Emma GOLDMAN (d. 27 Haziran 1869, Litvanya – ö. 14 Mayıs 1939, Toronto)

If I cannot dance it is not my revolution!



Son nefesine kadar mücadeleyi bırakmadı bu “anarşist feminist kraliçe” (kraliçe ifadesi fazlasıyla çelişmiyor mu Emma’yla?) Defalarca sürgün yedi, yok edilmek istendi, halk düşmanı ilan edildi. Konuşma yapacağı yerlerde bütün kolluk güçlerinin seferber edilmesine sebep oldu, öyle de korkuttu iktidarı. Hatta onun yüzünden, ABD anarşistleri kolayca sınır dışı edebileceği -sanırız halâ geçerli olan-bir yasa çıkarmak zorunda kaldı. Yani kısaca devlet, askeriyle, polisiyle, kilisesiyle dur durak bilmeksizin saldırdı Kızıl Emma’ya. Ama nafile…

Emma, kişiliğiyle, ilham veren yaşamıyla, yeri geldiğinde hiç çekinmeden sorgulayıp değiştirdiği anarşist tavrıyla ve özellikle de kadını nesne olmaktan çıkarıp hayatın tam ortasına koyan düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor zihinlerde.



***


Geleceğin bu azılı anarşisti, 1869’un 27 Haziran’ında, Litvanya’da, bir Yahudi olarak dünyaya geldi. (Mezar taşında 29 Haziran yazsa da doğum günü resmi kayıtlarda 27 Haziran olarak geçmektedir.) Emma henüz 13 yaşındayken ailesi St. Petersburg’a taşındı. Rusya onlar için tehlike arz ediyordu. Çünkü II. Alexander henüz öldürülmüştü ve Yahudilerin bir katliama kurban gitme ihtimalleri vardı.

***



Taşındıkları ilk zamanlar Emma okula gidiyordu ama 6 ay kadar kısa bir süre sonra, ailesinin yaşadığı maddi sıkıntılardan dolayı okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldı. Çernişevski’nin Nasıl Yapmalı’sı tam da bu sıralar karşısına çıktı. Sonradan kafasında tam anlamıyla netleşecek anarşist fikirler, bu kitapla birlikte filizlenmeye başladı Emma’da.

***


15 yaşına bastığında, babası bu yeni yetme anarşisti evlendirmek istedi, Emma tabii ki karşı çıktı. 17 yaşında ise ailesinin kararıyla, kız kardeşi ile birlikte New York’a, diğer kardeş Lena’nın yanına gitti. Burada bir tekstil fabrikasında çalışmaya başladı.

***


On beş yaşındayken karşılıksız bir aşka tutulmuştur ve bunun üzerine sunları söylemiştir;

"Bunun acısıyla bir ton sirke içerek romatik bir yoldan intihar etmeyi düşledim. aşkımdan intihar etmemin beni mezarımda uçuk ve ilginç, solgun ve şiirsel göstereceğini düşünmüştüm. ama on altıma geldiğimde daha görkemli bir ölümde karar kıldım: ölene kadar dans edecektim."

***

Anarşizmle bağlarını daha da güçlendiren ve onu tam anlamıyla bir anarşist yapan olay, 1886’da gerçekleşen, 1 Mayıs’ın doğmasına neden olan Haymarket Olayı oldu. Haymarket Meydanı’nda düzenlenen miting sona ermek üzereyken provokatörler tarafından polislere atılan bir bomba 7 polisin ölmesine sebep oldu. Bu olaydan dolayı yedi işçi idam cezasına çarptırıldı. İşçilerden ikisinin cezası ömür boyu hapse çevrildi, biri hapisteyken intihar etti, diğer işçilerden dördü ise asıldı. İşte bu olay Emma’yı anarşizmde bir üst noktaya taşıdı.

