Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!*
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.*
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîdi...*
Bedrin arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.*
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?*
Gömelim gel seni târîhe desem, sığmazsın.*
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...*
Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.*
Bu, taşındır diyerek Kâbeyi diksem başına;*
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;*
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,*
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;*
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, (4)*
Yedi kandilli Süreyyâyı uzatsam oradan;*
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,*
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,*
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;*
Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;*
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...*
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.*