlığına saklanmıştır.
Benim için sadece
siyah vardır. Gündüzüm
siyah, gecem
siyah, şiirlerimde yazdığım gökyüzüm
siyah. Siyahın her tonunda bir dem kavrulmuştur acılarım.
Hele ki yeryüzünde böylesine yalanlar yaşanırken..
Umutlarım yoktur benim, kimsesizliğim ve sessizliğimde arda kalan…
Yıldızlarım ise kaymıştır çoktan unutmuşumdur bir anın karanlığında, oysaki bir emanet gibi bekliyorlardır beni, Uykusuz gecelerin ışığında..
İşte bu yüzden otopsisini istemeliyim cenazesini kaldırdığım umutlarımın, Çünkü hiç bir umut intihar meyillisi olmaz hala küçük kız çocuğunun gülüşlerini bir tebessüme emanet etmiş olan yüreğimde..
Renksiz bir gökkuşağımın hesabını sormalıyımdır belki de kimbilir…. Sara
Anlık Karalamalar