***


En önemli yoldaşı: Berkman


Sonraki süreçte New York’ta, o dönem anarşist hareketin Amerika’daki önemli figürlerinden biri olan Alexander Berkman ile tanıştı ve beraber yaşamaya başladı. 1892’de de Berkman ile Henry Clay Finch’e başarısız bir suikast girişiminde bulundular. Suikastın hedefindeki kişi yaralanarak kurtuldu. Berkman 22 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 14 yıl hapis yattı, 1906’da salındı.

Bu suikastı planlamalarının sebebi, Finch’in, fabrikasında başlayan grevi silahlı muhafızlarla bastırmasıydı.

****

"Özgür insan,her türlü iktidara karşı olmalıdır.''
"Anarşizm, en militan bilinçlerin çarpıcı protestosudur. anarşizm, en sert saldırılara göğüs geren, çürümekte olan bir çağın çığırtkanlığını yapanlara direnen öyle bir güçtür ki kesinlikle taviz vermez, eğilip bükülmez."

***

“Vermezlerse alın!”


1893’te işsizleri kışkırttığı gerekçesiyle tutuklandı ve Blackwell Adası Cezaevi’nde 1 yıl hapis yattı. Tutuklanmasına sebep olan söylemi de bir başucu sözü oldu: “İş isteyin. Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin. Eğer ekmek vermezlerse, ekmeğinizi alın!”

***


Anarşist olması yetti


Tarihler 8 Eylül 1901’i gösterdiğinde, Şikago’da, McKinley suikastı sebebiyle tekrar tutuklandı. McKinley’i vuran kişi bir anarşizm sempatizanı Leon Czolgosz’tu. Ama olayla ilgisi olmayan kişiler de tutuklandı. Zira devlet, anarşist hareketin halk nezdindeki itibarını sarsmak istiyordu. Czolgosz idam edildi, Emma Goldman 24 Eylül’de serbest bırakıldı.

***

Dünya Savaşı ve bir dönüm noktası


Emma Goldman 11 Şubat 1916’da tekrar tutuklandı. Bu kez tutuklanma sebebi, doğum kontrolü hakkında dağıttığı bilgilendirici dokümanlardı. Hayatının akışını değiştirecek tutuklanma 1917’de gerçekleşti. Goldman, Alexander Berkman, Eleanor Fitzgerald ve Leonard Abbott ile birlikte “Zorunlu Askerliğe Hayır” adında bir birlik kurdular ve I. Dünya Savaşı’na karşı gösteriler düzenlediler. Bu eylemleri üzerine 2 yıl tutuklu kaldılar ve sonra da vatandaşlıktan çıkarılıp Rusya’ya sürüldüler.


***

Rusya günleri: Büyük bir hayal kırıklığı


Rusya’da Bolşevikleri destekledi Goldman, ülkeyi gezip politik baskı ve diğer zor koşullara şahit olana kadar. Bolşevizme sempatilerini yok eden olay ise 1921’de gerçekleşen, Kronştad denizcilerinin ve askerlerinin Bolşeviklere karşı ayaklanması oldu. Bu süreçte Emma grevdeki işçilerle dayanışma içinde oldu, ama Kızılordu ve Troçki tarafından saldırıya uğradılar. Bu olay bir kırılma yarattı ve 1921 Aralık’ında Rusya’yı terk ettiler. O dönem yaşadıklarını “Rusya’daki Hayal Kırıklığım” ve Rusya’daki İlave Hayal Kırıklığım” kitaplarında anlattı.

****

"kadının gelişimi, bağımsızlığı özgürlüğü kendisinden gelmelidir.ilk olarak kendisini bir seks objesi değil, bir kişilik olarak ortaya koymalıdır. ikincisi, hayatını basit, fakat zengin ve derin kılarak; kendi bedeni üzerinde başkalarının iddia ettiği tüm haklara karşı koymalı, istemediği sürece çocuk yapmamalı, tanrının, devletin, kocasının, ailesinin bir kulu olmaya karşı çıkmalıdır.bu da hayatın tüm karmaşıklığını ve özünü anlamaya çalışarak, yani kendini toplumun fikirlerinden ve yargılarından özgürleştirerek olur.