Ben’ler koydum boşluklara...
Çocuk sevinçleri gömülü bahçemde dolaşırken bugün
Gaipten gelen bir sesle uzandım zamanın dallarına
Huzurun meyvelerini toplamak istedim kucağıma
Avuçlarıma değerken nasibim
aklımın mevsimi değdi sonsuzluğa...
Düşlerin büyüsüne kaptırdım kendimi
renk paletlerinin esrarlı havasında.
Kilometre taşlarında molalar verdim
zamansız biten aşklar mezarlığında.
Deli taylar misali koşarken dört nala
Sessiz harflere kapandım çoğu kez
eksilip yıprandım lodoslarda...
Şizofren havası doldurdum ruhuma.
Ayraç içinde gördüm özgürlüğümü
sarmaşıktan insan uçurumlarında.
Hep deneyip hep yenilsem de farklı sularda.
yaralı imgeleri tutup ellerinden
Ben’ler koydum boşluklara.
Konuşmaya gebe kalsa da isyanlar;
Beyazlar giyindi toprak rengi umutlar
Notası sevinç olan
binlerce şarkıyı fısıldadılar kulaklarıma...
Pembe bir düş dönümüydü peri masalları
ne varsa dünkü ile bugünkü hep aynı..
Sadece eskisi kadar yakın değilim çizgilere
Coşkulu nehirleri gizlendim dağlar ötesine
Çürümeye nakışlı bedenimi hapsettim
siyah -beyaz resimlere...
Savruluşların ardında,son bir çırpınış ile
yitik bir tebessüm bırakıyorum sevdiklerime
Define gömülü gözlerinden zamanın
usulca inerken yeryüzüne.
Biliyorum ki; Secde edecek toprak
ölüm prova yaparken üzerimde...
ferda,ca