acıyı erteleme eşiğinde elleriniz buz keser.
kelimeleriniz tükenir.
ağzınızın içi çamur gibidir.

ya şimdi yaşanılıp s..caktır ağzınıza, her ne yaşanacaksa ya da daha sonra daha fena s...caktır.

acıyı ertelemeyi seçmek gibi bir lüksünüz vardır ama ertelenen acı hep daha acıdır.

durduğunuz yerde ayaklarınız karıncalanır, bacaklarınız bedeninizi taşıyamayacak hale gelir, hem de oturuyor ya da yatıyor olsanız bile hissedersiniz bunu.

yüreğiniz yırtılır acıyı erteleme eşiğinde.

bir şeyi ertelemenin güzelliğine kapılıp, o gaflet anında ertelerseniz acıyı, daha sert çarpar yüzünüze yumruğunu.

tam yüzünüzün ortasına vurup, burnunuzun kemiğini kırar o acı. sonra da kanayan burnunuzdan terse akar o kanlar ve gözlerinize dolar.

böyle bir bir noktadır, ertelenmiş acıyla karşılaşma anı.

eğer bir acıyı ertelemenin eşiğinde duruyorsanız, geçmeyin o eşiği. atmayın ileri o acıyı. bırakın olduğunuz yerde kalsın.