Kaç gidişle terk edildim ben bu şehirden ?
Kaç ayrılık biriktirdim ceplerimde ?
Kalbimin cepheleri bombalar yağdırırken göz sperlerime..
Yıkık dökük kaç ayrılık gömdüm ben bu şehre ?
Sol yanı yıkık özlemler dikiyorum şu günlerde yarını sökülmüş düşlerimle..
Eli yağmur tutan her çocuk gibi temizledim de ellerimi
Sen korku dolu düşüşlerle yürüyordun kirli bir masumiyetin üzerinde.
Oysa ben tertemiz bir aşk sunmuştum sana.
Sen günahsız oyunlarınla cennete çeviresin diye..
Özlemin en ağır çaresizliğini dudaklarına örüp acımasız bir kainata göz yumuyordum.
Şimdi bu okyanusun yolcusu hangi kıtadan geçiyordu?
Kalkıp gideceği en aksak durum mesafelerin ötesi miydi?
Belki de sersefil bir martı uzaktan bir gemiyi izlerdi.
Evet olabilitesi yüksekti gidişinin..
Gidenler de en çok kalanlarda kanıyordu vakitsiz.
Söylesene sevgili
Kaç gidişle bıraktın beni kanamalı yalnızlığımda?
Hayatın tozlu raflarından yırtıp koparttığın bu sayfa
Yanık bir ağıt sesinin ötesindeki kaçıncı yarım kalış?
İnan en ağır romanlarda bile yazılmamıştır böylesine bir gidiş.
Susuşlarım gizli kalmış parmak izlerin kadar utangaç.
Ve şimdi aşk senin bakmaya bile tenezzül etmediğin gözlerimde saklı!
Sahi acının kıyısına vuran dalgalar daha kaç aşkı boğacaktı?
Ben çoğu kez sabahların akşamlardan kalma hüzünler olduğunu düşünürdüm.
Mevsimlerde hep bir öncesinin tekrarıydı zaten.
Kuru ıslak ve dökümlü.
Mevsimlerle aramda benzer hüzünler vardı.
Sanırım bu senden kalan sonbahardı.
Gitmenden öncem kuruydu giderken nemli gittiğinin sonrası ağır bir yağış seramonisi..
Bazen sonbaharlar olurdu ve ben ilkleri özlerdim.
Aradan bin gün geçer bin asır gibi acıtıp giderdi zaman.
Ben anca seni özlemekle yetinirdim..
Sonra bir odaya kapatırdım kendimi
Sonra bir duvara yaslardım sırtımı..
Dilim tutulurdu ardından
Gökyüzü ağlardı bir bulutun kıyısından.
Gölgeler arasından aralanırdı kirpiklerim
Sense benim gözlerimden dökülen yıkık duvarım..
Kalbim kan uykusuna mahur.
Gece bir o kadar dolu..
Bil ki yok oluyorum bu şehirde.
Ayini düzenlenmiş bir ölüm
Ezberi unutulmuş sözlerim ve..
Selası okunmuş bir aşk bırakıyorum şehrin göbeğine..
Sancılı bir bağımsızlık oluyor bu biraz..
Sahici bir ayrılıksa gözlerinden.
Keşke sen
Benden başka her yüzü görebilen bir kör olsaydın sevgilim.
Hani mavi bir eksenin karanlık kuyularından atmazdım belki kendimi.
Ama körü körüne de yanmazdım dipsizliğimde..
Ve sen kıyamete şeref edecek gözlerle bakmasaydın keşke.
Elif Kübra KIYMAZ