Bugün insanlar dini inanca girmenin bir yolunu bulmak için uğraşıp duruyor, ama bunu genelde ancak bizatihi inançtan ziyade bir inanç istemi şeklinde tezahür eden bir zihniyet aracılığıyla başarabiliyorlar.

Hala bir kökü, temeli olmayan bizler, görecelikten pek kaçamıyoruz; bu nedenle de dur durak bilmeden bir tezahürden diğerine, bir kültürden öbürüne geçip duruyoruz; kendimizi, kendi varlığımızın yetersizliği yüzünden, önümüze çıkan her fenomenin varlığına iyice gömüyoruz.

Mevcut inançların ötesine geçip meseleye saf bilgi konumundan yaklaşan biri için nihayetinde ancak maddi alemde gerçekleştirilemeyecek bir fikir olarak var olabilecek bir doğal din arayışına girmesinin nedenlerinden biri de budur.