Tanımını yapamadım, bu mu yalnızlık…?
Tanımını yapamadım, bu mu yalnızlık…?
Bir binanın en üst katından
Atlamak gibi değil yalnızlık
Yere tek başına düşme korkusu
Ya da kalabalık bir yerde
İçindeki sesin yankısı değil yaşadığın.
Yalnızlık bıçak gibi
Körelmeyi bilmiyor.
Kurumadı yalnızlığım.
Çaresizliğim tükenmedi cebimdeki param gibi.
Sürükledi beni divane sokaklarda
Yazılar yazdırdı adına şiir dedikleri.
Oysa yaşamak gülümsemek diye öğretilmişti,
Yaşamak oynamak,
Yaşamak savaşmaktı yokluklarla.
Sevdiğinin yokluğunu Divan Edebiyatı'nda okudum ama
Lisede söyledikleri anlaşılmıyor.
Sessizliğim zehir gibi.
Konuşmadıkça kanımda dolaşıyor sanki.
Ruhum hapsolmuş mahkum edasında
Volta atıyor bedenimde.
Aklımaysa uğramıyor
Meğer gönül penceremi kırmakmış derdi.
Yalnızlık doluyor içeri
Soğuyor seni yaşattığım yer
Ama derin dondurucudaki taze kalmıyor anılar.
Hep gözyaşı düşüveriyor
Yalnızlık lambadaki cin gibi
Hep bir sahip buluyor kendine.
Bense yüzündeki gülümsemesi ölmüş insan.
Aynalara baktıkça korkan,
Geceleri uyumak yerine
Kendisiyle pazarlık yapan,
Yaratana yalvaran dualarla
Ve yorgunluktan sızan sabahın ilk ışıklarında.
Ben yalnızlığın şansıyım
Dileklerinde hep ben çıkıyorum.
Yorgunluğumu gizlemek zor artık.
Uğraşılarımın sonuçsuzluğu hırpalıyor bedenimi.
Göz kapaklarım engel olmak istiyor mutsuzluğuna
Dileğimse benim yüzümden olmaması.
Ama yaşamak bu.
Acısı, ağırlığı olmasa
Anlayabilir misin mutluluğun kolay olmadığını?
Değerini bilebilir misin sahip olduklarının?