başımız beladan bir türlü kurtulmaz ve bu kasvetli
şerefine içilen her rakı kadehi
bir ömrün
camdan damlayan su buharından farkı yoktur
uğradığımız onca bozguna rağmen
üstümüze üstümüze gelen gölgelerin en komiğidir belkide ecel
bizim anca karıncalara merhaba deyişimiz
başkalarının nezdinde
ilk önce onlara diz çokeceğimiz anlamına gelir
insan olmanın hakkını vere vere
bebek yüzlü düşmanların önünde diz çöke çöke
yaşadığımız iklimin kurumaya yüz tutmuş en
can alıcı don tutmuş gecesi yine bizleriz
çiçeklere şimdi soruyorum belli belirsiz bir sesle
kimin aklı ererdi böylesine kaderleri bir anda yazmaya
hangi insan yahut bir hayvan yaratabilirdi
ayın titrek bir güvercin edasıyla sarktığı istanbulun
herhangi bir anın çehresini
anlımdan fırlayacak birazdan gevrekliğine kavuşmuş bir simit
demlenerek buharı tütecek en tavşan kanından kalbim
savaş uçaklarına çarpan güvercinler gibi
düşüncelerimiz hiç bir zaman kirlenmeyecek
sevdiğim,
kanatlarına güven
uçuşmaktan başka bir şansımız yok...
ve bana bir at lazım