Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa, çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyordu. O anı geçince söz soğuyor, katılaşıyor, insanın yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp atmak hiç de kolay olmuyordu.
Bedenlerinden akıl yoluyla bir nebze uzağa gidip dıştan objektif bakmaktan acizler, kendilerine kalmayan saygılarından ve gereksiz ayrıntıların boğduğu yaşantılarından ne kadar da memnun duruyorlar..