Bazı anlar vardır kelimelerin ketum olur hiç bir harfi birleştiremezsin... Belki biraz hüzün biraz umut ama daha çok acı vardır yutmaya zorlandığın... Bir çok yalan söylersin kendine sırf biraz mutluluk için... Fakat yüreğinde taşımayı tercih etmediğinde dilinden dökülmeye başlar hepsi de. Aslında bu da bir yalandır.. Yüreğinde olmayan dilinde olamaz, dilin de olan zaten yüreğine sahiptir..


- Neden umut ve hüzün bir aradayken yalanla mutlulukta bir arada olmak zorundadır ki!
Demene gerek duymadan içimdeki seni susturuyorum ! Görmediğim , duymadığım ve sadece hissettiğim küçük kıza sus diyorum... Sadece sus istiyorum git içimden.. Katili olduğum ruhumun küçüğü onunla beraber seni de gömmek istiyorum..

O yüzden sessiz seslenişimle sana fısıldıyorum...

Ey benim güzel siyahim!


Nefesin işlesin gökyüzüme. Nefesine dizilmeye çalışan onca yıl bırak uzaklaşsın. Sen ruhunun yanabileceğini de unutma! Erkenden gir o mezara! Bir rüya anlatılır ve biter gece nasılsa...

Bir hayal olur saçlarına taktığın yıldızlar.. Bir rüya olur bir gün seslenilenler ruhuna... Ve unutma masallar çocukken güzeldir... Çocukken yüreğin değil hep dizlerin kanar! Sonra yeniden uyanır gün geceden kalma rüzgarlarıyla yeni bir gün doğar, yeni bir gün biter.. Ve masal kahramanları sadece masallar da güzel ...

O yüzden sus küçüğüm.. Sus yüreği siyahim.. Susmaya devam et!! Görmezden gel yaşın ne olursa olsun dizlerindeki yaraları! Yüreğindeki cam kırıkları daha fazla.. Sakla en ücra köşelere hayallerinden yar/alarını...

Eksik bir yapboz parçası gibidir hayat, hep yarım bırakır seni.. Küçük parçaları birleştir diye bekler, yarım bir şarkı söyler gibi söyleyeceklerin dilinin ucunda kalır ve hiç açılmayacak(mış) gibi çalar kapını yutulmuş bir yalnızlık melodisi!

Ve bir anda –muş, -mış ‘ları sokar hayatına hiç olmayacak bir yerden.. Ne de olsa hep yapacakları şey (seviyor)muş, sevmiyor(muş) gibi göstermek olacak olanların! Seni de zorlarlar onlardan biri olman için... Yüreğindeki yaralar büyüdükçe, parmak uçlarındaki her anı için sende vazgeçiyor(muş), yapıyor(muş)sun olursun ... Ruhun katran karasına karıştıkça oluşur boşluklar.. Nede olsa hepimizde bir parantez içi var, kimsenin bilmediği belki aklına bile gelmeyecek! Sonrada yuttur herkese ben masal anlatıyorum, ben masal dinliyorum.

İnanıyorum kendi kurduğum masala,
İnanıyorum anlattığın masala..

Sen sus ama yine de istiyorsan gör, duy, konuş ve istiyorsan da dinle o masalları.
Ama inanıyor(muş) gibi yap!

Sara....
Anlık Karalamalar....