Süreyya Nickli Üyeden Alıntı
Yorumlarınızı bir ahlaksız aç hayvan gibi okumuş bulunmaktayım.
Ve gördümki herkes öyle yazmışki, sanki ahlakı değerler bizler doğar doğmaz bizimle birlikte beşiğe konulmuş.Ve bu konuda çok adaletsizce ve af edersiniz çok ahlaksızca davranmışız efenim.Nerden geldiğini unutan insan ahlak algisinı kendi geliştirdiğini düşünebilecek kadar egozentrik bir varlık.Bunun nedenleri var elbet ama bu konuya uygun değil şimdilik.
Gelelim @Lithium un sorusuna;
Din anlayışı(algısı) ahlaksız yaşanır ama ahlak din algısı olmadan yaşanmaz.Biraz daha splitting yapıp şunu dahi söyleyebilirim;ahlaklı insan dini vecibelerini bilinçsiz olsada yerine getirir yani çünki ögrendiklerinin temeli dinin(ilimin) vesilesi iledir.
Çünki insan cahil doğar.Yaşı kemale erdiğinde ögrendiği herşeyin bir temeli vardır.
Bu temelde bizi yönlendiren, insanlığın doğduğu andan itibaren verilen yasak ve emirlerinde gizlidir.
Ilk emiri hiçe sayıp karşı gelen yaratık Şeytandır.
Onu insan takip eder ve ahlaksızlığa ilk adımını atmış olur.
Yaradan onu dünyaya indirdiğinde herşeyi ögretmiştir.Nesilden nesile nakl edilen bilgiler insanlığın tarihteki yerini belirlemiştir.Mitolojileri incelersek hepsi diğerinin kopyasıdır.Dinleri incelersekte öyle.Mitolojiler hatta indirilen kitapların içeriği ile donatılmışlardır.
Şu Kasper Hauser deneylerin insanın ne kadar aciz bir varlık olduğunun tam net bir göstergesidir.Kendi başına bir Acizdir.
Biri bu konuda insan hakları falan birşeyler yazmış.
Insan hakları diye beyan edilenler "on emir"den uyarlanan "tavsiyeden" başka birşey değildir.Hammurabi'nin yazı olarak beyan ettiği yasalar bile bu "insan hakları ögretilerle" analogtur. Musadan önce yaşadıgına göre nasil oluyorda Hammurabi Tanahda yazılan yasaları yazı haline getirip ölümsüzleştirebiliyordu?Ve On emirin Tanrıdan geldiğine inanıyorsak,Yaradanın gücü güçsüzmüydüde bir beşerin kurallarını ilahi yollarla indirebilecek kadar düştü?Veya bu kurallar hepmi vardıda insanlık nereden geldiğini unuttuğu için Ilah yeniden hatırlatma gereği duydu?Insan unutandır.Neyi ögretirsen onu benimser.Ateistler din olmadanda ahlakliyım diyebilir.Ama ahlak öğretini nerden aldığından habersizdir.
Dil ilim öğrenilmeden Ahlak olmaz."Oku"diye boşuna emir edilmedi.
Ahlak "felsefesi" gelişen bir olağandır.
Kim ahlak benim tekelimde deyip dinle ne alakasi varsa derse onun aklından şüphe ederim.Dinde yanlış söylem aslında.
Ilimdir dogru olanı bilgi.
Ilim ve bilgi afedersiniz kucağimıza düşmedi.
Bize gösterildi insanın ilk dünyaya inişinden itibaren.
Biz kim oluyoruzda ilimsiz (dinsiz)ahlak olur diyebiliyoruz?Herşeyin bir başlangıç noktası vardır.Ahlakında.Ahlak algısı her ne kadarda almış başına buyruk yollara çıkmışsada o nereden geldiğini unutmamaktadır.Ahlak Esma'dan türeyen onun her zerresini içinde barındıran bir anlayıştır.
Ha şu Cuz-i irade vardı değilmi?Buda Allahın güzel ahlakından.
Bu konu altında çok şey konuşulabilir.Ama ahlaksızlık yapip değerli vaktinizi çalmak istemem.
"Ahlak, size ne söylenirse söylensin doğru olanı; din ise doğru ne olursa olsun, size söyleneni yapmaktır."
Ahlaklı olmak aynı yürümeyi öğrenmek gibi, konuşmayı öğrenmek gibi aile içinde veya yakın çevrede deneyimleniyor ve öğreniliyor. Günlük hayatımda karşılaştığım bir konuda "bir bakayım, kuran bu konu için ne diyor" gibi bir tavır içinde değilim.
"Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları."
"İnsanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü."
"Kişide huy olarak bilinen nitelik; iyi ve güzel olan nitelikler."
Tam da bu noktada, tamımlarda dini görebilen var mı?
Dinin ahlaka etkisinin ne olduğunu tartışmak gerekirse, elbette dinlerde özendirilen veya cezalandırılan bazı davranışlar toplumun ahlaki kodlarına da girmiştir, diyebiliriz ancak bir bütün olarak dinin önerdiği ahlak ile hayatımızdaki ahlak anlayışı örtüşmez. Çünkü, ahlak zaman ve mekana göre değişiklik gösterir ve toplumlarla birlikte yaşar, din ise donmuş bir kalıp.
Genel olarak ahlaki normlarla örtüşmeyen dini kurallar da var fakat şu an için değinmiyorum. Israr edilir ise mutlaka.
Toplum ile bireyin arasındaki ilişkiyi düzenleyen kurallardan bahsederken neden mutlak dini referans almalıyız?
Başlık altındaki herkesi ahlaksızlık ve adaletsizlik ile suçlamışsınız fakat temellendirememişsiniz. Konudaki bir çok arkadaş fikirlerini sunarken, gerekli olup olmamasından, alaka ve ilişkisinden bahsedip içeriğe değinmemiş. Adaletsizlik nerede?
"Din anlayışı(algısı) ahlaksız yaşanır ama ahlak din algısı olmadan yaşanmaz."
Ahlak olgusunun din olgusundan doğduğunu gösteren bir cümle değil bu.
Bahsettiğiniz algı sebebiyle, dini yapısı gereği sadece bir şablon, kurallar bütünü olarak benimsemiş, insan olarak bir vicdan geliştiremeyip etik değerleri, prensipleri olmayan bireylere mide bulantısı eşliğinde maruz kalıyoruz.
Sizin din ve ahlaksızlığı çelişkili bulmamanız hiç anlaşılır değil, dinin insanları ıslah etmeye yetmediğini haykırmak size uygun bir davranış değil. Yanlış ifade ettiğinizi düşünerek üzerinde durmuyorum.
Meramım ahlak ile dinsizliği bağdaştıramıyor oluşunuza.
Bir yığın soru var kafamda, davetime olgunluk eşliğinde icazet ederseniz paylaşmayı düşünüyorum. Yerme, öteleme, genelleme gibi tutumlardan uzak olarak cevaplarsanız hoş olur. Herkesin de sizi yermesi ve ötelemesini hiç istemem. Fazla yakışıksız. Gerek duyulmamalı.
Fikre karşı fikir, ortaya konan düşünceye katkıda bulunmak ya da başka bir önerme yeterli gelebilmeli.