Hıçkırıklar boğazıma diziliyken hiç kıpırdamadan gözlerim kirpiklerimden süzülen yaş değil feryattı… Gül dalından koparılıp toprağa düştüğünde gün gün solarken kıpırdayamaz ya öyle donuk öyle sus pus duruyorum.

Toprak ağlıyor yapraklar dağılıyor ya bedenim de dalga dalga savruluyor yine de isyan gelse de dilimin ucuna sedamı kesiyorum. Avuçlarımı yırtıyorum tırnaklarımla kan damlıyor bastığım toprağa çıt çıkarmıyorum.

Biliyorum ki bu sızının tarifi yok…